Ana Sayfa > Site Yazarları

ŞAHAP OSMAN ARAS - osmanaras@ttmail.com
ÇANAKKALE ZAFERİMİZİN 101. YILI
25 Mart 2016 - 1176 okunma

ÇANAKKALE ZAFERİMİZİN 101. YILI
Şahap Osman ARAS
18 Mart 1915 günü kazandığımız Çanakkale Deniz Zaferi, Birinci Dünya Savaşının en kanlı mücadelesini oluşturan, Çanakkale Muharebelerinin sonu değil, başlangıcıdır. Osmanlı Devleti bu savaşa, ülkemize sığınan iki Alman savaş gemisi (Göben ve Breslaw) yüzünden girdi. Gönderlerine Türk Bayrağı çekilerek, Yavuz ve Midilli adı verilen bu gemilerin liderliğindeki Osmanlı Donanması, 29 Ekim 1914’de  Karadeniz’deki Rus Limanlarını bombardıman edince; Rus Çarlığı 1 Kasım’da savaş ilan ederek, Kafkasya’dan taarruza geçti.Böylece,Osmanlı İmparatorluğu (İttifak Grubunda) Almanya ve Avusturya/Macaristan’ın safında savaşa katıldı.
 
İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya ve diğerleri  İtilaf Devletleri grubunu oluşturuyordu. ABD, 1917’de Almanya’ya savaş ilan ederek, İtilaf Grubuna katıldı. Tarihe “Birinci Dünya Savaşı” olarak geçen bu felaket, emperyalistlerin ilk küresel paylaşım savaşıdır. İki tarafın da başlıca amacı; Osmanlı İmparatorluğunu parçalayarak, Ortadoğu’daki petrol yataklarını ele geçirmekti. Bu nedenle, bizim  dahil olduğumuz İttifak Devletleri grubundaki Almanya savaşta galip gelseydi bile, kaderimiz değişmeyecekti. Çünkü, özgürlük ve bağımsızlık için,bu kez Alman emperyalizmi ile savaşmak zorunda kalacaktık.
 
 
 
         “Çanakkale içinde aynalı çarşı, ana ben gidiyorum düşmana karşı”  
 
       İngiltere’nin bu savaştaki Bahriye Nazırı (Denizcilik Bakanı) Sir Winston Churchill, elindeki dünyanın en güçlü donanmasının Çanakkale Boğazı’nı aşarak, Osmanlı Devletinin başkenti İstanbul’u kolayca teslim alabileceğini hesaplıyordu. 18 Mart 1915 sabahı, İngiliz ve Fransız  savaş gemilerinden oluşan İtilaf Donanması, Gelibolu yarımadası ve Çanakkale yakasındaki tabyalarımızın üzerine cehennemi bir ateş açarak, saldırıya geçti. Savunmamız büyük kayıplar veriyordu. Fakat, öğleden sonra savaş lehimize döndü. Çünkü, Boğaz’ın Anadolu yakasındaki Karanlık Limana yerleştirilmiş bulunan 26 mayın düşman donanmasını baskına uğratmış ve topçu bataryalarımızın yoğun ateşiyle, düşman donanmasına çok ağır bir darbe vurulmuştu.
         Nusrat (Nusret) mucizesi
       1911’de Almanya’da inşa edilerek, 1913 yılında Osmanlı Donanmasına katılmış bulunan 40 Metre uzunluğundaki 360 Tonluk Nusrat (Nusret) Mayın Gemisi, düşmanın saldırısından 10 gün önce 7-8 Mart gecesi eldeki son 26 mayını, Kepez Burnu güneyindeki Karanlık Limana yerleştirdi. Düşman, 18 Mart 1915 sabahı, 100 kadar savaş gemisiyle saldırıya geçmeden önce, mayın tarama gemilerinden ve uçaklardan keşif raporları almıştı. Ancak, bunların hiç birisi Karanlık Limandaki 26 mayını tespit edememişti. Öğle vakti, düşman donanmasının komutanı Amiral de Robeck ön sıradaki savaş gemilerini geriye çekerek, ikinci ve üçüncü hattakilerle hücumu tazelemek için manevra emri verdiğinde, kıyamet koptu. Çünkü, geriye dönüş manevrası yapabilmek için, düşmanın “temiz” sanılan Karanlık Limanı kullanması gerekiyordu…Ön sıradaki Fransız Bouvet ve İngiliz Irresistible gemileri Nusrat’ın döşediği mayınlara çarparak, derhal battı. İlaveten, üç zırhlı savaş gemisi ağır yaralar alarak savaş alanından çekildi.
Havran’lı Seyit Onbaşı
       Boğaz’ın Gelibolu yakasındaki topçu bataryalarımız düşman  savaş gemilerinin yoğun ateşi altında büyük kayıplar veriyordu. Kilitbahir/Eceabat güneyinde bulunan Mecidiye Bataryasında ise, Niğdeli Ali ve Balıkesir/Havranlı Koca Seyit dışında, bütün mürettebat Şehit düşmüştü.Üstelik, mermiyi namluya sürmek için kullanılan vinç de arızalanmıştı. Seyit Onbaşı bütün bu olumsuz koşullarda, 215 Okka (275 Kg) ağırlığındaki mermiyi arkadaşının yardımıyla sırtlayıp, namluya sürdü ve ateşledi. İngiliz Donanmasının en ünlü savaş gemilerinden Ocean (Oşın) Zırhlısını dümeninden vurdu. Böylece kontrolsuz kalan gemi, bir süre sonra mayınlara çarparak büyük bir gürültüyle  Boğaz’ın derinliklerine gömüldü.
 
ÇANAKKALE CEPHESİNDEKİ KARA SAVAŞLARI
18 Mart 1915 günü deniz savaşında ağır bir yenilgiye uğrayan düşman, Boğazı Donanmayla aşamayacağını anlayınca; 25 Nisan’da Gelibolu Yarımadası’na asker çıkararak, karadan taarruza geçti. Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinin oluşturduğu ANZAK Kolordusunun öncü birlikleri, Boğaz’ı kontrol eden sırtlara ulaştığında, bu bölgede ihtiyatta tutulan 19 ncu Tümenin Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Bey, 57 nci Piyade Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey’e, şu emri verdi :“Ben size taarruz etmeyi emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum ! Biz ölünceye kadar geçecek zamanda yerimize yeni birlikler ulaşarak, görevimizi devralacaktır.” Emir tam bir kahramanlıkla yerine getirildi. Başta Alay Komutanı Hüseyin Avni Bey olduğu halde, bütün Alay Şehitlik mertebesine kavuştu. Aynı günde, Ezineli Yahya Çavuş’un Takımı da Ertuğrul Koyu’na çıkan, sayıca çok üstün durumdaki düşmanla savaşarak, onların ilerlemelerini durdurdu. Onlarda Şehitlik mertebesine kavuştu.
 
       19uncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey 1 Haziran 1915 günü Albaylığa yükselmiş, bölgesindeki diğer birlikler de emrine verilerek, Anafartalar Grup Komutanı olmuştu. Düşman, Suvla Koyu’na çıkardığı birliklerle, Anafartalar bölgesinde tutunmaya çalışıyordu. ATATÜRK bunları denize dökmek için 10 Ağustos sabahı Conkbayırı’ndan bir karşı taarruz başlattı. O gün, düşman zırhlılarının şiddetli ateşi altında iken, bir şarapnel parçası göğsüne isabet etti. Saati parçalandı, kendisi kurtuldu.. Yüce ALLAH,  Gazi Mustafa Kemal’i bir kez daha Milletimize bağışlamıştı…Düşmanın Gelibolu Yarımadası’ndaki taarruzları gün geçtikçe zayıfladı. Ekim ayının sonlarında, siper savaşlarına dönüştü. Sonuçta; Kahraman Mehmetçik canı ve kanıyla tarihe “ÇANAKKALE SAVAŞLA GEÇİLEMEZ” diye yazdırdı. Yenik düşman, 1916 yılı başında Çanakkale Cephesinden defolup gitti.
        
         ATATÜRK ÇANAKKALE SAVAŞINI ANLATIYOR:
         “Düşmanla Karşılıklı siperlerimiz arasındaki mesafe sekiz metre. Yani ölüm muhakkak… Birinci siperdekiler tamamen şehit düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerine gidiyor. Fakat, ne kadar gıptaya şayan bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur (gevşeklik) göstermiyor. Sarsılmak yok…Okumak bilenlerin elinde Kur’anı Kerim, Cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, Kelime-i Şahadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk Askerindeki ruh kuvvetini gösteren; şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.”
Şahap OsmanARAS,Emekli Kurmay Albay-Tarihçi Yazar (Mart 2016-İZMİR)
 
 


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


ŞAHAP OSMAN ARAS Diğer Yazıları

12 Ocak 2017 - KARŞIYAKA’NIN ONURU
15 Kasım 2016 - GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER...
02 Kasım 2016 - CUMHURİYETİMİZİN 93. YILI KUTLU OLSUN
24 Mart 2016 - 3 MART 1924-CUMHURİYETİMİZİN TEMEL YASALARI
31 Ekim 2015 - CUMHURİYET MARŞI
27 Ekim 2015 - CUMHURİYET VE DEMOKRASİ
08 Eylül 2015 - İZMİR'İN DAĞLARINDA ÇİÇEKLER AÇAR
11 Ağustos 2015 - GAZİ AYŞE ALTINTAŞ
11 Ağustos 2015 - GAZİ MİLİS ÜSTEĞMEN FATMA SEHER HANIM (KARA FATMA)
08 Ağustos 2015 - İSTİKLAL SAVAŞIMIZIN KADIN KAHRAMANLARI
24 Temmuz 2015 - Lozan Barış Antlaşmasının 92. Yılı Kutlu Olsun !
GENEL BAŞKAN
Atatürk Resimli Hediyelikler
Günün Kitabı
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo




TRT TÜRKÜ




T
TRT NAĞME

Atatürk Siteleri

İşte Atatürk.com



Atatürk İnkilaplari.com



Önerilen Siteler
Ana Sayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH