ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Cihan Turgay ALTINIŞIK - cihanturgay@gmail.com
KAFASI KARIŞIK VATANSEVERLER
06 Eylül 2016 - 755 okunma

KAFASI KARIŞIK VATANSEVERLER

Çözüm adına ne bu yazdıklarım, ne de bundan sonra yazacaklarım ilk defa kurulmuş cümleler değildir. Aklın yolu birdir. Binlerce defa dile getirilmiştir. Aydınların dahi, madeni bırakıp nehirlerde altın bulmaya çalıştığı düşün ortamında, ülkesini ve bayrağını seven, savaş istemeyen, çocuklarına iyi bir gelecek, kendine huzurlu bir emeklilik beklemekten başka talebi olmayan Vatansever Türk Halkı, gittikçe karanlığa sürükleniyor ve kurulan düzenin göstere göstere esiri olduğu halde birlik sağlanamıyorsa biliniz ki kafalar karışıktır.

Atatürk’ten sonra sadece duygularına hitap ettiğimiz, aklına değil sayısal gücüne güvendiğimiz, sen dediğimi yap ben senin yerine düşünürüm dediğimiz Türk Halkı, Vatanseverliğin sadece Vatan için ölmekten ibaret olduğunu düşünmeye başladı. Bu durum bencil ve çıkarcı politikacıların işine gelirken, emperyalist güçlerin ekmeğine yağ sürdü ve desteklendi.

Bu ülkede Cumhurbaşkanı’ndan milletvekillerine, iş adamlarından bürokratlara, koca koca profesörlerin bile aldatıldık dediği bir ortamda, halkın kandırılmadığını düşünmek saflık olur. Vatanseverlerin kandırılmaya müsait bir kafa yapısına sahip olması için eğitime vurulan darbeler her ihtilalden sonra devlet desteği ile hız kazandı. Sağda ve solda bütün değerlerin ve ilkelerin içleri boşaltıldı. Ezberci, kalıpçı, itaatkar, sorgulamayan, tartışmayan, üretmeyen bir toplum yaratıldı.

Sağdaki muhafazakar kesim Cumhuriyetin değerlerine düşman olmaya, varlığının sebebi olan kurucularına saldırmaya devam etti. Ümmetçi zihniyetin uyuşturucu etkisiyle, Emevi geleneklerini ve tarikat liderlerinin gerçekte Allah’a şirk koşan sözlerini İslam dini olarak kabul etti. Yanlış ama planlı bir eğitimle sayıları sürekli çoğaltıldı, sermayenin gücüyle mazlum olmaktan çıkıp yöneten sınıfına girdi. Zenginleşen kesimi kendi dinini yaratırken, bir lokma bir hırka diyen asıl mazlumları kendilerine verilene tevekkülle şükrederek Allah’a sığındı.

Sağdaki milliyetçi kesim, Orta Asya’da başlayıp Osmanlı ile biten tarihine ağlarken, Cumhuriyet’in kuruluşunu Türk Devrimi olarak değil Kahramanlık Destanı olarak görmeyi tercih etti. Atatürk’ü sevdi, saydı, “En Büyük Türk” dedi ama batının yüzlerce yıllık birikim, savaş ve kanla dolu kazanımlarını yirmi yılda halkına kazandıran o insanın ne yapmaya çalıştığını anlamak için gayret göstermedi. Onun için vatanseverlik ölmek demekti. İş, ekmek, adalet, insanca yaşamak için değil, Vatan ve bayrak için ölmek. “Tanrı Dağı kadar Türk’üz” derken, Mustafa Kemal’in neden “Tek kişi kalsam da elimde mavzerimle son kurşunuma kadar çarpışırım” dediği Elmadağ’dan habersiz büyüdü.

Gelelim solculara ve solun Atatürkçülerine…

Kemalizm’in temelini, kaynağını ve ideolojisini oluşturan Atatürk ilkelerini Atatürkçüyüm diyenlere dahi öğretememişlerdir. Öğrenci hakları için başlayan, ancak sistemi düzeltmeden hiçbir kesimin hakkını savunmamız mümkün olamaz diye başlayan 68 Kuşağının Kemalist çizgideki önderleri kendisinden sonraki kuşaklar tarafından dahi anlaşılamamış, yalnızca eylemleriyle anılır olmuştur. Halbuki emperyalist güçler, “Tam Bağımsızlık ve Özgürlük” olmazsa olmazımız diyen bu kuşağın ruhunu ve kendisine yönelik tehlikesini daha iyi anlamış ve çoktan önlemlerini almıştır.

Doğunun feodalizm altında ezilen halkını sağın aşiret ve tarikat yanlısı kör politikacılarından çok önce gören sosyalistler, ne yazık ki çözümsüzlük arttıkça, Kürtçülüğün de en çok karşı çıktıkları ırkçılıktan bir farkı olmadığını görmezden gelmeye başlamışlardır. Bugün CHP ile HDP arasında gidip gelenlerin, teröriste hayallerindeki gerilla profilini giydirenlerin geldiği nokta maalesef budur.

70’li yıllarda henüz devam eden 68 ruhu, emperyalizmin gücü ile parçalanmış, Türk Halkının Atatürk’ten miras kalan bütün değer ve ilkeleri kasıtlı olarak sol ve sağ arasında paylaşılıp birbirine düşman yarım insan, yarım toplum modeli yaratılmıştır. Gençlerini ve kadınlarını eğitemeyen toplum ne düşündüğünü bilmeyen ve her gerilimde tabanca gibi kullanılan bir Vatansever modeli ortaya çıkartmıştır. 80 darbesinden sonra herkes hain, herkes Vatansever olmuştur.

Fransız İhtilali ile Rus Devrimi arasında sıkışan solcular, bir yandan barış, özgürlük, sevgi ve kardeşlik derken diğer yandan hayallerindeki rejimi simgeleyen Demirperde’nin baskıcı rejim uygulamalarına göz yummak zorunda kalmıştır. Ne Liberalizm’i doğuran “Reform ve Rönesans” hareketlerinin evrimleştirdiği bir devrim onlara hitap etmiş nede ezilen halkları kurtarma adına “Silahlı Propaganda” hareketlerinin başlamasına ilham veren Sosyalizm’in kaynağı Ekim Devrimi’nin yıkıcı mücadele gücü.

Yanı başlarındaki çözümden gittikçe uzaklaşan Atatürkçüler, Atatürk’ün Fransız İhtilali’nden esinlenerek aldığı “Milliyetçilik, Cumhuriyetçilik ve Laiklik” ilkeleri ile Rus Devrimi’nden aldığı “Halkçılık ve Devletçilik” ilkelerini Türk toplumuna nasıl uyarladığını, nasıl harmanladığını ve kim ne derse desin bana göre sadece Türk Devrimi’ne ve Atatürk’e özel “Devrimcilik” ilkesini, aklın ve bilimin yol göstericiliğine, özgürlüğe ve tam bağımsızlığa dayandırdığını anlamamış, “Sürekli Devrim” kavramını ilkelerde güncelleme olarak anlayacak, İkinci Cumhuriyet diyen sahte aydınlar yaratmıştır.

Kemalizm bir ideolojidir, ancak doktrini yoktur. Duygulara değil akıllara hitap eder. Cumhuriyeti kuran Kuvvayı Milliyecilere İngilizlerin Kemalist demesi boşuna değildir. Çünkü onlar Mustafa Kemal gibi düşünebilenlerdir. Bütün Atatürkçüler, Cumhuriyetin fabrika ayarları dediğimiz Kemalizm çizgisinde buluşarak birleşmeden ülkenin kurtulması mümkün değildir.

Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk Halkı’na Türk Milleti denir.” “Türk Milleti ortak dil, tarih ve kültür bilincine sahiptir, kaderde ve kıvançta birdir.” “Ne Mutlu Türküm Diyene!” sözlerini güncellemeye kalkarak “Milliyetçilik” ilkesine, sosyal devlet anlayışının yeterli olduğunu savunarak bütün stratejik değerlerimizi özelleştirme adı altında yabancı sermayeye teslim edenler “Devletçilik” ilkesine, içinde hürriyet, eşitlik, adalet, tam bağımsızlık olmayan ve güçler ayrılığına dayanmayan demokrasiyi savunanlar “Cumhuriyetçilik” ilkesine, refahta değil yoksullukta eşitliği hedefleyerek her şey devletindir diyen ve halkını eğitmeyenler “Halkçılık” ilkesine ihanet etmektedir. “Laiklik” altı okun ortada yer alan çentiklisidir. O çentik olmadan toplumu bir yere yerleştiremez ve oku hedefine ulaştıramazsınız.

Son ilke “Devrimcilik”tir. Devrimcilik Kemalizmin esasıdır, gücüdür. Atatürkçüleri bütün mazeretleri bir kenara bırakarak Kemalist çizgide birleştirmeyen, gücü ve sayısı ne olursa olsun ülkenin geleceği için aynı masa etrafında toplanmayan, aynı şehirde aynı şeyleri protesto için farklı zaman ve yerleri seçen, etkinlik diye bayram kutlamalarından öteye geçemeyen, adı demokratik kitle örgütü olmasına rağmen yanlışı, hatayı ve başındaki yöneticileri sorgulamadan biat edenler, evlerinden dışarı çıkmadan sabaha kadar klavye ile

Vatan kurtaranlar, “Atlar nallanırken kurbağalar ayağını uzatmaz diyen” korkaklar, senenin yarısını yazlığında geçirirken meydanlara inenleri küçümseyenler, çocuklarının istikbalini başka ülkelerde ararken gençler nerede diye soranlar, elini taşın altına sokmayan, ama hayatını ortaya koyanlara köstek olanlar ve hala Atatürkçüyüm diyenler “Devrimci” değildir.

Başta ana muhalefet partisi başkanı olmak üzere Vatanseverim diyen bütün liderler, parti yöneticileri, demokratik kitle örgütlerinin başkanları yapılacak ne fedakarlık varsa yapmalı, verilecek ne varsa vermeli, sadece ve sadece Kemalizm ideolojisini, Atatürk’ün değişmez ve sulandırılamaz ilkelerini ve Cumhuriyetin temel değerlerini esas alarak bir araya gelmeli ve sessiz kalan halkın gücüne dinamo olarak birlikte hareket etmeyi öğrenmelidir. Türk Milleti onları işte o zaman takip edecek, Vatanseverlerin kafası karışmayacak ve kendisini karanlığa sürüklemek isteyen güçleri yok etmeyi bilecektir.

Sevgi ve saygılarımla! 05 Eylül 2016

Turgay ALTINIŞIK

ADD Gaziemir Şb.Bşk.


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Cihan Turgay ALTINIŞIK Diğer Yazıları

28 Mart 2018 - ATATÜRK, ÇANAKKALE VE ŞEHİTLERİMİZ…
13 Şubat 2018 - ADD’NİN KURUCUSU AKSOY NİYE ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ?
22 Ocak 2018 - BİR DE KIZIM VAR BENİM
06 Kasım 2017 - NEDEN CUMHURİYET? NE KADAR DEMOKRASİ?
07 Eylül 2017 - MİLLİ EĞİTİM VE ÇOCUKLARIMIZ
27 Aralık 2016 - KUBİLAY VE YASTIK ALTINDAKİ YÜREKLER
31 Temmuz 2016 - ATATÜRK’ÜN ORDUSUNDA BİR DOLARLIK ASKERLER
23 Ekim 2015 - MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ, HANİ BUNUN İLK SAHİBİ !
21 Eylül 2015 - GÜNDÜZ KANDİLİNİ HAZIRLAMAYAN, GECE KARANLIĞA RAZI DEMEKTİR.
04 Eylül 2015 - DOĞRULUK MU? CESARET Mİ?
14 Temmuz 2015 - GERÇEK KATİLLER VE YIKILAN KÖPRÜLER
19 Mart 2015 - GÖNLÜMÜZDEN GEÇENLER, AKLIMIZDA KALANLAR
19 Mart 2015 - İZMİR BAROSU SALONUNDA İLK BULUŞMA “NEDEN ÇANAKKALE”
23 Şubat 2015 - VATANA iHANETTE SON NOKTA; SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ
23 Şubat 2015 - PUL KOLEKSİYONUMU GÖSTEREYİM Mİ?
23 Şubat 2015 - VATANA iHANETTE SON NOKTA; SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ
Anasayfa | Basın Açıklaması | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar
CH