Ana Sayfa > Site Yazarları

Kemal Arı - kemalari55@hotmail.com
GENÇLİK, AH CANIM "TÜRK GENÇLİĞİ"…
30 Ocak 2014 - 1643 okunma

(-Çok Zekisin… Ancak Daima Çalışkan Ol!”
 
Utanmadan, bin bir türlü yalan dolanla ne kadar çok değerimiz varsa acımasızca sömürüyor, küçümsüyor ve sinsice anlamsızlaştırarak yok ediyorlar…
Gençliğe bile bambaşka işlevler yükleme çabası, işi nerelere getirdi. Cumhuriyete ve onun özüyle uzlaşmayan nice çarpık yaklaşımlarla Türk gençliği zehirlenmeye çalışıldı.
Laik gençlik, laik olmayan gençlik; başörtülü gençlik, başörtüsüz gençlik; kindar gençlik, kindar olmayan gençlik; dindar gençlik, dindar olmayan gençlik… Solcu gençlik, sağcı gençlik… O türlü gençlik, bu türlü gençlik…
Çık çıkabilirsen işin içinden…
Oysa korumamız ve geleceğe taşımamız gereken büyük bir değer var.
Ne o?
Türkiye Cumhuriyeti…
Büyük Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin ve devrimlerin korunmasını, “gelecek, güç ve atılım” demek olan “Gençliğe” bırakmıştı.
Gençliğe; yani Türk Gençliğine…
Onun düşünce dünyasında yok cemaatçi gençlik, yok solcu gençlik, yok sağcı gençlik gibi bölük pörçük gençlik anlayışı yoktu. Tek bir gençlik vardı, o da “Türk Gençliği”ydi. Gençlik uyanık olacak, ulusa ve devrime karşı sorumluluklarını bilecek; sonra da adım adım hedefine yürüyecekti. Devrimcilik ruhu, gelecekte ulusu hep ileriye götürecekti, hep…
Bu yürüyüşe kimileri “Dur” diyecek, akıl almaz zorluklar ortaya çıkaracak, hatta yeri geldikçe sömürgeci güçlere karşı işbirliği içine girmekten çekinmeyeceklerdi. O yaşadığı dönemde, başta Almanya olmak üzere, merkezi Avrupa’da hiç de insani ve bilimsel olmayan ideolojilerin etkisinde kalmış olan gençlik, barışçı ve özgürlükçü ruhtan arındırılmış olarak, kendinden olmayan her şeye ve herkese düşmanca bakıyordu. Akıldan ve bilimden öte, inandıkları ideolojilerin katı dogmaları onların elinde dayatma aracı haline gelmişti.
Ya Türk Gençliği?
O ulusun bağrından doğan o gençlik enerjisi ve ruhu; ya onun sorumlulukları; o ne olacaktı?
Bir kere ülkesinin kayıtsız koşulsuz bağımsızlığı onun için önemli olmalıydı. Ülkesinin başkalarının işgaline uğraması, ulusun onurunun ve namusunun çiğnenmesi; onun asil ruhuyla zaten bağdaşamazdı. Emperyalizme karşı koymak onun için onurdu. Ulusal savaş, emperyalizme karşı onurlu bir başkaldırıştı. Türk Gençliği bu ruhu ve özü geleceğe taşıyacaklardı.
Gençliğin bu açıdan eğitimi çok önemliydi.
Sen al, genç dimağları Ortaçağ’ın akıl almaz dogmalarıyla katı ve donuklaşmış bir yapıya hapset; ona özgür vicdanı, özgür düşünceyi ve özgür kişiliği vermek yerine, itaat duygusunu vermek için uğraş; sonra d ondan gelecek bekle!
Böyle bir gençlik, ancak gerici kalkışmaların istismarına açık bir bünye yaratmaktan öte bir anlam taşımazdı.
Türk Gençliği; tıpkı Tevfik Fikret’in; “Uğraş, atıl, koş, bağır, çağır” diye nitelendirdiği gençlikti. Ya da; örneğin Sivas Kongresi’ne katılan ve mandacılığın konuşulduğu o zor günlerde Mustafa Kemal Paşa’şa dönüp; “Paşam, biz buraya bağımsızlığımızı görüşeceğiz diye geldik. Ama görüyoruz ki mandacılık düşünceleri çok kişiyi sarmış. Temsil ettiğim Akeri Tıbbiyeliler adına diyorum ki; siz dahi bu düşünceye destek verirseniz, sizi vatan kurtaran Mustafa Kemal olarak değil, vatanı çökerten Mustafa Kemal olarak ilan eder, sonra da size karşı savaşırız!” diyebilen Tıbbiyeli Hikmet’te ruhunu bulan gençlikti Atatürk’ün alğıladığı Türk gençliği…
Bezginlik, bedbinlik, ruhsuzluk, tembellik, sorunları kavrayamama, çözmek için kafa yormaktan kaçınma, sorumluluk almaktan çekinme; yurt, ulus ve bayrak sevgisi için ölümden korkma… Bu tür anlamsız, ruhsuz davranışlar asil ve soylu Türk gençliğinden nasıl beklenirdi ki?
Atatürk’e göre onun soyluluğu bir ırka, kana bağlanmıyor; ancak ve ancak soylu ve asil bir ulusun, basit bir bireyi olmak bunun için yeterli oluyordu.
Ve bir konuşmasında gençliği şöyle anlatmıştı:
“Genç demek, genç fikirli olmak demektir”…
Yaşça gençsin, ama Ortaçağ’ın koşullarının özlemi içindesin… Ulusun geleceği için yeni öngörüler çok daha çağdaş ölçüler ve değerler ortaya koyamıyorsun da, geçmişin özlemi içinde yanıp tutuşuyorsun ve kendini bir donukluğun, gericiliğin içine koyduğun yetmiyormuş gibi bir de ulusu o düzeye çekmeye çalışıyorsun…
Hayır, hayır; bin kere hayır!
Türk gençliği geçmişinden güç alır. Geçmişiyle övünür. Onun ruhunu içinde taşır. Ondan aldığı güçle, geleceği devrimci kişiliğiyle kucaklar ve geleceği inşa etme sorumluluğunu duyar. Hem genç olacaksın; hem başta takke, sırtta mintan; aşağıda şalvar; bakımsız bıyıklar, saçlar ve sakallar; geçmiş için yanıp tutuşacaksın! Sonra kendini bir cemaatin ya da tarikatın pençesine atacaksın; sömürülmene, kişiliğinin eritilmesine, seni var eden doğal, evrensel ve ulusal değerlerin dışına çıkartılmasına göz yumacaksın…
Kulluk ve itaat senin karakterin olacak…
Tanrıya kulluk varken; tutup kullara kul olacaksın ve bunu da sanki bir ibadet ve dinsel bir yükümlülükmüş gibi insanların önüne koyacaksın….
Genç; hiçbir zaman Atatürk için, belli bir yaş dönemini ifade eden bir kavram değildir. Atatürk idealist ve ütopisttir. O genç kavramını, genç fikirli olmak biçiminde değerlendirir.
Şu konuşmaya dikkat:
“Benim nazarımda yirmi yaşındaki bir yobaz ihtiyardır; ancak yetmiş yaşındaki bir idealist ter’ü-taze gençtir”
Ve Türk Gençliği ne seslenişi:
“Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk'ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! .. Bu belli. Fakat zekânı unut! .. Daima çalışkan ol...”
 
Kemal Arı, 29.01,2014

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Kemal Arı Diğer Yazıları

27 Aralık 2014 - MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN ANKARA’YA GELİŞİ
20 Ağustos 2014 - ATATÜRK, ÇAĞDAŞLAŞMAK, DEVRİM VE CUMHURİYET
06 Ocak 2014 - TÜRKİYE’DE DEVLET KRİZİ Mİ VAR?
23 Kasım 2013 - İZLEDİNİZ Mİ? (-Türk Tarih Kurumu, Vahdettin Filmi Yapmış!”
19 Eylül 2013 - KARANLIKLA AYDINLIĞIN DANSI… (-Ülkemiz Daha Aydınlık Olmalıydı)
14 Mayıs 2013 - YARIN 15 MAYIS: BİNLERCE SAHNEDEN, YALNIZCA BİR TANESİ: (-Levazımcı Sabri Bey’in Oğlu ve Patris Vapuru)
13 Mayıs 2013 - 15 MAYIS 1919: -İzmir’in İşgali ve “Karagün” Prof. Dr. Kemal Arı
09 Mayıs 2013 - BİR RESME ODAKLANDIM; ODAKTA İSMET PAŞA YÜZÜM KIZARDI, UTANDIM…
06 Mayıs 2013 - STATÜTÜZ OLMAZMIŞ: (VAY BEE… NE ÇÖZÜMMÜŞ)
04 Mayıs 2013 - TARİH YAKANIZI BIRAKMAZ Kİ?
GENEL BAŞKAN
Atatürk Resimli Hediyelikler
Günün Kitabı
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo




TRT TÜRKÜ




T
TRT NAĞME

Atatürk Siteleri

İşte Atatürk.com



Atatürk İnkilaplari.com



Önerilen Siteler
Ana Sayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH