ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

S.Nazan Keskin - snkeskin@add.org.tr
MART KAPIDAN BAKTIRIR
19 Mart 2015 - 812 okunma

MART KAPIDAN BAKTIRIR
 Halk arasında derler ki; ”Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır”
Ama, yazının başlığının iklimle hiç ilgisi yok!
Ben; 29 Mart’ta CHP de yapılacak olan ön seçimi bekleyenleri kastediyorum. İlkelerinden biri Demokrasi olan bir partide 1991 den bu yana ilk kez önseçimle ( her ne kadar önemli sıralar kontenjan olarak kalmışsa da) milletvekili adayı belirlenecek olması; kısmen de olsa partide Demokrasi rüzgarı estirip heyecan yarattığı gibi, aday adayı sayısında ciddi bir artışa da yol açtı.
26 Milletvekili çıkaracak olan İzmir’de sadece CHP den 174 aday adayı olması duyulan heyecanın dozunu açıklıyor sanırım.
 Aday adayları 29 Mart’ta yapılacak önseçimde rakiplerini geride bırakıp listede üst sıralarda olmak için harıl harıl çalışıyorlar.(Gözlemlediğim kadarıyla bunu düzeyli bir şekilde sürdürüyorlar ki, politika açısından kaliteyi yükselten bu tavırları sevindirici.) Kentlisi- köylüsü, esnafı- tüccarı, derneği-sendikası bu çalışmadan nasibini alıyor. İstisnaları var biliyorum ama; pek çok aday adayı belki daha önce yerini bile bilmediği küçüklü büyüklü dernek, sendika şubelerinin ilk kez kapısını çalıyor. İçerde sanırsınız ki, yıllardır o derneğin ya da sendikanın çalışmalarında elini taşın altına sokmuş, yükü paylaşmış…
Vaatler, “ben” diye başlayan cümleler, havada uçuşuyor şu aralar. Ülkenin sorunlarına yönelik ne yapılması gerektiği, göreve seçilirse kendisinin her hangi bir sorunun çözümü için projesi olup olmadığı konusunda konuşanı var mıdır bilmiyorum. Lafın lafı açtığı gibi deyiş de deyişi getirdi “Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz” Yapılacak ön seçimde üyelerin dikkat etmeleri gereken asıl nokta bu bence.
Örneğin; biri iftar sofralarında sağa sola göz kırparken, biri Silivri’de barikat önünde gazdan coptan toma suyundan nasibini almışsa…
Özelleştirmelere karşı;  biri, yağmur, kar, tipi,  ayaz demeden yüzlerce km. ötede bile olsa meydanlarda yerini alırken, diğeri onu penceresinden seyretmişse…
Biri, sabit gelirli bütçesiyle, demokratik, laik, Tam Bağımsız Türkiye için her şeyini ortaya koyarak mücadele ederken, diğeri önceliği kendi işine gücüne vermişse…
Biri işyerindeki baskılara, yıldırma politikalarına rağmen doğruyu savunmaktan hiç vazgeçmezken, diğeri etliye sütlüye karışmamışsa…
Biri, çevre katliamına karşı seferber olmakta bir an duraksamazken, diğeri sadece alkışlamışsa…
Biri; tarlada, fabrikada, büroda emek mücadelesini kıyasıya sürdürürken diğeri emek kelimesinin etrafından dolaşmışsa…
Biri Devletçi, Halkçı politikaları savunurken diğeri liberal politikaları savunuyorsa…
Biri, adaylıklarında etnik kökenlerini, inanç temellerini öne çıkarırken, diğeri “birey” olmanın temel unsurları ile bu yarışa katılıyorsa…
Sizce hangisi parlamentoda olmalı?
Bir de “kadın” aday adayları var. Hemcinslerimin parlamentoda olmalarını, hem de çok olmalarını herkesten daha fazla isterim, ancak önemli olan ve hep savunduğum bir nokta var ki atlamamak gerekir.
Hiç kimse o koltukları sırf cinsiyetinden dolayı işgal etmemeli!
Millet Meclisi; vekillerin, milletin sorunlarına çözüm üreteceği, ulusal çıkarlarımızın gözetileceği, bağımsızlığımızın zedelenmesine izin verilmeyeceği, devlet yapısının yurttaşların temel insan haklarından ayrımsız yararlanacağı, demokrasinin toplumun her katmanında içselleştirileceği, Laik bir zemine oturtulması gereken bir yer. Doğru olan, bunu yapabilecek bireylerin orada milleti temsil etmesi. Unutulmamalı ki Tansu Çiller’de kadındı!..  
29 Mart’a yaklaştıkça, aday adayları ve destekçilerinde heyecan ve çalışma temposu iyice hızlanıyor. Umarım 29 Mart günü seçilecek adayların nitelikleri, kontenjan adaylarının belirlenmesinde de bir mesaj, bir uyarı niteliğinde olur.
Bir de seçimden sonrası var ki… Bu güne dek “hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” deyip boy boy fotoğraflar çektirenlerin seçilemeyince(!) pardon “atanamayınca” buharlaştıklarını görmüşlüğümüz var. Bakalım 29 Mart sonrasında kimler buharlaşacak, kimler mücadeleye hız kesmeden omuz verecek?
Bekleyelim ve görelim.
 


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


S.Nazan Keskin Diğer Yazıları

08 Mart 2017 - YETMEZ AMA, ŞİMDİLİK…
08 Şubat 2017 - TERCİH MESELESİ
17 Ekim 2016 - YAZMASAYDIM ÇATLARDIM
19 Temmuz 2016 - 16 TEMMUZ; FAŞİZMİN SON PROVASIDIR.
24 Ekim 2015 - NEREDE KALMIŞTIK?
14 Mayıs 2015 - FITRAT!
16 Nisan 2015 - MİLLETÇE “TIK”LIYORUZ
27 Şubat 2015 - ÖFKENİZİN ADINI DOĞRU KOYUN!
16 Şubat 2015 - ÖZGECAN
22 Ocak 2015 - RAFTAKİ ADALET, TUTSAK DEMOKRASİ
18 Ocak 2015 - İSRAF OLACAKSAN DOĞMA ÇOCUK!
23 Ocak 2014 - “EĞİLMEDEN BÜKÜLMEDEN”
10 Ocak 2014 - BASIN SUSTURULMUŞSA BİR ÜLKE NASIL KONUŞUR?
30 Aralık 2013 - İNSANLIĞA SİPARİŞİM VAR
09 Aralık 2013 - “Alelade politikacılıkla milleti parçalamak ihanettir.”
06 Aralık 2013 - Seçmek ve Seçilmek
10 Mayıs 2013 - Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.
06 Nisan 2013 - Cumhuriyet Devrimi ve Kadın
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH