ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Cihan Turgay ALTINIŞIK - cihanturgay@gmail.com
DOĞRULUK MU? CESARET Mİ?
04 Eylül 2015 - 1086 okunma

DOĞRULUK MU? CESARET Mİ?
            Sözlüklerde, “karşı cinsten arkadaşlarla, arkadaşlığı bozmadan karşı cinsi keşfetme üzerine oynanan, ergen ve gençlerin çok tercih ettikleri ve büyük keyif aldıkları bir şişe çevirmece oyunu” diye tarif ediliyor. Çoğu ülke gençleri arasında çok oynanan, sosyo-kültürel ve ahlaki yapılarına bağlı olarak kuralları ülkeden ülkeye değişkenlik gösterebilen, monopoly gibi marketlerde satılarak aile arasına bile sokulmuş enteresan bir oyun.
            Şişe çevrildiğinde ucu kimi gösteriyorsa sırası gelen ya da tersi istikametteki oyuncu soruyor: “Doğruluk mu, cesaret mi?” Gizleyecek sırları çok olan, doğruları konuştuğunda gerçeklerin ortaya çıkarak başını ağrıtacağına inanan oyuncular “cesaret” diye cevap vererek, normal hayatta asla yapmayacakları saçma sapan şeyleri yapmaya başlıyorlar. Doğruyu söyleyenler önce alkışlansalar da ortaya çıkan gerçekler nedeniyle ya birileriyle aralarını bozuyor ya da gruplarından dışlanıyorlar.
            Şimdi bu satırların ucu kimlere dokunacak diye düşünüyorsanız, elbette ki “siyaset sahnesinin oyuncuları” diye cevap vereceğim. Aynı fasit dairenin etrafında kümelenmiş siyasi parti liderleri, milletvekilleri, zaman zaman diğer akilleri de aralarına alarak şişe çevirmeye devam ediyorlar.  Halkın büyük ilgi ve bazen nefretle izlemek zorunda bırakıldığı oyunda dikkatimizi çeken en önemli şey; genellikle siyasilerin “doğruluk mu, cesaret mi?” sorusuna çok cesur olduklarından(!) “cesaret” diye cevap vermeleri…
            Farkındaysanız kimsenin cesaret edemediği şeyleri hiç düşünmeden yapabiliyorlar. Yıllardır peşinden gittikleri liderlerini bir anda terk edip karşı tarafa geçebiliyor, dün neredeyse iki lafın birinde küfür ettikleri insanların bugün ne muhterem şahsiyetler olduğunu anlatabiliyor, koca ülkeyi menfaatleri uğruna ateşe atabildikleri gibi, aldığı oylara ihanet ederek ben muhalefette kalacağım diye direnebiliyorlar. Çok cesurlar. Kimi bakan olmak için babamı bile tanımam derken, kimisi “özerklik ilan etmesinler de ne yapsınlar?” diyebiliyor. Dedik ya, çok cesurlar. Ülkeyi nasıl pazarlayalım derken, bölücü, ayrılıkçı ve şeriatçı terör gruplarıyla aynı masaya oturmaktan çekinmeyen iktidar oyuncularının karşısında, onlardan daha cesurca davranıp, Atatürk ilke ve devrimlerini yeniden yorumlamaya kalkan, Cumhuriyetin temel ilkelerinden verdiği tavizlerle daha çok oy toplayacağını düşünen muhalifler kıran kırana çarpışıyorlar.
            Bir düşünün; bunlar kazara “doğruluk” diye cevap verselerdi, neler sorardınız? Gizli pazarlıklar, soyulan bütçeler, haksız kazançlar, bölücülük, rüşvet, iltimas, irtikap, temel hukuk kurallarını bile çiğneme, ayrımcılık, baskı ve yalanlar. Acaba hangi soruya net ve doğru bir cevap alabilirdiniz? Tabii ki hiçbirine. Yalnız şuna da dikkatinizi çekerim, bunu sürekli oynamayı seven gençlerin internetteki yorumlarına baktığımda “doğruluk diyen kızı al, cesaret diyenden uzak dur” diyorlar. Bir bildikleri var elbet.
            Bu arada oyuncular şişenin ucuna bakmaktan kimin çevirdiğini dahi göremiyorlar. Kafalarını biraz kaldırsalar, bir eli şişede diğeri oyuncuların sırtında duran emperyalizmin sırıtan dişleriyle göz göze gelecekler. Ne hikmetse aslında en büyük oyuncu olan ülke halkına seçimden seçime sıra geldiğinde bir tek o “doğruluk mu, cesaret mi?” sorusuna “doğruluk” diye cevap verebiliyor. Çünkü onda da namussuzlar kadar cesaret yok. Şöyle bir silkinip üstünde ağırlık yapan vatan hainlerini bir türlü üstünden atamıyor. Sahte vatanseverlerin kasalarını doldurduklarını görmezden gelerek, bir gün düzelecekler ve bu saadet zincirinde bir gün sıra bana da gelecek ümidiyle cesur davranamıyor. Ne yazık ki bu zafiyeti hırsız ve arsızlarca sürekli sömürülerek şişe çeviren bölgedeki hakimiyetine toz kondurmadan devam ediyor.
            “Ülkede sivil bir darbe var” diyerek dağılan bir muhalefeti de, kanarya sevenler gibi çalışan ve üyelerinin boş zamanlarını değerlendirmek için hayatlarını sürdüren sivil toplum kuruluşlarını da, kendi içinde bile söz hakkı tanımayan anti demokratik kitle örgütlerini de istemiyoruz. Muhalefet partileri meclisin sivil vesayet altında olduğunu düşünüyorsa o mecliste olmamalı ve iktidarı meşrulaştırmamalıdır. Ülkede bir savaş varsa bu savaş kendi kurallarına göre sürdürülmelidir. Ülkeyi kaosa sürükleyecek, bölecek, halkın iradesini yok sayacak her türlü uygulamada, uygulamanın sahibi muhalefet de olsa iktidar da olsa sivil toplum kuruluşlarının, bağımsız demokratik kitle örgütlerinin meclis ve parti binaları önüne milyonları yığarak tepki göstermesini istiyoruz. Görevi düşmanı bertaraf etmek olan silahlı kuvvetlerin, düşmanı sadece sınır ötesinde değil, vatanın her köşesinde aramalarını bekliyoruz. Şehit ve gazilerimizin kanlarıyla sulanmış vatan topraklarının korunması için bütün vatandaşların ellerini taşın altına sokmasını, bir şey yokmuş gibi davranmamasını, aydınların artık gözlerini açmasını, sanatçının yaradılışındaki isyanı ortaya çıkartmasını, işçi, memur, çiftçi, asker, öğrencilerin daha yürekli olmadan bu savaşı kazanamayacaklarını bilmelerini istiyoruz.
            Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün dediği gibi, bu bir var olma savaşı ise, “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün Vatandır. Vatanın her köşesi vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk edilemez.” Şişeyi çeviren emperyalistlerin gölgesinde sıra halka geldiğinde, bütün vatanseverler cevabı vermeden önce şunu iyi bilmeli ve unutmamalıdır.
         “EN BÜYÜK CESARET DOĞRULUK, EN DOĞRU HAREKET CESUR DAVRANMAKTIR.”
            Saygılarımla…
Turgay ALTINIŞIK
ADD Gaziemir Şb.Bşk.
(Tel: 05357035161 )
            


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Cihan Turgay ALTINIŞIK Diğer Yazıları

28 Mart 2018 - ATATÜRK, ÇANAKKALE VE ŞEHİTLERİMİZ…
13 Şubat 2018 - ADD’NİN KURUCUSU AKSOY NİYE ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ?
22 Ocak 2018 - BİR DE KIZIM VAR BENİM
06 Kasım 2017 - NEDEN CUMHURİYET? NE KADAR DEMOKRASİ?
07 Eylül 2017 - MİLLİ EĞİTİM VE ÇOCUKLARIMIZ
27 Aralık 2016 - KUBİLAY VE YASTIK ALTINDAKİ YÜREKLER
06 Eylül 2016 - KAFASI KARIŞIK VATANSEVERLER
31 Temmuz 2016 - ATATÜRK’ÜN ORDUSUNDA BİR DOLARLIK ASKERLER
23 Ekim 2015 - MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ, HANİ BUNUN İLK SAHİBİ !
21 Eylül 2015 - GÜNDÜZ KANDİLİNİ HAZIRLAMAYAN, GECE KARANLIĞA RAZI DEMEKTİR.
14 Temmuz 2015 - GERÇEK KATİLLER VE YIKILAN KÖPRÜLER
19 Mart 2015 - GÖNLÜMÜZDEN GEÇENLER, AKLIMIZDA KALANLAR
19 Mart 2015 - İZMİR BAROSU SALONUNDA İLK BULUŞMA “NEDEN ÇANAKKALE”
23 Şubat 2015 - VATANA iHANETTE SON NOKTA; SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ
23 Şubat 2015 - PUL KOLEKSİYONUMU GÖSTEREYİM Mİ?
23 Şubat 2015 - VATANA iHANETTE SON NOKTA; SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ
Anasayfa | Basın Açıklaması | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar
CH