ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Kemal Arı - kemalari55@hotmail.com
BİR RESME ODAKLANDIM; ODAKTA İSMET PAŞA YÜZÜM KIZARDI, UTANDIM…
09 Mayıs 2013 - 1202 okunma

Bugün bir resme odaklandım…
Yıl 1922…
Yer Lozan…
Lozan’da, Türkiye’nin Kuruluş Belgesi olan Lozan Barış Sözleşmesini görüşmek üzere buralara koşmuş Türkiye Heyeti, toplu bir resim çektirmiş… Tam ortada oturur vaziyette İsmet Paşa… Hemen yanında Rıza Nur… Öteki yanında Hasan Saka; ve ötekiler… Yaşam öykülerini az çok biliyorum. Örneğin İsmet Paşa, 1884 İzmir doğumlu. Babası Malatyalı ama; İzmir’de oturuyor aile; ve Paşa, İzmir’de dünyaya gelmiş. Sivas Askeri Rüştiyesini okumuş; sonra İstanbul günleri… Sayısız savaş… Balkan, Birinci Dünya Savaşı; derken Anadolu’da İnönü Savaşları; Batı Cephesi Komutanlığı; Sakarya Savaşı ve sonra da büyük Taarruz… Ruşen Eşref Bey’e söylediği ünlü söz:
“İzmir’de görüşürüz”…
Ve İzmir’de görüşüyorlar.
Ufak tefek; boyu şimdiki gençlerle karşılaştırıldığında oldukça kısa… Cin gibi bakışları var… Güleç yüzlü. Az bir nefes alacak anlarda sigarasını yakıp, sağa sola dumanlarını savurarak tüttürmekten pek hoşlanıyor…. Bunca işi yaptığında dikkat edin; henüz daha 38 yaşında.
Yineliyorum, 38 Yaşında…
Ve Lozan’a gitmesi Atatürk tarafından isteniyor. Büyük bir müzakere yeteneği olduğu zaten Mudanya’da görülmüş… Ve Lozan’a gittiğinde, hala 38 yaşında… Görüşmeler, Aralık ayında başlıyor; şubat 1923’te kesiliyor. Çünkü bir türlü Kapitülasyonlar konusunda İngiltere ile anlaşılamıyor. Lord Kürzon, toplantıyı bırakıp gitmekle tehdit ediyor: “Bak diyor, trenin kalkmasına yarım saat kaldı. Eğek kabul etmezsen gidiyorum!”
Paşanın yanıtı net:
“Güle güle…”
Ve Lord Kürzon gidiyor.
Sonra Nisan’da yeniden Lozan’da toplantı olacak ve görüşmeler başlayacak. Paşa yeri gelince Nuh deyip peygamber demeyecek ve Lozan başarısını Türk Ulusu’na armağan edecek…
Yineliyorum, dikkat:
Henüz daha 39 yaşında…
Çevresindekilere bakıyorum.
Örneğin baş yardımcısı Rıza Nur Bey daha 44 yaşında… Çok başarılı bir hekim... Türkiye’nin ilk sağlık bakanlarından… dört sene sonra, yani 47 yaşlarına geldiğinde psikolojisi bozulacak, bir gölgenin kendini takip ettiği zannına kapılacak; halüsinasyonlar görecek; öldürüleceğim korkusuyla kendini ta Paris’e atacak! Sinir sistemi bozulmuş; halk deyimi ile delirmiş. Onu delirten de, karısı… Anılarını okuyun, derhal anlayacaksınız bunu… Ve bir deliye, geçmişinde yaptığı onca katkılardan dolayı minnet duygusu duymayacağız da, delilik, yani hastalık yıllarında yazdığı saçma sapan anılarına bakarak, ya Cumhuriyete saldırıyor diye baş tacı edeceğiz; ya da aman cumhuriyete saldırıyor diye, ona olmadık hakarete yöneleceğiz!
Bunda sizce vicdan var mı?
Zavallı hasta; keşke o duruma düşmese ve daha nice hizmetler edebilseydi bu ülkeye. Ama unutmayın, sıtma ile mücadelede en büyük çabayı göstermiş sağlık bakanlarının başında gelir Rıza Nur...
Dışarı çıktık, kapıdan ayağımızı atar atmaz kafamıza bir tuğla düştü ve akli dengemiz bozuldu. Saçmalamaya başladık. Şimdi o saçmalamalarımıza bakarak, bizimle ilgili kanaat oluşturan olsa, onu yapan kişi insani davranmış olur mu?
Ya ötekiler?
Onlar farklı mı?
Hayır!
Hepsi otuz sekiz, kırklı yaşlarda insanlar!
Ve Türkiye yazgısını bu adamların omuzlarına yüklemiş…
Savaş yılları, yokluklar; zorluklar; yetersiz beslenme; sağlıksız koşullar; bütün bir kuşağın boy ortalaması şimdiki gençliğimizle karşılaştırıldığında oldukça kısa… Örneğin Atatürk’ün 1.73-.1.74 kadar… İsmet Paşa ondan daha uzun değil.
Biliyor musunuz, bazen empati, vicdanları harekete geçirmek için en doğru yoldur. Kendinizi bir an o kuşağın yerine koyun! Karşı karşıya kaldığınız zorlukları gözünüzün önüne getirin. Verilecek mücadeleyi; özveri ve zorlukları…
Bir örnek vereyim.
Koskoca başkomutan, Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paya, Başkomutanlık Savaşı’nda bir kağnı üzerindedirler. Savaş durumunu gözden geçiriyorlar. Altlarındaki çuvallarda kuru üzüm var. Ara ara avuçları üzüme gidiyor ve ağızlarına atıyorlar. Ve içlerinden biri mırıldanıyor:
“Üzüm çalan farelere döndük!”
Birden gergin hava dağılıyor ve gülüşmeler yerini alıyor…
Beyler; a beyler!
Vicdan, vicdan!
Bir kuşağın onca fedakârlığını üstlenmiş insanlar hakkında konuşurken dilinizi tutunuz! Tutup da elin Hitleri ile karşılaştırmak, inancınızın, vicdanınızın, insanlığınızın neresinde?
Olmaz kardeşim; bu kadarı olmaz!
Onca yurda hizmet etmiş; sonra hakka yürümüş bir insanın ardından konuşmak hiç ama hiç yakışmıyor! Kendini savunamayacak birini tarih önünde yargılamak; tutup onu dünyanın canileri arasında göstermek ne demek!
Azıcık iz ’an; biraz da utanma, ar ve hayâ!
Resme odaklandım; insanlığımdan utandım; onca hakaret edilen İsmet Paşa’ya yapılanlar karşısında içimde isyan duygularının uyandığını hissettim.
Biliyor musunuz; bizim her şeyden önce her şeyi tam olarak anlamaya, ardından da vicdan sahibi olmaya ihtiyacımız var…
Vicdansızlık!
Vicdanı olmayanın, dini de olmaz!
 
Kemal Arı, 09.05.2013

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Kemal Arı Diğer Yazıları

27 Aralık 2014 - MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN ANKARA’YA GELİŞİ
20 Ağustos 2014 - ATATÜRK, ÇAĞDAŞLAŞMAK, DEVRİM VE CUMHURİYET
30 Ocak 2014 - GENÇLİK, AH CANIM "TÜRK GENÇLİĞİ"…
06 Ocak 2014 - TÜRKİYE’DE DEVLET KRİZİ Mİ VAR?
23 Kasım 2013 - İZLEDİNİZ Mİ? (-Türk Tarih Kurumu, Vahdettin Filmi Yapmış!”
19 Eylül 2013 - KARANLIKLA AYDINLIĞIN DANSI… (-Ülkemiz Daha Aydınlık Olmalıydı)
14 Mayıs 2013 - YARIN 15 MAYIS: BİNLERCE SAHNEDEN, YALNIZCA BİR TANESİ: (-Levazımcı Sabri Bey’in Oğlu ve Patris Vapuru)
13 Mayıs 2013 - 15 MAYIS 1919: -İzmir’in İşgali ve “Karagün” Prof. Dr. Kemal Arı
06 Mayıs 2013 - STATÜTÜZ OLMAZMIŞ: (VAY BEE… NE ÇÖZÜMMÜŞ)
04 Mayıs 2013 - TARİH YAKANIZI BIRAKMAZ Kİ?
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH