Ana Sayfa > Site Yazarları

Cihan Turgay ALTINIŞIK - cihanturgay@gmail.com
ATATÜRK’ÜN ORDUSUNDA BİR DOLARLIK ASKERLER
31 Temmuz 2016 - 944 okunma

           ATATÜRK’ÜN ORDUSUNDA BİR DOLARLIK ASKERLER
            Darbeciler? Üzerlerinden liyakatlarına göre seri numarası verilmiş bir dolarlar çıkan Vatan hainleri. Hani halk içinde “gavur parası ile beş kuruş etmez” dedikleri cinsten Fethullah’ın bir dolarlık  insan müsvetteleri. Yıllarca birlikte çalıştıkları silah arkadaşlarını gözlerini kırpmadan vurabilen, kendi meclisini bombalayan, halkına ateş açan psikokopatlar sürüsü.
            Darbe girişimini kimler yaptı? Bir zamanlar iktidara destek veren, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar ve milletvekilleri tarafından yere göğe konulamayan Fethullah’ın ordu içine yerleştirdiği müritleri. Türk Ordusu’nun en kıymetli kadrolarını Balyoz, Ergenekon, Askeri Casusluk gibi kumpas davalarında darbecilikle suçlayarak ortadan kaldıran Amerikan uşağı ve maşası Fethullah’ın itleri.
            Buraya kadar hemfikirsek, bundan sonraki satırlar için daha dikkatli olacak, demokrasiyi yeniden yeşertmek için akıllı, sağduyulu ve temkinli davranacağız.
            Başarısız darbe girişiminin ardından halkın desteğini ve OHAL ilanı ile yasaların gücünü arkasına alan iktidar, çıkarttığı ve çıkartacağı kanun hükmündeki kararnamelerle devletin bütün imkanlarını ve gücünü kullanarak bu sülükleri temizlemeyi hedef olarak belirledi. Muhalefetin bu konudaki desteğini bile yanına alarak inanılmaz ölçüde bir hareket kabiliyeti kazandı.
            İşte sırf bu sebepledir ki henüz güç sarhoşluğu başları döndürmeden, teşhis ve tedavi yöntemleri için doğru kararları almayı sağlayacak uyarılar, işin başında yapılmalı, tekrar “kandırıldık” dememek için yanlış adımlardan geri dönülmelidir.
            Halkın darbecilere karşı direnme arzusuna, demokrasiye sevdasına, meydanlarda elinde bayrakla marşlar söyleyerek, o çok özlediği birlik ve beraberlik ortamına sonsuz saygı duyuyorum.
            Ancak gerçekleri görelim. Darbe girişimini engelleyenler; verilen emri yerine getiren her şeyden habersiz, ilk fırsatta teslim olan gariban Türk askerlerine eziyet eden, hatta katleden karşı tarikatın sürüleri değildir. Darbe girişimini engelleyenler liderlerine koşulsuz itaat eden ve bir sözüyle, bütün iyi niyetiyle sokaklara dökülen, hala sokaklarda korna çalan, tekbir getiren, mehter marşları söyleyen, demokrasi nöbeti tuttuğunu düşünerek davul zurna eşliğinde halay çekenler de değildir. Hele hele tankları çöp kamyonu ile durdurabileceğini düşünen ve halkın üstünden darbe girişimini siyasi ranta çeviren yöneticiler hiç değildir.
            Bu darbe; azınlıkta kaldıkları bile düşünülse, Atatürk’e, O’nun ilke ve devrimlerine, Cumhuriyete ve demokrasiye yürekten inanmış, ettiği yemine sonuna kadar sadık kalan Mustafa Kemal’in gerçek askerleri tarafından engellenmiştir. Cumhurbaşkanı’nı kurtaran, ölümü pahasına birliklerini kışlalardan çıkartmayan, darbe girişimine karşı koyan ve gerektiği yerde şehit olan Türk Askeri ve Komutanları darbeyi engelleyen gerçek Türk Ordusu’nu temsil etmektedir.
            Ne kadar tedbir alınırsa alınsın, Fethullah’ın yerleştirdiği hainlerin bir kısmının Türk Ordusu içinde yeniden uykuya yatacağı kesindir. Devletin diğer kurumları içine çöreklenenlerin ise aynı ideolojiyi paylaşan siyasiler ve yöneticiler tarafından ayıklanması çok zor gözükmektedir. Bir sorunun, problemi yaratanlar tarafından çözülmesi mümkün değildir. Belli ki sınırlar zorlanacak, kurunun yanında çok yaş yanacak, Fethullahçıların ve o haine fırsat verenlerin yaratığı mağdur ordusuna yeni mağdurlar eklenecektir.
            Tarihin karanlık sayfalarında yer alacak yeni bir toplumsal buhranın eşiğindeyiz. Bu buhrandan güçlü çıkabilmek, ancak ve ancak bizi yönetenlerin doğru adımlar atmaları, adalet için adaletsizlik yapmamaları,  ayrımcı ve taraflı olmamaları, gücü siyasi fırsatlara çevirme gayreti içine girmemeleriyle mümkün olacaktır.
            “Ne şeriat ne darbe” derken, darbecilerin de şeriatçı olduğu düşünülerek askerler darbecilerle aynı kefeye konulmamalı, Türk Ordusu içinde yer alan bu zihniyetteki insanları temizlemeye çalışırken soruşturmalar çok hassas yapılmalı, yargılama usul ve esasları konusunda titiz davranılarak kumpas davalarındaki yanlışlıklar tekrarlanmamalıdır.
            Sağlam delil ve dayanakları olmayan suçlamalar, gözünü kırpmadan yalan söyleyebilen Fethullahçı teröristlerden seçilecek gizli tanık ifadeleri ve bu ortamı fırsat bilerek Atatürkçü kadroyu da etkisizleştirmeyi planlayanların oyunlarıyla suçu günahı olmayan Türk askerleri mağdur edilmemelidir.
            Darbe girişimlerini engelleyecek düzenlemeler yapılırken çok dikkatli davranılmalı, Türk Ordusu’nun genleri, gelenek ve temayülleri ile oynanmamalı, subaylar için Harp Okulları, astsubaylar için Meslek Yüksek Okulları’na dokunulmamalıdır. Bu okullar herkesin bildiğinin tersine YÖK tarafından onaylanan programı uygulamakta, lisans düzeyinde diploma verebilmek için askeri derslerin yanında bir başka bölümün derslerini de vererek yoğun bir program uygulamaktadır.
            Askeri liseler olmadan üniversite mezunlarından seçilecek öğrenciler, sağlık ve fiziki yeterlilik sınavlarından sonra, yalan makinesi ve psikolojik test cihazlarından geçirilmeli, başarılı olanlar Harp Okulları’nda eğitime alınmalıdır. Astsubay Meslek Yüksek Okulları Fakültelere dönüştürülerek aynı tedbirler buralarda da uygulanmalıdır.
            Şimdi kapansa bile kısa zamanda yeniden açılması gerekli olacak askeri liselerin asıl gayesinin Anadolu’da ekonomik durumları yetersiz olduğu için başarılı oldukları halde okuyamayan öğrencilerin seçilerek yetiştirilmesi olduğu unutulmamalıdır. Bu çocukların askeri liselerden sonra Savunma Bakanlığı bursu ile ihtiyaç duyulan üniversitelerde okutularak Harp Okulları’na alınmasıyla severek ve isteyerek görev yapan, devletine ve milletine gönülden bağlı insanlar Ordu’ya kazandırılmış olacak, Anadolu’nun o muhteşem mozaiği, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne de yansıyacaktır.
            Ordu içindeki reformlar Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu muvazzaf ve emekli eğitimcilerden  azami ölçüde istifade edilerek, uzun yıllar okullarda çalışmış, projeler üretmiş gönüllü subaylardan kurulacak bir kadroyla akademisyenler bir araya getirilerek yapılmalı, aceleci ve tepkisel davranılarak geriye dönüşü zor kararlarla zarar verilmemelidir. Bu kadar mazisi olan büyük bir gücün, bir veya birkaç kişinin sözleriyle şekillenmesi düşünülmemelidir.
            Atatürk’ün Ordusu’nda ve bu orduya kumanda heyetini yetiştirecek okullarda yine O’nun tabiriyle “Milli Terbiye” esastır. Ülkesi ve milleti için ölmeyi göze almış insanları sıradan devlet memurları gibi yetiştiremezsiniz. Atatürk diyor ki; “En çok bizim milletimiz, milliyetinden habersiz oluşunun çok acı ve cezalarını gördü. Osmanlı İmparatorluğu içerisindeki çeşitli kavimler hep milli inançlarına sarılarak, milliyet ülküsünün kuvvetiyle kendilerini kurtardılar. Biz ne olduğumuzu onlardan ayrı ve onlara yabancı bir millet olduğumuzu sopa ile içlerinden kovulunca anladık. Kuvvetimizin zayıflığa uğradığı anda bizi  küçük gördüler. Anladık ki, kusurumuz kendimizi unutmaklığımızmış. Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak öncelikle biz, kendi benliğimize ve milliyetimize bu saygıyı hissen, fikren, fiilen bütün çalışma ve hareketlerimizle gösterelim; Bilelim ki milli benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avıdır.”
            Bir dolarlık askerler milli terbiyeyi almamışsa suçu ve günahı bize aittir. Alt kadrolarını dinlemeyen, projeleri elinin tersiyle çeviren, bilimsel yaklaşımlardan uzak duran, ben komutansam her zaman haklıyımdır diyen, liyakata değil sadakate değer veren komuta heyetleri ile kumpas davalarını destekleyerek liyakatlı subayların yerine beceriksiz biatçıları dolduran siyasiler Türk Ordusu’ndaki hazin durumun birinci derecede sorumlusudurlar. Sırf bu sebeple yoğurdu üfleyerek yemeli, yapılan hatalara yenileri eklenmemelidir. Bölge içindeki varlığımızın devamı, ancak güçlü bir Türk Ordusu’nun varlığı ile mümkün olacaktır.
            Atatürk;“…İslam dinini, yüzyıllardan beri alışageldiği üzere bir siyaset aracı durumundan uzaklaştırmak ve yüceltmek gerekli olduğu gerçeğini görüyoruz. Kutsal ve ilahi inançlarımızı ve vicdani değerlerimizi, karanlık ve kararsız olan ve her türlü menfaat ve ihtiraslara görünüş sahnesi olan siyasetlerden ve siyasetin bütün kısımlarından bir an önce ve kesin olarak kurtarmak milletin dünyevi ve uhrevi mutluluğunun emrettiği bir zarurettir. Ancak bu suretle İslam dininin yüceliği belirir.” diyerek, hiç unutulmaması gereken bir gerçeği ifade etmiştir.
            Konumuz Türk Ordusu da olsa, eğer Türk Ordusu içindeki Fethullahçı zihniyeti temizlemeye ant içmiş yöneticiler, aynı kararlılığı siyasi kadroların içinde de gösteremezlerse alınan bütün tedbirler yetersiz kalacak, tam bağımsızlık ve milli egemenliğe dayanmayan demokrasi, laiklik ve adaletin olmadığı bir düzende, bir süre sonra yine sekteye uğramaya aday olacaktır. Her adım dikkatle ve tarafsızca atılmalı, Atatürk sadece zor günlerimizde değil, zor günler yaşamamak için sarılmak zorunda olduğumuz tek ve gerçek lider olarak görülmelidir.
            Sevgi ve saygılarımla…
                                                                                                  Turgay ALTINIŞIK
                                                                                                  ADD Gaziemir Şb.Bşk.


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Cihan Turgay ALTINIŞIK Diğer Yazıları

28 Mart 2018 - ATATÜRK, ÇANAKKALE VE ŞEHİTLERİMİZ…
13 Şubat 2018 - ADD’NİN KURUCUSU AKSOY NİYE ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ?
22 Ocak 2018 - BİR DE KIZIM VAR BENİM
06 Kasım 2017 - NEDEN CUMHURİYET? NE KADAR DEMOKRASİ?
07 Eylül 2017 - MİLLİ EĞİTİM VE ÇOCUKLARIMIZ
27 Aralık 2016 - KUBİLAY VE YASTIK ALTINDAKİ YÜREKLER
06 Eylül 2016 - KAFASI KARIŞIK VATANSEVERLER
23 Ekim 2015 - MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ, HANİ BUNUN İLK SAHİBİ !
21 Eylül 2015 - GÜNDÜZ KANDİLİNİ HAZIRLAMAYAN, GECE KARANLIĞA RAZI DEMEKTİR.
04 Eylül 2015 - DOĞRULUK MU? CESARET Mİ?
14 Temmuz 2015 - GERÇEK KATİLLER VE YIKILAN KÖPRÜLER
19 Mart 2015 - GÖNLÜMÜZDEN GEÇENLER, AKLIMIZDA KALANLAR
19 Mart 2015 - İZMİR BAROSU SALONUNDA İLK BULUŞMA “NEDEN ÇANAKKALE”
23 Şubat 2015 - VATANA iHANETTE SON NOKTA; SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ
23 Şubat 2015 - PUL KOLEKSİYONUMU GÖSTEREYİM Mİ?
23 Şubat 2015 - VATANA iHANETTE SON NOKTA; SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ
GENEL BAŞKAN
Atatürk Resimli Hediyelikler
Günün Kitabı
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo




TRT TÜRKÜ




T
TRT NAĞME

Atatürk Siteleri

İşte Atatürk.com



Atatürk İnkilaplari.com



Önerilen Siteler
Ana Sayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH