ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

S.Nazan Keskin - snkeskin@add.org.tr
Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.
10 Mayıs 2013 - 2042 okunma

Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.
 
Kurtuluş Savaşıyla ülkemizden söküp attığımız emperyal güçler,  ülkemizi yeniden işgal ettiler.. Bu seferki işgal, askerle, topla tüfekle değil, yarım yüzyıldır  özenle yarattıkları işbirlikçiler ile gerçekleşti.. Bizi bizimle vurdular. Gaflet, dalalet ve aymazlık, ihanetin yolundaki taşları temizleyip, hainlerin işini kolaylaştırdı. Hiçbir şey birden bire olmadı. Sinsi sinsi hazırlanıp geldiler.
Önce Köy Enstitülerini kapattılar, Sonra; mantar gibi Kur’an kursları, İmam Hatip Okulları açtılar. Cami sayısı okul sayısını aştı; gün geldi oruç tutmayanı öldürdüler.
Hocaefendinin okullarında öğretmen, bürokrat, siyasetçi, hukukçu yetiştirdiler, toplumun hayat damarlarına yerleştiler. Tehlikenin farkına varan bilim insanlarını, gazetecileri, sendikacıları, askerleri, polisleri susturmak için katlettiler.
Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta katliamlar yaptılar, yaptıkları yanlarına kar kaldı. 12 Mart’ta, 12 Eylül’de Tam Bağımsız Türkiye’den yana olanlar işkencelerde sürgünlerde gözaltında yitip gittiler.
Özelleştirmelerle kamu mallarını sermayeye peşkeş çektiler, Ulusal sermayemizi yok edip ülke ekonomisini çok uluslu şirketlerin eline bıraktılar.
Cumhuriyet düşmanları bu gün artık tek başlarına iktidardalar. Bu güne dek adım adım kurguladıklar Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırma planlarını artık açıkça uyguluyorlar.
Anayasa Mahkemesince laiklik karşıtı olduğu tescilli AKP iktidarı, demokrasiden söz ediyor. Hem de İleri Demokrasi!... Gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar.
Laikliğin ortadan kaldırıldığı, yargının siyasallaştığı, güçler ayrılığının kalmadığı bir düzeni inşa edenler hangi demokrasiden söz ediyorlar?
Basın özgürlüğünü yok ettikleri demokrasiden mi?
Gerçekleri söyleyenleri uydurma davalar, sahte delillerle tutsak etmek, tutsaklarını ölüme yatırmak mıdır demokrasi?
 Terörle mücadele edenleri terörist ilan edip, teröristlerle müzakere etmek midir demokrasi?
Dün Çanakkale’de geçit vermediklerimizin işbirlikçilerini, Habur kapısında davul zurnayla karşılamak mıdır demokrasi?
Teröristlere çiçek verip kucak açarken, Ulus’ta Birinci Meclis önünde bayramını kutlayan, Silivri’de tutsağını ziyaret etmek isteyen yurttaşına biber gazı, taşlı kumlu su sıkmak mıdır demokrasi?
Mustafa Kemal Atatürk’e karşı her türlü hakaret, eserlerini yok etmeye karşı her türlü kalkışma, etnik temelli politika söylem ve eylemler  demokratik hak ;
Atatürk’ten yana olmak, Cumhuriyet’in temel niteliklerini korumaya, yaşatmaya çalışmak, hiç bir etnik temele dayanmayan Atatürk Milliyetçiliğine inanmak ve savunmak, “Ne mutlu Türküm diyene” demek  ırkçılık ve demokrasi düşmanlığı!...Bu mudur demokrasi?...
BOP Eşbaşkanı,barıştan söz ediyor.  
Kardeşi kardeşe düşman eden, etnik, dinsel, sınıfsal her türlü ayrımcılığı en uç noktalara taşıyan politikalarla mı barış getirecekler ülkemize?
Teröristlerle pazarlığa oturup şehitlerimizin kanına ekmek doğrayarak mı, komşularımızla, savaşarak mı getirecekler barışı?
Zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul, her beş gençten birinin işsiz olduğu, emeğin sömürüldüğü bir toplumda hangi barıştan söz ediyorlar?
İktidar, küresel efendilerince kendisine verilen görevi neredeyse tamamlamak üzere:
 AKP nin, “12 Eylül Anayasası’nı değiştireceğiz” demesi, bir aldatmacadan başka bir şey değildir.
Anayasanın 4. ve 6. maddelerini gözetmek kaydıyla anayasada değişiklik yapma yetkileri zaten var, üstelik 12 Eylül Anayasasının 30 yılda 177 maddesi değişmiş durumda. Ayrıca KHK ile meclisi devre dışı bırakıp ülkeyi yönetmiyorlar mı? Ama, istedikleri değişiklik yapmak değil, yeni bir anayasa yapmaktır.
ABD ve Oslo -İmralı dayatması olan yeni anayasanın yapılmasında en büyük destekçileri de BDP ve PKK’dır.
Kendi deyimleri ile “renksiz, kokusuz” , yani ideolojisiz bir anayasa  ile  amaçlanan; İlk 3 maddede yer alan “Türkiye Cumhuriyeti,  laik- üniter- ulus devlet modelidir. Ulusu ve ülkesiyle bölünmez bütündür.” niteliklerinin anayasadan çıkartılmasıdır. 
Anayasa;  bir devletin kuruluş manifestosudur. Rejimini belirler, ideolojisini yansıtır.                        
Yeni bir Anayasa; yeni bir Devlet, yeni bir Rejim demektir.
İktidar;  kendisini anayasa yapmaya yetkili kurucu irade olarak görmektedir.
Kurucu irade; bir savaş veya devrim sonucu yeni bir devlet kuran veya onun yerine geçen iradedir.
Niyetleri açıkça ortadadır. İktidar; “Ben bu devleti yıkıyor, yenisini kuruyorum” demektedir.
Artık oyun bitmiş, maskeleri düşmüştür!
Yeni Anayasa ile Recep Tayyip Erdoğan, tüm yetkilerin kendisinde olduğu bir yönetim şeklini kurgulamaktadır. Bunun adı söylendiği gibi “Başkanlık” değil “Diktatörlük” tür!..
Yetkisini anayasa’dan almayan hiçbir kuvvet anayasa yapamaz. İktidarın kurduğu Anayasa Uzlaşma Komisyonunun dayanağı anayasa değildir. AKP amacına ulaşmak için nasıl demokrasiyi araç olarak kullandıysa, bu komisyona dahil ettiği muhalefet partilerini de kendisini meşrulaştırmak için kullanmıştır.
Uzlaşmanın olmadığı artık ortaya çıkmıştır. AKP’nin kendi tasarısını meclise getirmekte kararlı olduğu açıktır. Yeter sayıyı bulamadığı takdirde de, tıpkı 2010 da olduğu gibi yandaş medya, bolca sadaka ve yetmez ama evetçiler’ in desteği ile anayasayı referandumla geçirmenin planlarını yapıyor.
Bu durumda muhalefet partilerinin hiç zaman kaybetmeden o komisyondan çekilmeleri ve halka bunu anlatmaları tarihi bir görev haline gelmiştir. Aksi halde tarih önünde hesap veremezler!
Yurttaşlarımızın artık görmeleri gereken gerçek şudur:
Bu anayasa ile ülke parçalanacak ve rejim değiştirilecektir.
Ulusça bir kararın eşiğindeyiz. Ya bu gidişe “DUR” diyeceğiz ya da yok olacağız.
 
 
Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.

Sevil Nazan KESKİN
ADD GYK Üyesi

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


S.Nazan Keskin Diğer Yazıları

08 Mart 2017 - YETMEZ AMA, ŞİMDİLİK…
08 Şubat 2017 - TERCİH MESELESİ
17 Ekim 2016 - YAZMASAYDIM ÇATLARDIM
19 Temmuz 2016 - 16 TEMMUZ; FAŞİZMİN SON PROVASIDIR.
24 Ekim 2015 - NEREDE KALMIŞTIK?
14 Mayıs 2015 - FITRAT!
16 Nisan 2015 - MİLLETÇE “TIK”LIYORUZ
19 Mart 2015 - MART KAPIDAN BAKTIRIR
27 Şubat 2015 - ÖFKENİZİN ADINI DOĞRU KOYUN!
16 Şubat 2015 - ÖZGECAN
22 Ocak 2015 - RAFTAKİ ADALET, TUTSAK DEMOKRASİ
18 Ocak 2015 - İSRAF OLACAKSAN DOĞMA ÇOCUK!
23 Ocak 2014 - “EĞİLMEDEN BÜKÜLMEDEN”
10 Ocak 2014 - BASIN SUSTURULMUŞSA BİR ÜLKE NASIL KONUŞUR?
30 Aralık 2013 - İNSANLIĞA SİPARİŞİM VAR
09 Aralık 2013 - “Alelade politikacılıkla milleti parçalamak ihanettir.”
06 Aralık 2013 - Seçmek ve Seçilmek
06 Nisan 2013 - Cumhuriyet Devrimi ve Kadın
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH