ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Kadın Kahramlar


Milli Mücadelede Kadın Kahramanlarımız

“Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkân yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim" diyemez.”

Mustafa Kemal Atatürk



 

Nene Hatun
(1857 – 1955)
 
Tarihimize ‘93 Harbi’ adıyla geçen Türk-Rus savaşında Erzurum’un Aziziye Tabyası'nda gösterdiği kahramanlıkla adını tarihe yazdıran Türk kadını. Erzurum'da doğdu, tam doksan sekiz yıl orada yaşadı. Ruslar, Azizeye Tabyası’nı 8 Kasım 1877 tarihinde hileyle ele geçirmişlerdi. ErzurumluNene Hatun, 22 yaşındaki bu kahraman, çocuğunu evde bırakarak, kocasının peşinden Ruslara karşı cepheye koşmuştur. Taşla, satırla savaşarak AziziyeTabya’sını kurtaranlardan biri olmuştur. Bu yüzden; ‘Erzurum’daki şehitlikte yalnız erkek gönüllüler değil, nice kadın fedailer yatar.’[1]
         III. Ordu tarafından Kars kapısında bir ev tahsis edilen NeneHatun, Bir kahramanlık sembolü olarak tanındı ve anıldı. Ömrünün son demlerini ‘Üçüncü Ordu’nun annesi’ olarak geçirdi.
         1955 yılında ‘Yılın Annesi’ seçildikten sonra, 22 Mayıs 1955 günü Erzurum’da zatürreeden vefat etti, Aziziye Şehitliğine gömüldü. Ölümünden üç ay önce Türk Kadınlar Birliği tarafından ‘Anneler Annesi’ seçilmiştir.Mezarı Erzurum’daki şehitliktedir.




    Şerife Bacı

1921 yılı Kasım ayında İnebolu'ya önemli miktarda savaş malzemesi gelmiştir. Malzemenin bir an önce Kastamonu'ya iletilmesi gerekir. Cepheye gidemeyip de köylerinde kalan yaşlılar sakatlar, kadınlar, Menzil komutanlığının malzeme taşınması haberi üzerine kağnılarla yola çıkarlar. İnebolu'dan kağnılara yüklenen cephaneler Kastamonu'ya doğru yol alır. Bu cephane kollarında hep kadınlar vardır. Bunlardan biri de Şerife Bacıdır. Şerife Bacı top mermileri ıslanmasın diye kazağını mermilerin üzerine örtmüş, yavrusu ölmesin diye üzerine abanmış ve soğuktan ölmüştür, ama ölene kadar vücut sıcaklığını yavrusuna vermiştir.
Bugün Kastamonu'da şanına layık güzel bir anıtı vardır.



Halide Onbaşı (Halide Edip Adıvar) (1884-1964)
İşgallerin ardından İstanbul'da yaptığı konuşmalarla halkı işgallere karşı uyandırmaya çalıştı.1919'da Sultanahmet Meydanı'ndaki mitingde yaptığı etkin konuşma sonrası hakkında tevkif kararı çıkınca, eşi ile birlikte Anadolu'ya kaçarak Kurtuluş Savaşına katıldı. İstanbul Hükümeti tarafından Mustafa Kemal ile birlikte hakkında ölüm kararı verilen altı kişiden biriydi. Mustafa Kemal onu Garp Cephesine tayin etti. Kendisine önce “onbaşı” , sonra da “üstçavuş” rütbesi verildi. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasal görüş ayrılığına düştü. 1917'de evlenmiş olduğu ikinci kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrıldı. 1939'a kadar dış ülkelerde yaşadı. 1939'da İstanbul'a dönen Adıvar 1940'ta İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü Başkanı oldu, 1950'de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi. 1954'te istifa ederek evine çekilmiş ve 1964'te
ölmüştür. Değerli yazarımız Kurtuluş Savaşını ve Türk kadınlarının mücadelesini anlatan ve Türk klasikleri arasına giren pek çok esere imza atmıştır.

        

Kara Fatma-Fatma Seher (1888–1955)
 
         Erzurum’un simgesi olan diğer mücahit kadın ise Kara Fatma’dır. 1888 yılında Erzurum doğan Fatma Seher, Balkan Harbi’ne Edirne’de görev yapan kocası subay Derviş Bey ile katılır. I. Dünya Savaşı’nda, ailesinden 9–10 kadınla Kafkas Cephesi’ne gitmiştir. 1.Dünya Savaşı’na katılmıştır. Mondros Mütarekesi’nden sonra ise eşi Derviş Bey’in vefat haberini almış ve Erzurum’a dönmüştür.
         Erzurum’da bir süre kalan Fatma Seher Hanım, Sivas Kongresi’nde bulunan Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek için Sivas’a gitmiş, kendisinden Milli Mücadele’ye katılmak için görev istemiştir.
         Mustafa Kemal bu görüşme sırasında ona adını, silah kullanmayı, ata binmeyi bilip-bilmediğini, savaştan korkup-korkmadığını sormuştur. Kara Fatma’nın verdiği cevaplar Mustafa Kemal’i memnun etmiş, “Kara Fatma, bütün kadınlar keşke senin gibi olsaydı” demiştir. Bu olaydan sonra Fatma Seher Hanım’ın adı “Kara Fatma” olarak kalmıştır.
         Daha sonra ise Mustafa Kemal eline aldığı kâğıda bazı notlar yazarak Kara Fatma’ya vermiş “Haydi göreyim seni, verdiğim talimatı unutma, bir an evvel İstanbul’a git, hazırlan ve işe başla” demiştir (Tansel, 2001, s.41). Fatma Seher Hanım, Mustafa Kemal’in bu isteği üzerine Sivas’tan hemen İstanbul’a geçmiştir.
         Bir süre sonra İzmit’in işgal edildiğini duyan Kara Fatma, Topkapılı Pire Mehmet, Laz Tahsin, kardeşi Süleyman ve oğlu Seffeddin’le birlikte bir çete kurarak, trenle gizlice İzmit’e geçmiştir. Bahçecik ve Servetiye yoluyla Paşaköyü’ne geçen Kara Fatma ve adamları burada karargâh kurmuşlardır. Bu bölgede kısa sürede teşkilatlanmalarını tamamlayan Kara Fatma çetesi, çevredeki Türk köylüleriyle birlikte Yunanlılara karşı uzun süre mücadele etmişlerdir. Özellikle, Bahçecik, Yeniköy, Değirmendere, Servetiye, Kaynarca ve Fındık Tepe civarında faaliyet gösteren Rum ve Ermeni çetecilere karşı, büyük bir başarı göstermişlerdir. Erzurumlu FatmaSeher’in;  ‘Anadolu’daki Kara Fatmaların en kuvvetlisi benim’ demesi,  takma ad olayının bir kanıtıdır.
         Çete Reisi olan KaraFatma’nın anılarında; “Kadın mücahitlerin yirmi sekizi şehitdüştü, geriye kalan on sekiziyle de I.  ve II.  İnönü Savaşları’na katıldık” demiştir.[2]
         İzmit, Kara Fatma gibi cesur yürekli insanlarımızın üstün gayretleriyle, 28 Haziran 1921 tarihinde düşman işgalinden kurtarılmıştır. Kara Fatma ve ailesi, İzmit’in kurtarılmasından sonra bir süre daha bu bölgede kalmışlardır.    
         Kara Fatma’ya, 1921 yılında Büyük Millet Meclisi’nce Çavuşluk rütbesi verilir. Başkumandanlık Meydan Muharebesi’ne de katılan KaraFatma’nın ünü Rusya’ya kadar yayılır, hatta Ruslar KaraFatma’ya kol saati hediye etmişlerdir. Başarılarından dolayı üsteğmen rütbesine terfi eden Kara Fatma, 10 Eylül 1922 tarihinde birliğiyle Bursa’nın kurtuluşuna katılmıştır. Kendisine hizmetinden dolayı üsteğmenlik maaşı bağlanmıştır. Fakat o, bağlanan maaşı kabul etmemiştir. 1944 yılında bu olayı, şu sözlerle anlatır:
         “Vatanın büyük kurtarıcısı Ebedi Şef’in layık olmadığım büyük iltifatı beni son derece sevindirmişti.  Esasen bütün emel ve arzum, yapmış olduğum hizmetten hiçbir menfaat beklememekti. Bu itibarla taltif edilmiş olduğum rütbenin karşılığında verilecek maaşı, Kızılay’a terk etmekle son vazifemi yaptım.”  
         Kara Fatma, 1954 yılında İstanbul’da yalnız yaşamakta ve çalışamayacak durumdadır. Ona, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce, Vatana hizmet aylığıbağlanması teklif edilir. Maaş bağlandıktan bir yıl sonra, KaraFatmaErzurum’da vefat etmiştir. (Şenel, 2006, s.24).
 



Asıl adı Adile olan, Adile Hala, Adile Onbaşı diye bilinen
kahraman silah arkadaşları arasında "Kara Fatma" olarak anılırdı.


            Adile Hala 1870 yılında Tarsus’ta doğdu. Serpildi, gelişti, elleri nasırlı Anadolu kadını olarak ortaya çıktı. 1919 yılında Fransızlar Çukurova’yı işgal edince silaha sarılarak Kuvayı Milliye saflarına katıldı ve kadınlığını aklına getirmeden vatan deyip erkeklerle aynı safa girdi ve omuz omuza savaştı.
            Adile Hala savaşta ön saftadır. Matarası belinde, mavzeri elinde belâ gelecekse gâvurdan gelsin, benim vatanım var, bana yar olmuş beni var eden, sonra yanına alacak ALLAH’ım var diyerek gözünü sakınmadan vuruşur durur.
            Dört yıl kalır kuvayı milliye saflarında. Üzerinde milis kıyafeti vardır. Elinde mavzeri, başında siyah kalpak, belinde fişeklikleri ve ayaklarında deri çizmesi! Gören kadın olduğuna hükmetmez, yaman bir çetecidir deyip geçer.
            Adile Hala her silahlı çatışmada ve her baskında ön saflarda yer aldı. Her yerde hazır ve nazır olup görev bekledi. Hangi görev verildiyse başarı ile yaptı.
            Zoru gören Fransızlar 20.10.1921 de Ankara Antlaşması ile Çukurova’dan çekilince bölgedeki Milis Kuvvetler, Batı Cephesindeki düzenli ordu emrine girdiler. Adile Hala boş durur mu? On arkadaşı ile milis kuvvetlerin içinde yer alıp cepheye koştu.
            Büyük taarruza katılan Adile Hala, cephane ve silah taşınmasında önemli hizmetler yaptı ve ONBAŞI rütbesi aldı.
            Savaş ve elde edilen zafer sonrası Adile Onbaşı Tarsus’ta evinde anıları ile baş başadır. Mustafa Kemal’inTarsus’a geldiğini duyunca giyer Milis elbiselerini dışarı fırlar onu karşılayanlar arasına katılır. Mustafa Kemal kalabalık arasından ilerlerken, halk onu daha yakından görmek için yanına gitme uğraşı veriyordu. İşte böylesi bir anda bir kaynaşma olur, halkın arasından fırlayan milis kıyafetleri içindeki Adile Onbaşı (Adile Hala) Mustafa Kemal’in önüne çıkarak ayaklarına kapanarak gözyaşları içinde “Bastığın toprağa kurban olayım paşam” diyerek, bağırarak ayaklarını öpmek ister.  Mustafa Kemal kadını yerden kaldırmak için eğilirken, yanındakilerden biri “Paşam bu kadın Kara Fatma Lâkaplı Adile Onbaşı, Adile Hala’dır” deyince, gözleri yaşaran Mustafa Kemal, Adile Onbaşı’nın elinden tutarak ayağa kaldırıyor ve kadının yaşlı gözlerinin içine bakarak: “Kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın. Dünyada hiçbir milletin kadını “Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluş ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim diyemez” diyerek Türk kadınının kahramanlığını dünyaya haykırıyor ve Adile ile Onbaşı’nın şahsında tüm Türk kadınlarını selamlıyordu.
            Adile Onbaşı anıları ile beraber yaşadı. Öldüğü güne kadar milis üniformasını sırtından çıkarmadı. Her milli bayramda törenlere katıldı ve 1948 yılında 78 yaşında hayata gözlerini yumdu. Nur içinde yatsın Adile Hala, Adile Onbaşı.
 



     
  Gazi Ayşe Altıntaş

  İstikbal Harbi Kahramanlarımızdan Binbaşı Ayşe de, adını hep minnet duygularıyla anmamız gereken kahramanlar arasındadır. Binbaşı Ayşe, bizzat kendi macerasını şöyle anlatmaktadır:
         “...Büyük harpte Kafkas Cephesi’nde yaralanarak ölen kocamın ve tüm vatan evlatlarının intikamını almaya and içmiştim. Allah, bu fırsatı 15 Mayıs 1919’da bana verdi. İzmir’i Yunanlılar işgal ettiği sırada ilk direnişimiz sona erip şehre Yunanlılar hâkim olunca Aydın’a gittim. Orada faaliyete geçerek bir Kuva–yı Milliye birliği teşkil edip, bilâhare Nuri Çetesi’ne katıldım. Aydın muharebelerini yaptıktan sonra Koçarlı’ya çekildik. Bu şekilde, bilfiil atıldığım İstiklal Mücadelesi’ne başından sonuna kadar iştirak ettim.
         İlk defa Sakarya’da sol kasığımdan piyade mermisi ile yaralandım. Seyyar hastanede tedaviden sonra tekrar müfrezeme iltihak ettim. Büyük Taarruz’da Mürsel Paşa Fırkası’na iltihak ettik. Ve Ahır Dağları’ndan düşman gerilerine akmağa memur edildik. İzmir’e ilk giden birlikler arasında ben de vardım. Ancak, bu arada misketle sol bacağım kırıldı.”...
         Binbaşı Ayşe, kocasının en kıymetli birer yadigarı olarak sakladığı ziynetlerini satarak at, mavzer, elbise ve çizme tedarik etmiş ve bu mücadelede, derece derece terfi ederek Binbaşılığa kadar yükselmiştir.
1934 yılında soyadı kanunu kabul edilince, ALTINTAŞ soyadını alan, Gazi Ayşe Altıntaş 27 Ocak 1949 günü kalp yetmezliğinden Ankara’da vefat etmiştir.

 
       


Gördesli Makbule

 
         Vatan işgal altındadır; Yunanlılar Sakarya Savaşı’nı kaybetmiş, mevzilerine çekilmişlerdir. Gördesli Makbule, kocası ile çete kurarak dağlara çıkar. 17 Mart 1922’de Kocayayla’da cereyan eden bir çatışmada Makbule, geri çekilen çete arkadaşlarını kınayarak cesaret verici bir konuşma sonrası düşmana saldırır ve başından aldığı kurşunla şehit düşer. Ama silah arkadaşları düşmanı yenerler.
 



Kılavuz Hatice

 
         Adana ve yöresinde Fransızlara karşı verilen mücadelede yer alan ve milis kuvvetlerine katılan Kılavuz Hatice, 8 Mayıs 1920’de milli kuvvetler Pozantı’ya taarruzu başladığında, kritik bir duruma düşen Fransızları kandırarak kılavuzluk eder. Hatice, kılavuzluk yaptığı Fransızlara yanlış yol göstererek Karboğazı’na sokar. Boğazda sıkışan Fransızlar, Türk askerine esir düşer.
 



Rahmiye Hanım

 
         Adana’nın kadın kahramanlarından Rahmiye Hanım da, 9. Tümen’in 1920 yılının Şubat ayında Hasanbeyli civarında Fransızlar ile yaptığı muharebeye müfrezesiyle katılır. Muharebe sırasında ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileri doğru atıldığından dolayı kendisine ‘Tayyar Rahmiye’ lakabı verilir.

Temmuz 1920’de Osmaniye’deki Fransız karargâhına yapılan hücumda arkadaşlarının tereddüdünü görünce, “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da, siz erkek olduğunuz halde yerde sürünmekten utanmıyor musunuz?” Diyerek hücuma geçilmesini sağladığı tarihi kaynaklarda yer almaktadır.
 



Nezahat Hanım Onbaşı

 
Eşini yitiren 70. Alay Komutanı Hâfız Hâlid Bey, 8 yaşındaki kızı Nezahat’ı kimseye emanet edemeyip, yanına almıştı. Küçük Nezahat Çanakkale cephesinde muharebe havasına alışmış, Alay İzmit’e nakledildiğinde talimlere katılarak mükemmel at binmesini, silah kullanmasını öğrenmiş ve 12 yaşında “onbaşı” rütbesini almıştı. Babasının yanında cepheden cepheye koşmuş, çarpışmalara girmiş ve 100′den fazla düşman askeri öldürmüştü.
Nezahat Onbaşı 30 Ocak 1921 yılında T.C.’nin İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmesi önerilen ilk vatandaşıdır ve bu öneri TBMM’ de hararetle kabul edilmiş, ancak Kurtuluş Savaşı’nın hengamesi içinde işleme konulamamış, daha sonra da kararın yerine getirilmesi unutulmuştu. TBMM’nin “Şükran Belgesi’ne” 65 yıl sonra 78 yaşında bir nine iken kavuşmuştu.

 



Halime Çavuş (Koca Bıyık)

Kastamonu’da doğan, anne-babasının “kızım gitme” şeklinde yalvarışlarını dinlemeden mücadeleye katılan Halime Çavuş, uzun yıllar Halim Çavuş zannedildi. Kurtuluş Savaşı’na giderken erkek kılığına girdi, erkek gibi tıraş oldu, saçını kazıttı ve kimseye kadın olduğunu söylemeden Türk askerinin arasına karıştı. Mühimmat taşımada birçok görev yaptı. Bir Düşmanın açtığı ateş sonucu bir ayağı sakat kaldı. Bir keresinde İnebolu’dan cepheye cephane taşırken Mustafa Kemal Paşa’ya rastladı. Ancak rastladığı kişinin O olduğunu bilmiyordu. Mustafa Kemal Paşa “Sen üşüyor musun böyle?” diye sordu. “Bey, 100 bin kişi kurtulacak. Ben öleceğim de ne olacak?” dedi. Paşa kafa kâğıdını istedi. Verdi. “Sen kız mısın?” “Evet.”
Gün geldi savaş bitti, ancak o ne asker üniformasını çıkardı ne de her sabah tıraş olmaktan vazgeçti. Savaş sonrası Mustafa Kemal tarafından Ankara’ya çağrıldı. Ailesi önce korktu, Paşa, Halime’yi neden çağırıyordu ki? “Gitme” dediler, o yine dinlemedi. Kapıda yavere “Paşa hangisi bilmiyorum” dedi. Yaverin “soldaki ” demesiyle koşup elini öptü. O’nun “Seni yollamıyorum, bizim kızımız ol” önerisine “Annem babam beni bekler” şeklinde cevap veren Halime Çavuş, “Ben ana-babaya itaatli evlada saygı duyarım” diyen Mustafa Kemal Paşa tarafından çeşitli hediyeler verilerek tekrar evine yollandı ve kendisine maaş da bağlandı. 75 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Erkek kılığında savaşan Halime Çavuş

Kaynak: Ahmet Gürel
ADD Bilim ve Danışma Kurulu Üyesi


[1] Fevziye Abdullah Tansel, Kurtuluş Savaşı’nda Kadın Askerlerimiz, Cumhuriyet Gazetesi
[2] 1922 yılı İstikbal Gazetesi.




 
        EFE AYŞE (1894-1967)

“O günlerden iki hatıram kaldı: Biri kadınlığımla yaptığım savaş, öteki de rahmetli Atatürk’ün göğsüme taktığı istiklal madalyası” Çete Emir Ayşe

           Çete Ayşe İmamköylü’dür. O bir annedir. İki kızı vardır.( Huriye ve Hafize) okuma yazma bilmez, şehit hanımıdır. Kıt kanaat geçinip gitmektedir. Durum böyleyken köyünde sakin bir yaşayış sürdüren adı Emir Ayşe olan 23 yaşındaki ev hanımı çok zor şartlar altında silahlanıp düşmanın karşısına çıkmıştır.  Çete Ayşe o günlerin ıstırabını yüreği yanarak duymuş bir vatanseverdir. O yola çıkınca diğer kadınlar, kızlar peşine takılmış, bu yönüyle bölgenin diğer kadın kahramanlarına  öncü olmuştur. Öncülüğüyle de kadın kahramanlarımızın sembolüdür. Zaferi gören bahtiyarlardandır.
 
         Efe Ayşe 1894 yılında Aydın Merkez İmamköy’de doğmuştur. Babasının adı Mustafa’dır. 1910 yılında Kayacık Köyü nüfusuna kayıtlı Mustafa adlı kişi ile evlenmiş, bu evlilikten iki kız çocuğu olmuştur.
         Eşi Mustafa 1915 yılında Çanakkale Cephesinde askere alınmış ve bu cephede şehit düşmüştür. Efe Ayşe eşinin şehit düşmesi üzerine tekrar İmamköy’e yerleşmiştir.
         Yunanlıların 1919 yılında Aydın’ı işgali sırasında İmamköy’ü ele geçirmeleri üzerine silahlanarak Umurlu’daki Sancaktar Ali Efe grubuna katılmıştır. Aynı gruptaki Çiftlikli Kübra ve Ayşe Çavuş ile birlikte ilk olarak Kepez sırtlarında düşmanla savaşmış, daha sonra Aydın Cephesinde yer almıştır. Düşmanın Aydın’dan birinci kez çıkartılması üzerine köyüne geri dönmüştür.
          Aydın’ın Yunanlılar tarafından ikinci kez işgali üzerine Yörük Ali Efe grubuna katılarak Köşk Cephesindeki muharebelerde yer almış ve Milli Mücadelenin sonuna kadar savaşmıştır.
 Efe Ayşe Milli Mücadeledeki başarılarından dolayı Gazi Mustafa Kemal Paşanın teklifi ile TBMM tarafından Kırmızı şeritli İstiklal Madalyasına layık görülmüştür.
           ÇETE EMİR AYŞE 
 İmamköylü 23 yaşındaki kahraman Türk kızı Yörük Ali Efe çetesi ile birlikte düşmana vurulan ilk darbe olan Malgaç basınına ve daha birçok savaşa o da katıldı. Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar kahramanca savaştı.      İmamköy’lü Çete Emir Ayşe’nin  Efelik resmi ilk kez imamkoy web sitesinde
     Efe Ayşe diyor ki:
 Bazı kadınların içinde bir pehlivan; bazı erkeklerin içinde de, korkaklıklarından dolayı, bir kadın gizlidir. Kemer belindir, çizme ayağın, börk başındır. Mademki burası bizim vatanımız; biz de bu vatanın olmalıyız.”

Kaynak:http://imamkoy.com/index.php/koyumuzun-kadin-kahramani-cete-ayse/





Hafız Selman İzbeli

Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu kurucularından ve Kastamonu’da ilk kadın meclisi üyesi, sıkı bir Atatürk hayranı ve kendi deyimiyle bir “Cumhuriyet kadını ”idi…
Kurtuluş Savaşı sırasında Kastamonu’daki kadınları toplamış, asker için çorap, kazak, fanila ördürüp cepheye göndermişti. Varlıklı bir aileden geliyordu. Asker Kastamonu’ya geldiğinde hepsini yolda karşılayıp doyurmuştu. Hep “Ben Cumhuriyetçiyim” dermiş. Savaştan sonra yeni baştan herkes gibi Türkçe harflerle okuma yazmayı öğrenmişti. Hafız Selman Hanım’a milletvekilliği de önerilmişti. “Hafız olduğum için başımı açamam. Başımı açamayacağım için de milletvekili olamam” diyerek kabul etmemişti. Mustafa Kemal’in Kastamonu’ya geldiği sırada İzbeli Konağı’nı ziyaret ettiği ve karşılıklı kahve içtikleri söylenmektedir.



  Yirik Fatma
 
         Gaziantepli Yirik Fatma ise Gaziantep’in Fransızlar tarafından henüz bütünüyle kuşatılmadığı sırada, düşmanın hareket edeceği haberi gelince, buna karşı koymak için yola çıkan milis kuvvetine, karşı çıkılmasına rağmen zorla katılır.

 

Süreyya Sülün Hanım

         İşte kahraman Türk kadınlarından bir kahraman; Milli Mücadele yıldızlarından bir yıldız daha: Süreyya Sülün Hanım Van’da doğmuştur. Yaşadığı kasaba, düşmanın korkunç zulüm ve tarruzuna maruz kalmış, babası şehit olmuştur. Nihayet, bir araya gelen beşyüz civarında cengaver, Erek kasabasında toplanarak aziz topraklarını savunmaya karar verirler. Ve tabii, Süreyya Sülün Hanım ve üç kardeşi de bu kahramanlar meydanındadır.
         ..Yoğun bombardıman altında ilerleyerek Karaköse’ye gelen bu kahraman Kuva–yı Milliyeciler, Murat Irmağı boylarında tam bir buçuk ay düşmanla çarpıştılar. Beyazıd’a doğru yürürken yürekler acısı bir manzara ile karşılaştılar. Binlerce Türk köylüsünün işkenceler içinde can vermiş cesetlerini gördüler. Bu mezalimi yapan düşmana hınçla taarruz edenlerin başında Süreyya Sülün Hanım vardı... Iğdır civarında kanlı çarpışmalar oldu. Düşman birlikleri çok kuvvetli ve Rusya’dan devamlı surette takviye alıyordu. Beş yüz yiğit, yılmadan, kaçmadan dövüştüler. Ölüyor, teslim olmuyorlardı. Bu muharebede Süreyya Hanımın üç kardeşi birden şehadet şerbetini içtiler. Kardeşlerinin kollarında can vermesine rağmen yılmadı ve cenk meydanını terk etmedi. Kala kala dört kişi kalmışlardı. Daha sonra Karaköse’ye çekilen Süreyya Sülün Hanım, burada Ziverbey Taburu’na iltihak etti. Bir ara yaralandı ve Erzurum’a döndü.


 


Nafize Kadın
 
       9 Mart 1922’de Çanakkale Bigadiç civarını kuşatan Yunan ordusu Komutanı Nazife Kadın’dan bilgi istemiş, ancak o bilmediğini, bilse bile asla söylemeyeceğini ifade etmiş, bunun üzerine Yunanlılarca fırına atılarak şehit edilmiştir.
 
 
 
 
Bitlis Defterdarının Hanımı
 
         Kahramanmaraş’ta düşmana karşı verilen mücadelede en fazla yararlılık gösterenlerin arasında Bitlis Defterdarının Hanımı da bulunmaktadır. Bitlis Defterdarının Hanımı olarak bilinen bu kadın kahraman da, Kayabaşı Mahallesi’nde 8 düşmanı öldürmüş daha sonra erkek elbisesi giyerek milis kuvvetlerine katılır.
 
 
 
SAİME HANIM

Milli Mücadele döneminde 15 Mayıs 1919’da Kadıköy’de düzenlenen mitinge katılmış mitingden sonra tutuklandıysa da kaçarak mücadeleye katılmış, yaralanmış ve İstiklal Madalyası almıştı. Savaştan sonra İstanbul Lisesinde edebiyat öğretmenliği yapmıştır. 



NACİYE HANIM

20 Mayıs 1919 tarihinde İstanbul Üsküdar’da düzenlenen mitinge katılan ve söz alan kahramanımız bu mücadelede kadınların da erkeklere yardım edeceği konusunda teminat vermişti. 



FAİKA HAKKI

Erzurum’da toplanan “Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin (Temmuz- Ağustos, 1919) de etkisiyle kadınlar da protesto hareketine giriştiler. 1919’un Kasım ayında Erzurum Kız Lisesi Müdiresi Faika Hakkı, Muradiye Camii’nde toplanan kadınlara hitaben yaptığı konuşmada, onları etkin protestolarda bulunmaya çağırmıştı. Onun teklifi ile İstanbul’u işgal etmiş olan İtilaf kuvvetleri temsilcilerine ve ABD Senatörlerine tepki telgrafları çekilmişti. 



SULTAN HANIM

Adana bölgesinde çarpışan partizan müfrezesi geçici olarak Toros Dağlarından geri çekilirken, Sultan Hanım da inekleriyle beraber onlara katılmış, çete dağda kaldıkça ineklerinin sütüyle onları beslemişti. Müfrezedekiler onu sevgiyle “anne” diye çağırmıştı. 



DOMANİÇLİ HABİBE

Kurtuluş Savaşı sırasında cahil evladının düşmana yol gösterdiğini duyunca İnegöl’e inmiş, bir kurşunla oğlunu yere serip ardına bakmadan geldiği dağlara geri dönmüştür. 



İnönü Savaşlarına Katılan ve Madalya Alan 12 Kadından İsimleri Tespit Edilenler: 

Ali kızı Alime
Hacı Osman kızı Fatma
Besim kızı Şükriye
Musa kızı Fatma
Veli Onbaşı kızı Ayşe
Molla İbrahim kızı Fatma
Ali kızı Ayşe
Molla Hasan kızı Fatma… 

 
Ve...
Belgelerde adına rastlanmayan daha binlerce eli öpülesi, kahraman Türk kadını…



Kaynak: http://tarihinefesi.blogcu.com/kahraman-turk-kadinlari/2619997



Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo




TRT TÜRKÜ




T
TRT NAĞME

Atatürk Siteleri

İşte Atatürk.com



Atatürk İnkilaplari.com



Önerilen Siteler
Atatürk İzmir Kemalpaşa Resimleri
Atatürk
Takvim
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Video Galeri
CH