Ana Sayfa > Site Yazarları

S.Nazan Keskin - snkeskin@add.org.tr
Cumhuriyet Devrimi ve Kadın
06 Nisan 2013 - 1641 okunma

Kadının; yaşamını erkeklerle eşit hak ve koşullarda sürdürebilmesi her şeyden önce bir insanlık hakkıdır. Devlet; tüm bireylerinin yaşamından aynı düzeyde sorumludur ve onların eşit koşullarda yaşamasını sağlamak zorundadır. Bunun için gerekli yasal düzenlemeleri yapmak ve onları hayata geçirecek mekanizmaları oluşturmak zorundadır. 
Kadın hakları açısından kalıcı ve radikal bir çığır, Cumhuriyet Devrimi ile başlar.
3 Mart 1924 tarihinde Öğretim Birliği yasası ile laikleşen eğitim sisteminde kadına erkeklerle eşit eğitim olanakları verilmesi ile başlatılan aydınlanma mücadelesi; 1926 da çıkarılan Medeni Yasa ile sürdürülmüştür, bu yasa; kadın hakları açısından tam bir devrim niteliğindedir. Kadını aşağı bir düzeyde tutan dinsel ilkeler yerine hukuksal ilkelerin kabul edildiği bu yasa, İslam dünyasında tektir ve ileriye dönük yapılacak tüm yasalar için hukuk temelini oluşturmuştur. Bu yasalar, Mustafa Kemal Atatürk’ün kadına bakış açısını tüm açıklığı ile göstermektedir.
1930 da Belediye Meclisi, 1934 te Millet Meclisi seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı ile kadınların siyasete aktif katılımının yolu açılmıştır. Ancak; Cumhuriyet Devrimi ile eşit yurttaş, özgür birey olma hakkını kazanan kadınımızın, 80 yılı bulan bu süreçte kazanımlarını hayata geçirebilmesi ne yazık ki istenilen düzeye ulaşamamıştır. Yaklaşık yarım yüzyıldır Laik ve Demokratik Devrime karşı olan güçlerin, başta da İslamcıların, kadının aydınlanma mücadelesine dirençleri, hayatın pratiği, erkek egemen toplumsal bakış açısının getirdiği engeller gibi nedenlerle beklenen ve istenen sonuçlar yaratılamamıştır.
Kadınlar; yaşamın her alanında varlıklarını insanca koşullarda sürdürebilmek için gerekli yapılanmayı sağlayacak, sürekli, uygulanabilir sistemleri oluşturacak ve uygulanması için denetim ve kontrol mekanizmalarını çalıştıracak erke ulaşabilecekleri tek yer olan Parlamentoda, yeterince temsil edilememektedirler.,
Yürürlükte bulunan Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu, kadınların parlamentoda eşit temsilini sağlamaya yönelik düzenlemeleri içermemektedir. Siyasi partilerde ağırlıklı olarak Kadın kollarında varlık gösteren kadınlar, karar mekanizmalarında çok düşük oranda yer almakta, seçme haklarını %90 a varan oranda kullanmalarına karşın, seçilme haklarını yeterince kullanamamaktadırlar.
Cumhuriyet Devrimi; Teokratik bir düzenden Laik bir düzene geçiş yaparken kadınsız bir demokrasinin olamayacağı gerçeğinden hareketle, kadınları eşit yurttaş, özgür birey düzeyine getirmiş, koyduğu yasalar ve uygulamaları ile bu konuda ne kadar samimi ve kararlı olduğunu da göstermiştir.
Bu gün, yasalarda kadına yönelik yapılan bazı düzenlemeler, kurulan kuruluşlar ve yapılan çalışmalar, gerçek anlamda demokrasi bilinci ile yapılmamaktadır. Yapılanlar; iktidarın AB’ ye şirin görünme çabasından başka bir şey değildir. Zira yapılanlarda, iktidarın dünya görüşünün kadına bakış açısı egemendir ve bu görüşün temel noktası, kadının ikinci sınıf olması, hatta yok sayılmasıdır!
Bunun en önemli göstergelerinden biri 4+4+4 eğitim yasasıdır. Bu yasa; toplumsal yaşayışı tarikatların kucağına bırakacaktır. Tekke ve zaviyelerin yeniden açılması söylemi, okullarda giyimin sözüm ona serbest bırakılması ile türban ve çarşafa okul yolunun açılması, iktidarın Laik düzeni ortadan kaldırma yolunda attığı adımlardır. Laiklik; demokratik düzenin güvencesidir ortadan kalkması halinde kadının insan haklarından söz etmek olanaksızdır.
Çağdaş eşitlik anlayışı, farklı koşullardaki insanların toplumsal yaşamın her yönüne katılabilmesi ve toplumsal refahtan yararlanabilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını gerektirir. Eşitliğin sağlanabilmesi için yasal engellerin kaldırılması yeterli değildir. Kadın hakları ile çağdaş bir toplum olma ve kalkınma arasında ayrılmaz bir ilişki söz konusudur.
Demokratik ve çağdaş bir toplum, insan haklarına dayanan bir devlet, ancak bağımsız bir ülkede var olabilir. Bağımsızlığımızın yeniden kazanılması ve sürdürülebilmesi ise toplumda aydınlanmacı bir zihniyetin oluşturulması ile olanaklıdır. Bunu başarılabilmemiz için, Tam Bağımsızlıktan, Laik ve Demokratik bir düzenden, barış içinde hak ve özgürlüklerin adil bir şekilde kullanıldığı aydınlık bir gelecekten, yana olan kadın erkek herkesin mücadele etmesi gerekmektedir.

Sevil Nazan KESKİN
ADD GYK Üyesi

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


S.Nazan Keskin Diğer Yazıları

08 Mart 2017 - YETMEZ AMA, ŞİMDİLİK…
08 Şubat 2017 - TERCİH MESELESİ
17 Ekim 2016 - YAZMASAYDIM ÇATLARDIM
19 Temmuz 2016 - 16 TEMMUZ; FAŞİZMİN SON PROVASIDIR.
24 Ekim 2015 - NEREDE KALMIŞTIK?
14 Mayıs 2015 - FITRAT!
16 Nisan 2015 - MİLLETÇE “TIK”LIYORUZ
19 Mart 2015 - MART KAPIDAN BAKTIRIR
27 Şubat 2015 - ÖFKENİZİN ADINI DOĞRU KOYUN!
16 Şubat 2015 - ÖZGECAN
22 Ocak 2015 - RAFTAKİ ADALET, TUTSAK DEMOKRASİ
18 Ocak 2015 - İSRAF OLACAKSAN DOĞMA ÇOCUK!
23 Ocak 2014 - “EĞİLMEDEN BÜKÜLMEDEN”
10 Ocak 2014 - BASIN SUSTURULMUŞSA BİR ÜLKE NASIL KONUŞUR?
30 Aralık 2013 - İNSANLIĞA SİPARİŞİM VAR
09 Aralık 2013 - “Alelade politikacılıkla milleti parçalamak ihanettir.”
06 Aralık 2013 - Seçmek ve Seçilmek
10 Mayıs 2013 - Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.
GENEL BAŞKAN
Atatürk Resimli Hediyelikler
Günün Kitabı
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo




TRT TÜRKÜ




T
TRT NAĞME

Atatürk Siteleri

İşte Atatürk.com



Atatürk İnkilaplari.com



Önerilen Siteler
Ana Sayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH