ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

ŞAHAP OSMAN ARAS - osmanaras@ttmail.com
İZMİR'İN DAĞLARINDA ÇİÇEKLER AÇAR
08 Eylül 2015 - 1445 okunma

İZMİR’İN DAĞLARINDA ÇİÇEKLER AÇAR
9 Eylül 1922 Cumartesi günü akşama doğru, 1’inci Ordunun Belkahve’deki gözetleme yerinde bir hareketlilik vardı. Çünkü, Türkiye Millet Meclisi (TBMM) Ordularının Başkomutanı Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Paşa ve de Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa üstü açık otomobilleriyle Kasaba (Turgutlu) yönünden Belkahve’ye varmak üzereydiler. Başkomutanı (*) ve beraberindekileri,  1’inci Ordu Komutanı Nurettin Paşa karşıladı…Paşalar, hiç gecikmeksizin, dürbünlerin başına geçtiler.
 
İlk baktıkları  yer Kadifekale oldu. Şükürler olsun, Kadifekale’deki Yunan bayrağı indirilmiş; Ay-Yıldızlı Şanlı Bayrağımız orada onurla dalgalanıyordu.Ardından Körfez’i, Körfez’deki düşman gemilerini, Karşıyaka’yı ve diğer her yeri dikkatle incelediler. 26 Ağustos Cumartesi sabahı başlayıp, 15 günden beri aralıksız devam eden genel karşı-taarruz  nihayet stratejik hedefine  ulaşmış bulunuyordu. 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların eline geçen, Aydın Vilayetinin merkez sancağı güzel İzmir’imiz işgalden kurtarılmıştı. Herkes  yorgun, fakat çok  mutluydu.
 
            Başkomutan, İsmet Paşa’ya dönerek;
         “Biliyor musun ? Sanki bir rüya görmüş gibiyim” dedi.
            İsmet Paşa;
        “Haklısınız. Bu kadar mucize, ancak bir rüyada yaşanabilir” diyerek yanıtladı.
            Başkomutan ve Paşalar İzmir’e 10 Eylül sabahı girecekti. O nedenle, geceyi geçirmek üzere Nif’e (şimdiki adıyla Kemalpaşa’ya) geri döndüler.
 
            İZMİR’E İLK GİRENLER
            Panik halinde kaçan düşmanı en ileride, Fahrettin (Altay) Paşa’nın komutasındaki, 5’inci Süvari Kolordusu kovalıyordu. Düşman hem kaçıyor, hem de önüne ne gelirse yakıp yıkıyordu. 5 Eylül’de Salihli, 8 Eylül’de Manisa kurtarıldı. 5’inci Süvari Kolordusu 9 Eylül sabahı iki gruba ayrıldı. Kolordu Karargahı ve 14’üncü Süvari Tümeni batı istikametinde ilerleyerek, Menemen’i işgalden kurtardıktan sonra, Saat:16.30 sıralarında Karşıyaka İskelesi’ne ulaştı.
 
            1 ve 2’nci Süvari Tümenleri ise, güney istikametinde ilerleyerek, Sabuncubeli’ni aşıp İzmir’e vardılar. 1’inci Süvari Tümeni Bornova’dan, 2’nci Süvari Tümeni Mersinli’den İzmir’e girerek, karşılaştıkları düşman artıklarını etkisiz hale getirdiler. İzmirliler bu iğrenç işgalin bir gün sona ereceğini ümit ederek yaşıyordu. Yunanlılar işgalin ilk günlerinde, şehirdeki Türk Bayraklarını toplatmıştı. Ancak, gelinlik genç kızlarımız gece/gündüz demeden gizlice çalıştılar. Çeyiz yerine, kurtuluş günü için Bayrak hazırladılar. Yunanlılar ve onların işbirlikçisi yerli Rumlar panik halinde kaçarlarken, İzmir  bir  anda gelincik tarlasına dönüşüverdi...Çünkü, her yer Ay-Yıldızlı Şanlı Bayrağımızla donatılmıştı.
 
Yüzbaşı Şerafettin Bey’in komuta ettiği birlik Kordon’da ilerlerken binalardan üzerlerine ateş açılıp, bir de, el bombası atıldı. Şerafettin Bey yaralanan atını değiştirdi. Boynundaki yarayı da çok acele sardırarak, hiç gecikmeksizin ilerleyişini sürdürdü. Saat:10.30 sıralarında birliklerimiz Konak Meydanına ulaşmıştı. Yüzbaşı Zeki Bey Sarıkışla’ya, Yüzbaşı Şerafettin Bey  Vilayet Konağına Bayrağımızı çektiler. Kahramanlığı takdirle karşılanan Yüzbaşı Şerafettin’e Buhara Cumhuriyetinden gönderilen “Üçüncü Kılıç”(**) armağan edilecek; 1934 yılında kendisine, ATATÜRK tarafından İZMİR Soyadı verilecektir…9 Eylül günü, Kadifekale’deki Yunan Bayrağını indirmek 5’inci Kafkas Tümenine nasip oldu. Asteğmen Besim, 5’inci Kolordunun Süvari Tümenlerinden önce, bir hamlede Kadifekale’ye yetişerek, Bayrağımızı kalenin burcuna çekti.
 
TÜRK’ÜN ATEŞLE İMTİHANI
İstiklal Savaşımızın Onbaşısı Halide Edip Hanım ile Başkomutanlık Karargahından bazı Subaylar, 9 Eylül akşamı Saat:20.00 sıralarında at sırtında Salihli’den yola çıkarak, sabaha karşı Saat: 04.00’te Nif’e (Kemalpaşa’ya) vardılar. Gazi Paşa’nın ünlü Ali Çavuşu, Halide Hanıma acele bir yer temin etti. Sabah 08.00’de, Paşalarla birlikte kahvaltı için hazır olmasını tembihleyip, gitti. Halide Onbaşı, içinden geçip geldiği ateş cehennemini düşünürken, dalıp gitti.Evet, 30 Ağustos’tan sonra yaşananlar, tam anlamıyla; “TÜRK’ÜN ATEŞLE İMTİHANI” idi. 30 Ağustos 1922 günü “BAŞKUMANDAN MEYDAN MUHAREBESİNDE” General Trikupis’in komutasındaki beş Yunan Tümeni, Dumlupınar kuzeyinde çembere alınıp imha edilmişti. Peki, çembere girmeden Banaz-Uşak istikametinde kaçan, General Franko’nun komuta ettiği iki Tümenden fazla (25-30 bin kişilik) eşkiya sürüsünün vahşetine ne demeliydi? Günümüzde sık sık adı geçen Savaş Suçluları Mahkemesi,   asıl o zaman kurulmuş olmalıydı.
 
 
Franko’nun sorumluluğundaki savaş artıkları, en son 16 Eylül 1922 günü Çeşme’den gemiye binerek, defolup gittiler. Arkalarında korkunç bir felaket ve de bir enkaz bırakarak…Yaşanan felaketin dehşetini anlatabilmek için, Halide Edip (Adıvar) Hanım’ın “TÜRK’ÜN ATEŞLE İMTİHANI” adlı kitabından bazı rakamlar verelim: Yunanlılar Salihli’yi ateşe vermişler, 8.000 evden ancak 250-300 kadarı ayakta kalabilmişti. Kasaba’da (Turgutlu) 12.000 evden geriye kalan yoktu. Manisa’daki 18.000 evden  kurtarılabilenler ise, 500 civarında idi.
 
Bakar mısınız? Bizim bazı Bakanlarımızın “uzo” içip, “sirtaki” oynadığı 1999 yılında Yunan Parlamentosu bir yasa kabul ederek; hiç utanıp arlanmaksızın 14 Eylül 1922 tarihini “Küçük Asya (ANADOLU) Soykırım Günü”  ilan etmiştir. Oysa, o gün güzel İzmir’imiz, Ermeni Mahallesinde başlatılan, cehennem misali bir yangınla kavruluyordu… Batılı emperyalistlerin, dokuzuncu Haçlı Ordusu olarak, Türklüğü ve Müslümanlığı yok etmek için Anadolu’ya saldırttığı “Megalı İdeacı” Yunan siyasetinde hiç insaf ve vicdan olmadığı, alınan bu kararla bir kez daha kanıtlanmıştır. Bize gelince; böylesine sessiz ve tepkisiz kaldığımız sürece, aleyhimizde daha nice kararların alınması kaçınılmazdır.
 
KİM UYGAR , KİM BARBAR?
Onbaşı Halide Edip Hanım, Ali Çavuşun tembihlediği gibi, 10 Eylül sabahı, Saat:8.00’de Paşaların kahvaltı sofrasındaydı. Gazi Paşa;” Bugün İzmir’e gireceğiz” dedi. Halide Onbaşı ayrı gitmek istediyse de kabul ettiremedi. Kuşluk vakti, zeytin dallarıyla süslenmiş beş otomobille İzmir’e hareket edildi. Şimdiki Tepecik Semtini Basmane’ye bağlayan (Yeşildere üzerindeki) Kemer köprüsünden geçildikten sonra, Kapılar’da bir Süvari Alayı onları karşıladı. Süvarilerimizin kılıçları güneşte parıldıyor, atlarımızın nal sesleri kulakları çınlatıyordu. Anafartalar yoluyla, Kemeraltı çarşısından geçerek, Konak Meydanındaki Hükümet Konağına geldiklerinde; Gazi Paşa’yı  yoğun bir  karşılama ve diplomasi trafiği bekliyordu.
 
Başkomutan ikindi vaktine kadar Hükümet Konağındaki çalışmalarını sürdürdükten sonra, İzmir’lilerin armağanı olan, çiçeklerle bezenmiş bir otomobille Karşıyaka’ya hareket etti. O gece, Yalı’daki İplikçizade Köşkünde kalacaktı.(***) Yunan Kralı Kostantin de,  İzmir’e geldiğinde, bu Köşkte kalmıştı. Şimdilerde, Karşıyaka Nikah Dairesinin tam karşısında, 380 No.lu Çağlayan Apartmanının inşa edildiği yerdeki Köşke geldiklerinde, kadınlı-erkekli mahşeri bir kalabalık onları bekliyordu. Bütün herkes, sevinçten gözyaşları döküyordu. Ancak, köşkün girişine  bir de Yunan Bayrağı serilmişti.
 
Gazi Paşa kaşlarını çattı. Bayrağın oraya niçin serildiğini sordu. Arz ettiler… Yunan Kralı 1’inci Kostantin, 12 Haziran 1921 günü İzmir’e geldiğinde, aynı yere serilen Türk Bayrağını çiğneyerek,  Köşke girmişti. “Paşam, ne olur siz de Yunan Bayrağını çiğneyerek, öcümüzü alın” dediler. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Bayrağımızın Kral tarafından çiğnenmesine çok üzülmüş ve öfkelenmişti. “Sizi anlıyorum ama, Bayrak bir milletin şeref timsalidir. Kral Bayrağımızı çiğnemekle hata etmiş. Ben bu hatayı tekrarlamam”dedi. Yunan Bayrağını  yerden kaldırtarak, İplikçizade Köşküne girdi.
 
ŞAHAP OSMAN ARAS – Emekli Kurmay Albay/Tarihçi Yazar (İZMİR)
 
Dip notları :
(*)  Günümüzdeki “Başkomutan” deyimi yerine, İstiklal Savaşımızda “Başkumandan” deyimi
 kullanılmakta idi. Bu bağlamda; 30 AĞUSTOS 1922 günü kazandığımız muharebeye,Garp Cephesi K. İsmet Paşa’nın önerisiyle “Başkumandan Meydan Muharebesi” adı verilmiştir.
 
 (**)  Üçüncü Kılıç:1921 yılında kazandığımız Sakarya Zaferi, sadece Anadolu’da değil, bütün Türk Dünyasında büyük bir sevinçle karşılanmıştı. Zaferimizi kutlamak için, Ortaasya’daki Buhara Cumhuriyetinden çok değerli taşlarla süslenmiş üç kılıç gönderildi. Gazi Paşa bu kılıçlardan birini kendisi kuşandı. Diğerini, Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşaya armağan etti. ÜÇÜNCÜ KILIÇ ise, İzmir’in kurtuluşunda en çok yararlık gösteren, Yzb.Şerafettin’e verilmiştir.
 
 
(***) İplikçizadeler bu köşkü Alatini adındaki bir Levanten’den satın aldıkları için, bazı kaynaklarda  adı  “Alatini Köşkü” olarak geçmektedir
 
 
 

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


ŞAHAP OSMAN ARAS Diğer Yazıları

12 Ocak 2017 - KARŞIYAKA’NIN ONURU
15 Kasım 2016 - GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER...
02 Kasım 2016 - CUMHURİYETİMİZİN 93. YILI KUTLU OLSUN
25 Mart 2016 - ÇANAKKALE ZAFERİMİZİN 101. YILI
24 Mart 2016 - 3 MART 1924-CUMHURİYETİMİZİN TEMEL YASALARI
31 Ekim 2015 - CUMHURİYET MARŞI
27 Ekim 2015 - CUMHURİYET VE DEMOKRASİ
11 Ağustos 2015 - GAZİ AYŞE ALTINTAŞ
11 Ağustos 2015 - GAZİ MİLİS ÜSTEĞMEN FATMA SEHER HANIM (KARA FATMA)
08 Ağustos 2015 - İSTİKLAL SAVAŞIMIZIN KADIN KAHRAMANLARI
24 Temmuz 2015 - Lozan Barış Antlaşmasının 92. Yılı Kutlu Olsun !
GENEL BAŞKAN
Günün Kitabı

9 Eylül 1922 İzmir Hükümet Konağı'ndan
yunan Bayrağını indirip Yerine,
ŞANLI TÜRK BAYRAĞINI DİKEN
Kahraman ŞERAFETTİN YÜZBAŞI'NIN
Kahramanlık Hikayesi
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo




TRT TÜRKÜ




T
TRT NAĞME

Atatürk Siteleri

İşte Atatürk.com



Atatürk İnkilaplari.com



Önerilen Siteler
Atatürk İzmir Kemalpaşa Resimleri
Atatürk
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH