ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Ahmet Gürel - ahmetgurel50@gmail.com
ATATÜRK’Ü ANARKEN
10 Kasım 2014 - 1465 okunma

Önemli olan; yaşarken ölmek değil, öldükten sonra da bıraktığı eserleriyle yaşamayı başarabilmek değil midir? Bu nedenle, bu yazımızda Atatürk’ün bedensel ölümünden çok, eserleriyle ve fikirleriyle yaşamasının önemi üzerinde duracağız. Konu çok geniş olduğu için sadece “Barış” konusuna değineceğiz.
1930 yılında Yunan Başbakanı Elefterios Venizelos Ankara’ya ziyarete gelir. Gazi, O’na geçmişte yaşananların tekrarlanmayacağını belirtir ve 30 Ekim 1930 günü, Ankara’da “Türkiye-Yunanistan Ticaret Antlaşması” imzalananır. 1931 yılında, Başbakan İsmet İnönü’de Yunanistan ziyaretinde, Atina’da sevgi ve saygı ile karşılanır.
Nazi Almanya’sının ve Mussolini İtalya’sının genişleme çabası ile Balkan devletleri arasında bir yakınlaşma meydana gelmiştir. Atatürk’ün öncülüğüyle, 1933 yılında, önce Yunanistan ve Romanya ile sonra da Yugoslavya ile dostluk ve saldırmazlık antlaşması imzalamıştır. 9 Şubat 1934 tarihinde, dört Balkan devleti Yunanistan, Yugoslavya, Romanya ve Türkiye, Atina’da Balkan Anlaşma Yasası imzalamışlardır. Bu anlaşmaya göre: Balkan ülkeleri birbirinin varlığına saygı göstererek sınırlarını karşılıklı olarak güvenceye almış oldular.
12 Ocak 1934 tarihinde, Yunan Eski Başbakanı Venizelos düşmanı Atatürk’ü “Nobel Barış Ödülü”ne aday göstermiştir. Yunan Başbakanı Venizelos’un Nobel Ödül Merkezi’ne Mustafa Kemal için yazdığı adaylık teklifinin son paragrafına bir göz atalım:
“İşte; barış sorununa bu değerli katkıyı sağlayan kişi, Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Mustafa Kemal Paşa’dır. Yakın Doğu’da barış yolunda yeni bir çağ açan Yunan-Türk anlaşmasının imzalandığı dönemde, 1930 yılındaki Yunan Hükümetinin Başkanı sıfatıyla, şimdi Nobel Barış Ödülü Komitesi’nin seçkin üyeleri önünde, Mustafa Kemal Paşa’nın adaylığını, bu onur ödülüne layık olarak önermekten şeref duymaktayım.” (1)
İtalya’nın doğu ülkelerini hedef alması üzerine, yine Atatürk’ün öncülüğünde, Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında, 8 Temmuz 1937’de Tahran’da Sadabat Paktı’nı imzalanmıştır. Devletler antlaşma ile dostluk ilişkilerini sürdüreceklerini, birbirinin iç işlerine karışmayacaklarını, birbirlerine saldırmayacaklarını, ortak çıkarlarıyla ilgili konularda birbirlerine danışacaklarını ve sınırlarının korunmasına saygı göstereceklerini belirtmişlerdir. Atatürk’ün prensip olarak kabul ettiği, “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesi gereği Türkiye Cumhuriyeti 1923 ile 1937 yılları arasında 26 komşu devletle “Dostluk Anlaşması” imzalamıştır.
Atatürk, Cezayir’den Endonezya’ya kadar emperyalizme ülkesinde yaptıklarıyla örnek olurken, sarf ettiği şu sözlerini hiç unutmamalıyız;
“Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsan, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve egemenliklerine kavuşacak olan çok kardeş millet vardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerini milletler arasında hiç bir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı hâkim olacaktır.”(2)
1962 yılında, cebinden Atatürk’ün resmi çıkan Cezayirli vatanseverlerin yanında yer alacağımıza, işgalci Fransızların yanında yer almıştık. Bu yanlışa 50 yıldır üzülen bizler, özgürlük savaşında karşılarında başımızı hep eğmişizdir. Günümüz iktidarı; Orta Doğuda düne kadar “dostum” dedikleri ülkelerin yanından aniden ayrılarak, emperyalist ülkelerin petrol hırsı uğruna milyonlarca insanın kaybına göz yummuşlardır. Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesini yanlış bulanlar, getirdikleri çözümlerin nasıl iflas ettiğini hep beraber görüyoruz. Yapılan bu işbirliğine karşın, ülkemizin önemli kazançları; Ermenilerin, “Sözde Ermeni Soy Kırımının 100. Yılında” toprak talebi; ayrımcı Kürtlerin federasyon taleplerine maruz kalması olmuştur.
1981 yılında, UNESCO Genel Kurulu’na katılan 156 ülkenin oybirliği ile Atatürk için kabul ettiği kararında, O’nun eriştiği evrensel boyutu ile anarak makalemizi bitiriyoruz:
“Uluslararası anlayış ve barış yolunda çaba harcamış üstün bir kişi, olağanüstü bir devrimci, sömürgecilik ve emperyalizme karşı savaşan ilk lider, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, insanlar arasında hiçbir renk, din, ırk ayrımı gözetmeyen eşsiz devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu.”
Atatürk’ün ölümünün 76. yılında; O’nun eserlerinden ve emanet ettiği gençlerden onur ve gurur duyuyoruz. Işıklar içinde yat, aziz Atatürk.
 
ADD Eğitim Komisyonu
 
Ek:
 
YUNAN BASININDA ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜ 
 
 Akşam Gazetesi, 13 Kasım 1938 tarihli nüshasında Atatürk’ün ölümünün “Almanya’da derin elem uyandırdı” başlığıyla Alman gazetelerinde çıkan haberlerden örnekler verir. Gazetede, diğer yabancı gazete haberlerinin Türkçesini de görmek mümkündür. Misal olarak bazı Yunan haberleri ve yazılan şunlardır: “Yunanistan büyük teessür içinde. Cenaze merasimi günü Atina şehri büyük matem tutacak. Yunan gazeteleri Atatürk’e dair uzun makaleler yazıyorlar.
Yunan Nazırı B. Kocias, Atatürk’ün cenaze merasimi yapılacağı günün Atina şehri ile civarının ağır matem alameti olarak siyah tüllerle örtülmesini emretmiştir.
Yunan gazetecileri, Atatürk’ün cenaze merasiminde bulunmak üzere Cumartesi günü hareketle Pazar günü İstanbul’a vasıl olacaklar ve oradan Ankara’ya gideceklerdir.
Atina ajansı tebliğ ediyor: Cumhurbaşkanı Atatürk’ün ölüm haberi bütün Yunan mahfillerinde hakiki bir yeis ve elem doğurmuştur. Dost ve müttefik Türkiye’nin Büyük Şefinin ziyai her tarafta büyük ve samimi bir teessür hasıl etmiştir.
Bütün gazeteler, Atatürk’ün tercümei halini neşrederek memleketin bütün terakki ve medeniyet sahasında tekrar dirilmesi için başardığı muazzam eseri kaydetmekte ve Atatürk’ün yalnız yeni Türkiye’nin banisi değil aynı zamanda Türk-Yunan dostluğu ile Balkan antantının da en büyük hararetli hamili olduğunu tebarüz ettirmektedir.
Estiya gazetesi, Atatürk’ün dâhiyane eserini kaydettikten sonra diyor ki: “Yunanistan müttefik Türk milletinin matemine iştirak etmektedir. Türkiye için daima iyi bir şef olmuş olan Atatürk, aynı zamanda Türk-Yunan münasebetlerinin iyi bir hamisi olmuştur. Türkiye’nin ihyası imkânını almamış ve başarmış olan Atatürk, devamlı bir Türk-Yunan dostluğu imkânını da anlamış ve başarmıştır. Bugün hayata veda eden Atatürk, Türkiye’yi tasavvur ettiği ve nasıl olması lazımsa o şekilde ve Türk-Yunan dostluğunu da tarsin edilmiş bir şekilde bırakmaktadır.”(3)
 
 

  1. http://nobelprize.org/nomination/peace/database.html (09.01.2008)
 
  1. Falih Rıfkı Atay, Babamız Atatürk, 2. Baskı, İstanbul 1966, s.134–135.
 
  1. Atatürk Araştırma Merkezi, Akşam, 12 Teşrinisani 1938.
 
 


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Ahmet Gürel Diğer Yazıları

23 Temmuz 2018 - LOZAN’DAN CUMHURİYET YÜRÜYÜŞÜNE
08 Eylül 2017 - Nif'ten İzmir'e Doğru
07 Haziran 2016 - ERMENİ OLAYINDA ALMAN TANIKLAR
28 Ocak 2016 - ZÜBEYDE HANIM İZMİR’DE
24 Kasım 2015 - KÖY ENSTİTÜLERİ DESTANI
15 Eylül 2015 - TÜRK - YUNAN İLİŞKİLERİNİN DÜNÜ ve BUGÜNÜ
13 Eylül 2015 - İZMİR’İN HEMŞERİSİ ATATÜRK, GÖZTEPE NÜFUSUNA KAYITLI…
23 Temmuz 2015 - LOZAN’DAN CUMHURİYET’E YÜRÜYÜŞ
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 3
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 4
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 5
14 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ-1
14 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ-2
20 Mart 2015 - 18 MART 1915 - ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ
25 Şubat 2015 - MART – NİSAN 2015 AYLARI ETKİNLİĞİ
06 Şubat 2015 - İZMİR KADINLAR KONGRESİ
28 Ocak 2015 - Prof.Dr. Rennan Pekünlü’ye Açık Mektup
12 Kasım 2014 - 10. Kitabım çıktı Cumhuriyet ve Kazanımları
31 Ağustos 2014 - Atatürk’ün Manevi Çocukları
21 Temmuz 2014 - 24 NİSAN VE SOYKIRIM İDDİALARI
22 Haziran 2014 - Atatürk’ün Latife Hanım ile Evliliği
14 Haziran 2014 - ATATÜRK VE AZINLIKLAR
05 Haziran 2014 - ATATÜRK VE DİN
01 Haziran 2014 - TÜRK – İRAN İLİŞKİLERİ
27 Mayıs 2014 - Atatürk ve At Sevgisi Gazi Koşusu
GENEL BAŞKAN
Günün Kitabı

9 Eylül 1922 İzmir Hükümet Konağı'ndan
yunan Bayrağını indirip Yerine,
ŞANLI TÜRK BAYRAĞINI DİKEN
Kahraman ŞERAFETTİN YÜZBAŞI'NIN
Kahramanlık Hikayesi
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo




TRT TÜRKÜ




T
TRT NAĞME

Atatürk Siteleri

İşte Atatürk.com



Atatürk İnkilaplari.com



Önerilen Siteler
Atatürk İzmir Kemalpaşa Resimleri
Atatürk
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH