ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Ahmet Gürel - ahmetgurel50@gmail.com
İZMİR’İN HEMŞERİSİ ATATÜRK, GÖZTEPE NÜFUSUNA KAYITLI…
13 Eylül 2015 - 936 okunma

İZMİR’İN HEMŞERİSİ ATATÜRK, GÖZTEPE NÜFUSUNA KAYITLI…


 
“Hücum haberini alınca hesap ediniz. On beşinci gün İzmir’deyiz” diyen Gazi Mustafa Kemal Paşa, İzmir’e on dört günde kavuşmuştu. Tahmininde bir gün yanılan Gazi, İzmir özlemini 9 Eylül 1922 günü, 18 numaralı not defterine şöyle yansımıştır:
15 Mayıs 1919, İzmir’in işgali… Ben aynı günde İstanbul’u terk ettim. O kara günde Karadeniz’deydim. 3 sene ve 4 ay sonra da bugün Akdeniz’deyim.”
Muzaffer Komutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Türk Ordusu İzmir’e girişini Belkahve’den izlerken, Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa’ya dönerek, ağzından şu cümleler dökülmüştür; “Eğer, bu güzel şehre bir şey olsaydı çok üzülürdüm.”
10 Eylül 1922 günü, Gazi Mustafa Kemal Paşa, Konak Meydanı’na doğru arabasıyla ilerlerken; “Bir rüya görmüş gibiyim!” diye mırıldanmıştır. İzmir Valiliği önünde tezahürat yapan İzmir halkına yaptığı konuşmasını şöyle bitirmiştir; “Başarı benim değil, sizin milletindir.”
RuşenEşref(Ünaydın) Bey,İzmir Valiliği önünde yaşananları şöyle anlatmıştır:       
         “Güneş ışığı altındaki pırıl pırıl Akdeniz gibi karşında sevinçten kamaşmış halkın uğuldattığı o meydanın bir kenarından konağın kapısına doğru bir büyük çiçek ve kurdaliye demetinin ilerlediği görüldü. Ben söylersem, sana gerçekten bir büyük buket sunulacak sanılır. Hayır! Bir gelin evine gönderilen muazzam çiçek sepeti taşır görünüşte bir at arabası demeliyim. Yok, yok! Ne oydu, ne buydu! Bir açık otomobildi o… Bir yürüyen gül bahçesiydi o…”
Gazi, İzmir’deki ilk üç gecesini Karşıyaka İplikçizade Köşkü’nde, bir gecesini de Kordonboyu’ndaki bir doktorun evinde geçer. Gazi’ye, günümüzde Atatürk Müzesi olan tüccar Takfor’a ait bina karargâh olarak tahsis edilmiştir. Fakat binanın bulunduğu yer emniyetli değildir. Yer arayışı başlamıştır. O günleri tanıkların anılarından izleyelim:
         Garp cephesi Kurmay BaşkanıYarbay Asım (Gündüz) Bey, o günleri şöyle anlatmıştır:
         “…Salih (Bozok) Bey aramış, taramış Göztepe’de bir tepecik üzerinde bir villayı seçmişti. Ne tuhaf rastlantıdır ki, villanın sahibinin kızı olan bayan da Gazi Başkomutanı evinde misafir etmek için harekete geçmişti.
         …Latife Hanım, Türk Orduları Sakarya’da Yunanlıları dize getirince ailesine; ‘Babacığım, ben inandım, İzmir kurtulacak, Mustafa Kemal yakında ordularıyla İzmir’e girecek, ben onların girişini görmek için gideceğim, bana müsaade et’ diye dayatmış, dadısıyla gelip köşke yerleşmiş.
         …Latife Hanım Salih Bey’e büyük bir heyecanla; ‘Gazi’yi konuk etmekten şeref duyarım’ demiş. Ben bu günleri görmek için buralara koştum geldim. Ona ben hizmet edeceğim, elbette oralarda kalması tehlikelidir’ demiştir.
13 Eylül 1922 günü, Latife Hanım, Uşakizade Köşkü’e gelen Gazi ile tanışmış ve köşkte kalması için davet etmiştir. Gazi, dört lisan bilen, göğsündeki madalyonda kendi resmi bulunan ve bir yıldır kendisini bekleyen Latife Hanım’ın davetine sessiz kalmış ve karargâhına geri dönmüştür.
O gün öğleden sonra, Basmane’den Ermenilerce başlatılan yangın kısa sürede Gazi’nin karargâhına yaklaşmıştı, Falih Rıfkı (Atay) Bey, anılarında o günü şöyle anlatmıştır:
“Kordon boyunu tıklım tıklım dolduran halk içinde birçoğu da kılık değiştiren Yunan askerleri ve subaylarının bulunduğunu biliyorlardı. Tehlikeyi biz de anlıyorduk. Fakat Gazi’ye akıl öğretmek için İzmir’e gelmemiştik.
Nihayet yangının kızıl ve korkunç dili, hemen önümüzdeki binaların çatılarını yalamaya başladı. Çıkmak gerekiyordu. Fakat nasıl?”
         Başyaver Salih Bozok da o günleri şöyle anlatır:
          “…Gazi, bu açık tehlikeyi de, küçümsemeye kalkıştı. Fakat biz bu duruma izin vermeyerek, onu zorla oradan uzaklaştırdık. Muammer Bey’in Göztepe’deki evi yangına karşı en emniyetli yerdi. Gazi de bizim gibi oraya gidilmesini tercih etti.”
         “Beyaz Ev’in önünde Gazi Mustafa Kemal Paşa arabadan indi. …Beyaz Ev’in bahçesi mor salkımlar, güller ve menekşelerle donatılmış. Merdiven sahanlığında Latife Hanım bekliyor. Gazi; ‘Eviniz çok güzel Latife Hanım’ diyor. Latife Hanım’ın verdiği cevap şu oldu; ‘Hiçbir ev size layık bir ev olamaz, Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri, ama sanırım şimdilik en emniyetli ev burası galiba.’
         Gazi’nin elini öpmek üzere uzandı. Ama ciddi ve heyecanlı bir sesle; ‘Ben hanımlara el öptürmem hanımefendi, bunu unutmayın’ diye ciddi bir tavırla bildirdi.” 
              Halide Edip Adıvar, o günüşöyle anlatmaktadır:
         “…Gazi kulağıma fısıldadı:
         ‘Boynunda küçük bir çerçevede benim resmim var’ dedikten sonra, sevinçle gülmeye başladı. Bu genç hanım, Gazi’yi evine davet etmişti. Gazi, Latife Hanım’ın kendisine âşık olduğunu hayal ediyordu. Gerçi, İzmir’deki her kadının göğsünde Gazi’nin resmi var idiyse de, Gazi’nin bu duygulanışı kendi üzerinde iyi bir tesir yapacağına inandığım için çok memnun oldum.”    
         İzmir yangını tüm hızıyla devam ederken, Gazi, Latife Hanım’a dönerek; “Bu yangın yerinde size ait emlak var mı?” Diye sorunca, Latife Hanım şu yanıtı verir:          
         “Mülkümüzün önemli bir kısmı yanan sahadadır. Fakat ne önemi var Paşam. İsterse hepsi yansın. Yeter ki siz sağ olun. Bu mesut günleri gören insanlar için malın ne kıymeti olur. Memleket kurtuldu ya… İleride onları yeniden ve daha güzel şekilde yaptırırız.”Gazi, gözlerini alevlerden ayırmadan mırıldanıyordu; “Evet!, Yansın yıkılsın. Hepsinin tekrar yerine gelmesi mümkündür.”
         Ruşen Eşref Bey, ozafer dolugünleri şöyle anlatıyor:
         “…O beyaz köşk, birdenbire dünyanın işte böyle en ilgi uyandıran merkezi oluvermişti. Dağları, denizleri aşarak kendine, memleketin ve dünyanın dört bucağından ziyarete gelen, yerliler ve yabancılarla dolup boşalan o köşk, şenliğin kırk gün kırk gece sürdüğü, örneğini masallarda duyup hayal ettiğimiz peri saraylarına dönmüştü. O günlerde İzmir, onun birçok yönden haz duyduğu mutlu yurt bölgesi, yeryüzü cenneti olmuştu. O, kavuştu İzmir’e, İzmir kavuştu kurtarıcıya. O, böyle zafer ve sevgi günleri yaşattı.”
          ‘İlk Kurşun’ ve ‘Son Kurşun’un atıldığı yer olan İzmir, ‘Kurtarıcısı’nı 14 Eylül 1922 tarihinde, ‘Hemşerisi’ olarak da bağrına basar. Gazi, 24 Eylül 1922 günü İzmir halkına verdiği şu yanıtla; belediyenin teklif ettiği “İzmir Hemşeriliği”ni kabul ettiğini şöyle bildirmiştir:
 “İzmir’in sayın ve kıymetli halkına; İzmir Belediye ve İdare meclisi kararıyla bana İzmir hemşeriliği unvanını verdiğinizi öğrendim.
         Vatanımızın Akdeniz’e karşı göz bebeği olan, düşman işgalinden kurtarılması için bütün memleketi seve seve yıllarca sıkıntı ve fedakârlıklara sevk etmiş bulunan İzmir’imizin hemşerileri arasında sayılmak benim için sınırsız sevinç ve gurur hâsıl etmiştir.
         Bundan yaklaşık üç yıl önce İzmir felaketi ile kalbi en büyük ıstırap ve aynı zamanda en şiddetli azim ve imanla çarpmış ve başladığı davayı gelecekte bana en kuvvetli umutları vermiş olan cesur Erzurum haklı da beni hemşerileri arasına almakla ödüllendirmişti.
         Beni Milli mücadelenin önemli bir aşamasını hatırlatmakta bulunan Erzurum hemşeriliğine, davamızın zaferini müjdeleyen İzmir hemşeriliğini eklemek suretiyle aziz bir mükâfat bağışlamış bulunuyorsunuz.
         İzmirli hemşerilerime muhabbet ve bağlılıkla teşekkürlerimi sunarım. İzmir’in acılarını gidermek için genel görevlerimizin verdiği mecburiyetten başka olarak, özel ve samimi bir ilgi ile çalışmak benim ülküm olacaktır.
        Hepinize selam ve sevgililer hemşerilerim.”
         Gazi’nin Uşakizade Köşkü’nde 14 Eylül 1922 günü başlayan ve 29 Eylül’e kadar devam eden misafirliği, onun ve Latife Hanım’ın hayatlarında büyük değişikliklere neden olmuştur. 29 Ocak 1923 günü, Göztepe’deki Uşakizade Köşkü’nde gerçekleşen ve ‘Türk Medeni Kanunu’nun başlangıcı sayılan nikâh töreni; Atatürk’ü İzmir’e bir başka açıdan da bağlamıştır. Gazi’nin nikâh işlemi için gereken nüfus kaydı; geçici olarak İzmir Göztepe nüfusuna kaydedilmiştir. Bu geçici nüfus kaydı, İzmir Nüfus Müdürlüğü kayıtlarında ‘kalıcı’ olarak günümüzde de yer almaktadır. Gazi ve Latife Hanım’ın evliliği ve nikâhın gerçekleştiği Uşakizade Köşkü başka bir makale konusudur. 24 Ağustos 2015
        
 
      Ahmet Gürel
İzmir Özel Türk Koleji
Uşakizade Köşkü Md.    
 
 


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Ahmet Gürel Diğer Yazıları

08 Eylül 2017 - Nif'ten İzmir'e Doğru
07 Haziran 2016 - ERMENİ OLAYINDA ALMAN TANIKLAR
28 Ocak 2016 - ZÜBEYDE HANIM İZMİR’DE
24 Kasım 2015 - KÖY ENSTİTÜLERİ DESTANI
15 Eylül 2015 - TÜRK - YUNAN İLİŞKİLERİNİN DÜNÜ ve BUGÜNÜ
23 Temmuz 2015 - LOZAN’DAN CUMHURİYET’E YÜRÜYÜŞ
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 3
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 4
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 5
14 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ-1
14 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ-2
20 Mart 2015 - 18 MART 1915 - ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ
25 Şubat 2015 - MART – NİSAN 2015 AYLARI ETKİNLİĞİ
06 Şubat 2015 - İZMİR KADINLAR KONGRESİ
28 Ocak 2015 - Prof.Dr. Rennan Pekünlü’ye Açık Mektup
12 Kasım 2014 - 10. Kitabım çıktı Cumhuriyet ve Kazanımları
10 Kasım 2014 - ATATÜRK’Ü ANARKEN
31 Ağustos 2014 - Atatürk’ün Manevi Çocukları
21 Temmuz 2014 - 24 NİSAN VE SOYKIRIM İDDİALARI
22 Haziran 2014 - Atatürk’ün Latife Hanım ile Evliliği
14 Haziran 2014 - ATATÜRK VE AZINLIKLAR
05 Haziran 2014 - ATATÜRK VE DİN
01 Haziran 2014 - TÜRK – İRAN İLİŞKİLERİ
27 Mayıs 2014 - Atatürk ve At Sevgisi Gazi Koşusu
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH