Ana Sayfa > Site Yazarları

Ali Karlıdağ - ali.karlidag47@gmail.com
İNSANDAN İNSANA
20 Haziran 2015 - 1177 okunma

İnsanlık tarihi bir anlamda insanın doğaya, insanın insana mücadelesinin de tarihidir. İnsanlık zaman zaman doğa olaylarıyla büyük sıkıntılar yaşasa da; asıl sıkıntı, insanın insana yaptığı haksızlıklarında ötesinde zulümler boyutunda günümüzde bile sürmektedir.Özellikle orta doğu, daha da berisi İslam coğrafyasında yaşananlar emperyalizmin Asırlar boyu Afrika, Asya, Güney Amerika da yaptıklarının bir benzeridir. Silahları, ajanları, misyonerleri, işbirlikçi uşakları ve ikiyüzlü medyaları ile emperyalist amaçlarını meşrulaştırma işini dünyanın gözü önünde utanmazca sürdürmekte sakınca görmemektedirler.

13 yıldır Siyasal İktidarca ağırlaşarak sürdürülen din eksenli ve tek adam yönetimi ülkemizin siyasal ve sosyal yaşamını bir cendereye sokmuştur. Yoksulluk ve yolsuzluğu içinde taşıyan bu anlayış insanımızın geleceğe dönük umutlarını da büyük oranda yıkmıştır. Son yıllarda gerek devlet görevlilerinin, gerekse bireylerin karıştığı şiddet birçok kesimde umutların bitirilmek üzere olduğunun da bir işareti olarak görülmeli midir?

Bilim ve teknolojinin yarattığı bilgisayardan,cep telefona, uçaktan robota her türlü araç ve makinenin en son modelini düşünmeden kullanma, tüketme çabasındaki insanın onu yaratan düşünceyi ve düşünce evrimini anlamamasını insanlık adına anlamak mümkün değil.Bırakın anlamayı o düşünceyi bir kaşık suda boğmak isteği hatta zaman zaman "pratiği" düşündürücü bir sosyolojik ve psikolojik bir durum olmalı.

7 Haziran seçim sonuçları demokrasimize nefes aldırabilecek, tek adam yönetimine dur diye yorumlanabilecek bir sonuç yaratmış gibi görünüyor. Sayın Baykal'ın”Bir an önce ülkenin normale dönmesi konusunda ben de Sayın Cumhurbaşkanı da aynı görüşteyiz” diyerek ten bir işaret vermesi. Sayın Baykal 13 yıl önce bunu bir kez demokrasi adına yaptı. Halk bunu 13 yılda ancak bu kadarcık düzeltebildi. Bu seçim sonuçlarını gerçek demokrasi adına kullanamayan CHP ve MHP gelecek seçimde AKP' ni tek başına iktidar, HDP' ni ana muhalefet yaparsa şaşırmayalım.Bunu şimdiden söyleyelim ki; böyle bir sonucun faturasını sadece Genel Başkana yüklemek haksızlık olacaktır.

Sanıyorum Güney Afrika Cumhuriyetinin Efsane Lideri Nelson Mandela’ya ait olacak ”Misyonerler ülkemize geldiklerinde din onların topraklar bizimdi. Bir süre sonra topraklar onların, din bizim oldu.”der. AKP’ nin iktidar oluşunda (Emperyalizmin bölge ve ülkemize dönük hesaplarının katkısının altını çizerek devam edersek) siyasette din eksenli bir söylem ve uygulamayı seçti. O gün AKP yöneticilerinin elinde sadece imam hatipli oluşları, türbanları vb. (Daha doğrusu bunların istismarları vardı.) Şimdi onların elinde sarayları, villaları, yalıları, medyaları, bankaları, gemileri, milyar dolar ve avroları, uçakları, milyonluk saat ve arabaları oldu. Türban ve imamhatip mi; o işte muhalefete kaldı dersek abartmış olur muyuz bilmiyorum…

Laik cumhuriyet, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, bağımsızlık, uygarlık, barış, refah ve emek diyenlerin; kendi felsefeleri, kendi ayakları üzerinde yol almaları gerekmiyor mu? Aklın ve bilimin rehberliğinden sapanların Orta Çağın karanlığına döneceği kaçınılmaz bir tarihi gerçek değil midir?Çağdaş siyasal partilerin, demokratik kitle örgütlerinin örgütlü yapılarını taşıyan iskeletin ve tüm elamanlarının bu bilinç ve duyarlılıkta olması gerekmiyor mu? Bizde kendisini demokrat ve aydın diye tanımlayıp konumlandıranların büyük bir bölümü kendi adına demokrattır. Onu arzuladığı yere taşıyan ortam ne olursa olsun, onun için demokrasidir. Onu o makamda tutmak için yapılan hemen her şey de; onun için demokrasinin kurallarına uygundur.

Şair-yazar Ataol Behramoğlu sözleriyle aydın: “Eleştirel, araştırıcı aklı yerleşik bilgi ve inançların önüne koyan, bilgilerini bir senteze ulaştırabilen; bunları insanlığın yararına eyleme dönüştürme sorumluluğunu taşıyan ve gerçekleştirmeye çalışan kişidir.” Aydın bencilliklerinden sıyrılabilmiş, arzularına toplum adına gem vurmuş, toplum sevgisi içinde onun bir parçası olmuş kişidir. Bireyi toplum adına yok etmeyi göze almaz, toplum adına toplumsal ilerlemenin önüne engel olmayı düşünmez; olmak isteyenin de karşısında olur. Nazım'ın diliyle söylersek"Bir ağaç gibi tek ve hür; bir orman gibi kardeşcesine" Bunun alt yapısı bilgidir, bilinçtir. Bu ancak eğitimle, örgütlenmeyle olur.

Atatürkçülük, Atatürk'ü sevmek; Atatürk'ü ve Atatürkçü Düşünceyi bilmek ve onu anlamak ve anlatmakla olur.Demokraside böyle,insanlıkta. Sevgili İlhan Selçuk "Bir bilge: "Gerçek sevgi bilgiden doğar. derle"başlardı. Bu anlamda; Atatürk'e sahip çıkan özel ve tüzel kişiliklerde bu bilgi ve bilincin olması için yeterince çaba harcandığını (kendi derneklerimiz dahil) ne yazık ki göremiyoruz. Atatürk ve Silah arkadaşları sayesinde milli eğitim müdürü olacak,vali olacak,milletvekili,bakan,başbakan, cumhurbaşkanı olacak ama insan olarak Atatürk'ü anlamayacak. Bunların yetiştiği dönemdeki yöneticiler,eğitimciler demokrasi, laik cumhuriyet ve Atatürkçülük adına devlet adamı diye saygı görecekler! Sorgulanmamak,hesap vermemek,şeffaf olmamak kötülüklerin anası değil midir?

Gerek seçim öncesi, gerekse seçim sonrası süreçlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştiren ve eleştirmeye devam edenler çevrelerinde demokratik örgütlenmenin karşısında kimler var; görüyor, biliyor, sorguluyorlar mı bilmiyoruz? Aydın,Atatürkçü diye tanımladıklarımız, kendisini solcu diye tanımlayanlar, bizim solcu diye bildiklerimiz bu kavramların anlamlarının yüklediği sorumlulukları üstlenmişler mi; ne kadar üstlenmişler? Biz bu sorumluluğun neresindeyiz. Sorgulanıp,sorgulayabiliyor muyuz? Halbu ki, özgürlükler ve haklar sorumluluklarla ölçülürse yaşamsal değil midir?

Yöresinde demokratikleşmeye katkı yapmayanlar, engel olanlar; başarısızlıklarda genel başkana, halka yüklenerek sorumluluklarından kurtulamazlar. Genel başkan başarı ve başarısızlıklarda elbette bireysel anlamda en fazla paya sahiptir. Parçaları uyumsuz, işlevsiz bir arabanın şoförü nasıl yarışabilir ki? Gagalamak için bahane arayanlar gagalanmak tan kurtulamazlar. Moral bozucu,yıkıcı eleştiri yerine,katkı yapıcı, yol gösterici eleştirilere gereksinim var. Demokratikleşmenin önündeki esas engelleri görmeyenler,görüp de mücadele etmeyenler demokrasiye varamazlar.

Atatürk’ün şu sözleri Eğitimin öneminin altını çizer sanıyorum. ”Eğitimdir ki bir ulusu şanlı ve şerefli kılar ya da onu yoksulluğa ve tutsaklığa sürükler”. Yoksul olanlar, tutsak olanlar, iktidar olamayanlar nedenlerini eğitim ve örgütlenmelerinde aramalıdırlar dersek; Atatürkçe bir duruş içinde Atatürkçü düşünceyi seslendirmiş oluruz diye düşünüyorum. 12.06.2015

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Ali Karlıdağ Diğer Yazıları

16 Nisan 2016 - KÖY ENSTİTÜLERİ (Çağın Aydınlanma Projesi)
17 Mart 2016 - SÖZDEN ÖZE
31 Ekim 2015 - SEN KİMSİN?
18 Temmuz 2015 - BAYRAM OLSUN
06 Mayıs 2015 - KAMNAYU
15 Nisan 2015 - SEVGİ ÇİÇEKLERİ
11 Mart 2015 - BAŞHARFLERİN SESİ
10 Mart 2015 - MİLLİ EGEMENLİK-DEMOKRASİ ve BİZE ÖZGÜ BAŞKANLIK
09 Mart 2015 - UNUTMAZ
07 Şubat 2004 - AYNI SOKAKTA
GENEL BAŞKAN
Atatürk Resimli Hediyelikler
Günün Kitabı
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo




TRT TÜRKÜ




T
TRT NAĞME

Atatürk Siteleri

İşte Atatürk.com



Atatürk İnkilaplari.com



Önerilen Siteler
Ana Sayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH