ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Halûk TARCAN - haluktarcan@haluktarcan.com
MİLLÎ TARİH KURUMU
11 Nisan 2015 - 1127 okunma

MİLLÎ  TARİH  KURUMU
Değerli  araştırmacı Caner Çetin ve arkadaşları
 Ülkenin ihtiyacı olan bir Millî Tarih Kurumunu kurmuş olmanızı mutlulukla karşılıyorum, yapılacak çok derin ve geniş ,üç boyutlu büyük çalışmalarınızda samîmi olarak başarılar dilerim.
Ben, bilgi  çerçevemin içinde kalan,  tespit edebildiğim yanlışlıklara ve eksikliklere dikkatinizi çekmek üzere ve tüm iyi niyetimle eleştirilerde bulunacağım. Tartışacağız. Bilimde hatır ve  gönül olmadığı malûmunuzdur. Aslında böyle olmak da gereklidir; hâtâları, ayıp olmasın diye geçmeği çalışmalarınıza ihanet  sayarım.
 İlk önce ve daima ısrar ederek dikkatinizi  çekeceğim ilk büyük hâtânız, 39 Orta Asya dilleri konusunda gereği gibi, yâni bu dillerden en az bir kaçını okuyup yazıp tartışacak seviyede bilmeniz gereklidir. Bu münasebetle hemen söylemek isterim ki,  adlarını sıraladığınız uluslararası tanınmış  isimler; F.Erdman, A.Vambery, P. Pelliot ,Gy. Nemteh, vb.. Orta Asya Türkçelerine, kaydettiğim seviyede sahip olmayan kişilerdir. Bu sayın kişiler Orta  Asya’da fiilen ya da belgeler üzerinde çalıştıklarında ancak  tercüme yoluyla araştırmalar yaparlar ve bu tercüme esnasında pek çok gerçekler kaybolur,  hattâ büyük yanlışlara neden olurlar. İşte bir örnek:


 
Attilâ’nın hazinesinden bir cümlenin biraz da gülünç olan tercümesi... Bu tercüme bu büyük isimlerden birine aittir. Örneğin:
·         Birbirini tutmayan “A“harfleri
·         Şekiller “harf” sanılmış… gerçek şudur ki, onlar harf değil, TAMGA’dırlar… “K” harfi,  ÖG damgasıdır, vb…
·         “Asparuh ayak” cümlesi, Asparuh’un içki kadehine  dönüşmüş?!
Uygur Türkü Kâzım Mirşan,  7 Türkçe, Çince ve Rusça bilgisi, Sanskritçe, eski Grek ve Lâtince, Almanca ve İngilizce bilgisi ve matematik disiplininden gelen mantığı ile cümlenin tam anlamını vermiştir; bu cümlede “AD” nam, nam sahibi anlamınadır…. Bir öteki yanlış:
 


Eskişehir’de Midas  adlı anıtın kitabesinden alınan bir cümle, o cümleyi oluşturan şekiller  harf sanılarak ondan bir isim uydurulmuş ve ortaya MİDAS çıkmış…Fakat ikinci ve sonuncu harfler, birbirlerine benzemediği halde,  “İ”)okununca “idare” yoluna gidilmiş ve MİDAİ diye okunarak ona MİDAS’In annesinin adı denmiştir.. .
·         Damgalar Ön-Türkçe okunduğunda Ëm-Ïs Ëditis kelimeleri ortaya çıkmış
·         Ëm-is = biz. Biz’e… Ëditis = edilmiş…Kral bize edilmiş, “Bize Kral edilmiş” cümlesinden  Kral  okunmamış,  eksik bir kısım alınmış… Anıtın tamamı okunduğunda
·         Halkına iyi hizmet etmiş olan Qağan’ın , toplanan forumun verdiği müspet karara  göre Vücudunun ateşe verilmesi, küllerinin yeryüzünde muhafazası ve ruhunun Tanrı BÏl’inde , yeniden dünyaya gelmek üzere asılı olarak Tanrı buyruğunu bekleyişi  anlatılmaktadır.
 
 Bu kısa iki örnek Kültür ve Tarih araştırmalarınız için Orta Asya Türkçelerinden bir kaçının bilinmesi gereğini ortaya koymaktadır.
 
Oğuz konusunda yapılan spekülasyon
Tartışmalarla,  ancak yakıştırmalara dayanan ve havada kalan iddialarla hiç bir sonuca varılamamıştır.
·         OĞUZ için OĞ-U-Z.. analizine  girişmiş bulunmaktasınız…Burada OĞ, “kişi” damgasıdır…U =UV olabilir , kutsal anlamını taşıyabilir…Z= OZ damgasıdır, Tanriyla özdeşleşme demektir…
·         Eğer OĞ-UZ şeklini ileri sürüyorsanız ki, doğru olanı budur; Türkçe, damga sisteminden doğduğuna göre OĞUZ kelimesi iki damgadan oluşmaktadır;
·         OĞ , “kişi”, UZ, “Öbür dünyaya geçme, transfer olma”…Sonuç :
·         OĞUZ, öbür dünyaya geçmek için gerekli şartları gerçekleştirmiş olan kişi..  Bir kere daha sağlam bir Orta Asya Türkçeleri bilgisi…
 
BÏL kavramı… Eksik bilgiyle tartışmakta ve çıkmaza girmektesiniz.
Dikkat edilirse, Türk Kültür ve Tarih araştırmacıları en çok Kaşgarlı Mahmud’a başvurmaktadırlar
Büyük Türk  Kaşgarlı Mahmut Orta Çağ’da, arkeoloji biliminin olmadığı dönemde yaşamıştır. Milâttan öncelerine nasıl iner, nasıl olur da ondan, M.Ö …9.000’lerde kurulmuş devletin adı olan Bir- Oy BÏL cümlesindeki BÏL’i açıklamasını  beklersiniz?
·         Ayrıca ayni bilgi seviyesinde olan siz ve arkadaşlarınız bu kavramı kendi aranızda ve eşit bilgi çerçevesinde tartışırsınız… tarih yazmak, yapmak kadar zordur, bilirsiniz.
·         Kaşgarlı Mahmut ve tarihçilerimizin bilmedikleri üç BÏl, Üç Egemenlik, Üç İmparatorluk!..
1-      BİR  OY BÏL……9.000’ler /1514…Tek inanç egemenliği
2-      AT-OY BÏL…M.Ö. 1514/ 876…Tanrı Ruhu inancı Egemenliği
3-      Türük BÏl… Tanrı Tür’ü Egemenliği M.Ö. 876 /M.S. 580 ( M.S .Gök Türk.. Uygur devletleri)
 
BÏL, tarihte ilk kere egemenlik ( fiilen konfederasyon, imparatorluk) anlamıyla ortadayken varlığını bilmediğiniz  sizler, bu tarihi bilmeyenlerin okutamamış olmaları sonucu bilgisiz kalmış olduğunuzu kabul etmelisiniz.  Boşuna
·         Aralarında ses ve şekil benzerliği dışında ( BÏl…bilme, İl, vb..) akrabalık aramayınız; egemenlik anlamını veren kelime ile bilgi ve halk anlamlarını veren öteki iki kelime arasında hiçbir bağ yoktur.
 
KAĞAN kavramını  yerine oturtmaya çalışalım. Türük BÏL’in Qağanlarından bazıları:
·         İçüüm Apam,  Buumin,  Qağan İstemi  (İçüüm Apam:  Ermişimiz, Peygamberimiz,  Buumin: Halkımız,  İstemi  Han = Halkımıza Qağan=İmparator,  M.Ö.1.7.879 - 772)
·         Qañm Ïi-Ëtiriş Qağan,  565-538, Ïl-Ëtiriş Han’ım Qağan
·         Qañım Kül Bïlge, Qağan  536-525, Tüm BÏL’e- egemenliğin tümüne- Han’ım (olan) Qağan
·         QAÑIM, TÜRÜK BÏLGE, QAĞAN 512/494. Dikkat!.. İşte bildiğiniz, inandığınız  Bïlge Qağan budur…
·         Türük egemenliğine Han’ım (olan) Qağan…Kısaca, Bilge Qağan denmiştir…Sanırım, anlaşılmıştır
Ayni şekilde kısa olarak:
·         Ëçim Qağan…Beñigü Qağan…Qañım Qağan, vb… denilmektedir ...Sorun olan Bïlge Qağan, bu tür kısaltma sonucu karşınıza çıkmıştır.
Ve de … Bïlge Qağan’ın küçük oğlu Bïlge KUTLUĞ Qağan… Kısaca Kutluğ Qağan yeterli bir açıklama değil midir?
 
 Bir diğer yanlışlar serisi;  gene Türk dilinin damga sisteminden doğmuş olduğunu bilmemekten gelir. Saygın Profesör Talât Tekin’den iki örnek vereceğiz (T. Tekin,  Orhon yazıtları, TDK y. 2014 Ank.)
·         KÖL Tekin…KÖL , Orta Asya Türkçelerinde “içdeniz, göl” demektir.  Yâni, Köl Tekin “İçdeniz Tekin” olmaktadır
Daha önce ve en aşağı 20 yıldır açıklamış olmama rağmen “K” şekli harf olarak okunmakta. Oysa “K”, harf değil,  damgadır ve GÖK, TANRI anlamını vermektedir; bu nedenle
·         KÖL hecesinin başındaki “K”, ÖK okunur ve ortaya ÖK-ÖL çıkar, Orta Asya Türkçelerinde bu tür bir kelime yoktur
·          ÖK-ÜL vardır…ÖK, “Tanrı”, “ÜL”, sağladığı, baheşettiği, verdiği  demektir ki,
 ÖK-ÜL ,”Tanrı nasibi” demektir. Öyleyse
·         ÖKÜL TÏGİN , “Tanrı’nın nasib ettiği Tekin” demektir
·         KÜL TEKİN ise, babası ya da ağabeyi öldükten sonra  (tarihçilerimiz düzeltsinler)  KÜL, tümü, tamamı  demek olduğuna  göre,  BÏL’in, Türük BÏl’in tüm toprakları TEKİN’e verilmiş ve adı KÜL TEKİN olmuştur
 
Bu sefer büyük bir bilgi eksikliği ve yanlışını göreceğiz . Sorun, Orta Asya Türkçelerini bilmemekte, bu konda büyük yardımı olacak olan Kâzım Mirşan’ın  çok geniş dil bilgisine dayanan araştırmalarına “itibar” etmemektedir.  İtibar etmemenin sonuçları bu makalemde bol bol görülmektedir. ( T.Tekin, Orhon yazıtla TDk, 2014 Ank.)
 Sayın Profesör Tekin Ön-Türklerden söz etmeme kızmış ve Hürriyet’te bana âdeta hakaret etmişti.
Tonyukuk tercümesinden bir cümle:
·         “..Tabıgaç İl’ine kılındım …” Tercümesi, “Tabıgaç devleti’ne kılındım” diye verilmiş.
·          “Tabıgaç”, atalarımızın Çinli, Hintli, Tibetli ve Harzemliye  “barbar”anlamında  verdikleri ad, sıfattır
·         İL, “ ÏL” yazılışı ile halk demektir.. .Asla devlet demek değildir
·         “…Tabıgaç İline kılındım…”,   yâni “barbar halka kılındım”…”barbar halka bir görevle gönderildim” anlamını verir
 
“…Bilindiği gibi, bodun, yani millet tek bir adda olarak Orkun ve Tonyukuk yazıtlarında “Türk“ ve “Törük“ olarak adlandırılır, öyle ifade edilir…” cümlesindeki
·         BODUN, yanlış okunmuştur. Aslı,  BUD…BUDUN’dur
·         TÖRÜK kelimesine gelince,  bu şekil,  TÜR-ÖK olacaktır. Tür, cins ; Ök, Tanrı . TÜR-ÖK; “Tanrısal Türk” demektir. Yalnız
·          TÖRÜK eğer TÖRE-ÜK ise, bu takdirde, “Töre’ye uyan” anlamı anlaşılacaktır…
 
Bir öteki Ön-Türk adına dayanamayan kişi, Ord.Prof E. Akurgal’dır;  Kendisine, Cumhuriyet ve Hürriyet gazetelerinde Ön-Türklerden söz edip “tanınmış bir profesör olarak bu konuyu ele alırsanız Ön-Türkler kısa sürede tanınır” şeklinde yazdığım yazıya sinirlenmiş ve beni Kültür Bakanlığına şikâyet etmişti.
·         Trésor de Turquie adlı lüks baskılı enfes güzellikteki  kitabını  seyrederken karşıma onu sinirlendiren ve aleyhinde olduğu ”Ön-Türkçe bir kitabe” çıkmıştı:
·         Midas anıtı ve anıtın sağ köşesinde Anıtı tanıtan Ön-Türkçe  yazı… K. Mirşan yazıyı hemen okumuştu!... Yukarıda kısaca belirtmiştim.
 
Bir öteki büyük hatâ… Sayın Profesör Bozkurt Güvenç Türk Kimliği adlı kitabında
·         Biz 1923’te Millet olduk diye yazar. Bu kere gene Hürriyet gazetesinde alaycı hiddetine  uğradığımız Prof Güvenç’e cevabımız aşağıdadır:
·         Etnoloji bilimi, “devlet kuran halka Millet denir” tarifini verir… Sayın Profesör eğer İslâmiyet öncesi Türk tarihini bilmiyorsa
·         Cumhurbaşkanlığı forsundaki kurduğumuz devletlerin sayısını  ve bu sayı  adedince  millet olduğumuzu düşünebilirdi. Bu sayıya
·         Üç  Ön-Türk Egemenliğinin varlığı ilâve edilirse  ve ilk Egemenliğin M.Ö. 9.000’ler civarında olduğu düşünülürse, bizim
·         yaklaşık 9000’lerden beri Millet olmuş olduğumuzu bilecekti.
 
Tonyukuk’a yeniden gelelim: Eğer bu ad “şerefli” anlamına geliyorsa bu anlamın geçtiği
·         üç ayrı cümle  ve bu cümlelerin kullanıldığı
·         Üç ayrı Türkçe gösterilebilir mi? Bu sistem, Mirşan’ın kullandığı matematik kat’iyet sağlayan sistemdir. Bu nedenle herhangi bir kelimenin anlamını arıyorsanız bunu aranızda ayni seviyedeki bilgiler arasında dönüp dolaşacağınıza yukarıdaki rasyonel sistemi kullanırsınız.
Aksi halde yakıştırma çerçevesinde,  dolayısiyle,  bilimdışı ve havada asılı kalırsınız;
·         Ben,“piyanist “olarak,  Sorbon’da bunu öğrendim ve Mirşan’da da bunu böyle gördüm.
 
Gene çok kereler yazmış olduğum gibi Alp-ER-TONGA Han değil,  ALPERENGU HAN’dır.
 Bu nedenlerle Tonyukuk  anıtında , büyük ve çok önemli yanlışlar olduğunu düşünmekteyim.
 
 
Tarih kurumunuz kat’i ve mutlak prensip olarak
·         Türk Tarih ve Kültürünü
·         Doğduğu yerde, Orta ve Üst Asya’da
·         Doğduğu dilde, Türkçede aramalıdır
 Yıllardır Türk Tarih ve Kültürü
·         başta İngilizce olmak üzere,  Asya Türkçelerini bilmeden,  tercüme yoluyla ve ancak “Tümden gelim” mantığıyla tarih yazmış olan Batılıların
·         Batı Merkezli yayımlarından öğrenilmektedir.
 Akademisyenlerimizin bilimsel şüphe sistemine itibar ettiklerini sanmıyoruz. Burada Batının 200 yıldır bizleri sistemli bir şekilde  aşağılaması sonucu doğan
·         Avrupa aşağılık duygusu başrolü oynamaktadır… Ve hâlâ Anadolu’ya Ord.Prof E. Akurgal’ın istediği gibi, Sevr’in hareket noktası olan
·         1071’de geldiğimiz okutulmaktadır ve
·         DNA testi, Etrüsklerin Türk olduklarını tespit ve ayni zamanda İtalyanların bile kabul etmiş olmalarına rağmen
·         Etrüsklerin Türk olduğu hâlâ okutulmamaktadır.
 
 Sevgili gençler,
 
Çalışmalarınızı  Mirşan’dan aldığım bilgilerle biraz hırpaladım … Yapmış olduğunuz bu büyük teşebbüsün yukarıda sergilediğim yanılgı, eksik ve yanlışlarla boğulmasına müsaade etmeyiniz ve gurur sorununu yok ediniz , gidiniz, Mirşan’la temasa geçiniz…Sorunuz, anlatınız, dinleyiniz, tartışınız, eleştiri alınız, sistem öğreniniz … 1970’den bugüne kadar zaman kaybettik ve Sevr hortlatıldı. Artık size düşen  görev, Sevr’in hortlatıldığını ve Ön-Türk Uygarlığının, Evrensel Uygarlıkların kökeninde olduğunu Tüm dünyaya haykırmanızdır.
 
En samîmi başarı dileklerimle
Halûk Tarcan (CNRS)
 
 
 
 


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Halûk TARCAN Diğer Yazıları

09 Mart 2016 - ŞU ZENBEREK TÜRKLER!
17 Şubat 2016 - ÖN-TÜRKLER VE ÖN-FİKİRLER - 1
11 Şubat 2016 - HALÛK TARCAN YALAN SÖYLÜYOR.. MUŞ?!..
31 Ağustos 2015 - ALEVÎLERİMİZ, ÖN-ATA KÜLTÜRÜ…
10 Temmuz 2015 - AYDINLARA BAYRAM HEDİYESİ
29 Haziran 2015 - KOALİSYONCULARA
10 Haziran 2015 - TÜRKLER UÇURUMUN KENARINDAN DÖNERLER
25 Mayıs 2015 - Mezopotamya'yı Yok Etmek
20 Mayıs 2015 - 19 MAYIS: DÜNYA KÜLTÜR VE TARİHİNİN DÖNÜM NOKTASI
20 Nisan 2015 - Etyen Mahçupyan ne demiş...
06 Nisan 2015 - OSMANLICA SORUNU ÜZERİNE…
20 Mart 2015 - Bilgi paylaştıkça güzeldir
22 Ocak 2015 - SAYMALITAŞTAN…… GÖBEKLİTEPEYE
15 Ocak 2015 - ETRÜSKÇEYİ TÜRKSÜZLEŞTİRME ÇABALARI…
21 Aralık 2014 - Avrupa’da fazla kaldık, İskandinavya’ya şöyle bir göz atalım:
21 Aralık 2014 - MUHTEŞEM TÜRK DİLİ
14 Kasım 2014 - Türklük Türk'ün yurdunda bile etnik bir kimlik imiş...
26 Ekim 2014 - TÜRKLERDE “AVRUPA AŞAĞILIK DUYGUSU”NUN OLUŞMASI
15 Ekim 2014 - Şer-i uygulamaların acısını babam çekmiştir
11 Ekim 2014 - Saymalıtaş vadisindeki kayaya işlenmiş plan
01 Ekim 2014 - ÜSTTEĞMEN HAKLIDIR
24 Eylül 2014 - 16BİN YILDANBERİ GÜNÜMÜZE KADAR KESİKSİZ KONUŞULAN TÜRKÇEMİZ HAKKINDA BİR ÖNERİ
06 Eylül 2014 - ÇORUM HİTİTOLOJİ KONGRESİNDEN ESİNTİLER
29 Ağustos 2014 - ÇORUH HİTİTOLOJİ KONGRESİ
17 Ağustos 2014 - SÜMELÂ’dan BİN YIL ÖNCESİ…
30 Mayıs 2014 - KIBRIS’I TANIYALIM
23 Mayıs 2014 - PARANOİD CEHALET İLE AVRUPA AŞAĞILIK DUYGUSU
12 Mayıs 2014 - KENDİKERİNİ KATİL TORUNU İLÂN ETMEYE ÇABA GÖSTERENLER
02 Mayıs 2014 - KÜRT YÖNETİCİLERİN DİKKATLERİNE
30 Nisan 2014 - Ermeni aydınlarının özür dilemeleri bekleniyor
05 Nisan 2014 - ADINA NEVRUZ DENEN BAYRAM
31 Ocak 2014 - ÖN-TÜRKLER, ATLI ÇOBANLAR MIDIR?
13 Aralık 2013 - Sayın vatanseverler ve vatanı tanımazlar,
25 Kasım 2013 - 1071 Tuzağı!!??
18 Ekim 2013 - EVET, SİİRT’İN ADI TİLLİO OLMALIDIR!..
11 Ekim 2013 - OSMANLI’DA BİR KÜRDİSTAN EYALETİ VARDI…
05 Haziran 2013 - UÇURUMUN KENARINDAN İLERİYE DÖNÜŞ!..
19 Mayıs 2013 - ŞİMDİ İSTANBUL KANAL İLE TÜRK MİLLETİNİN ELİNDEN TRAKYA ALINACAK. YABANCILARA 49 YILLIĞINA DEVREDİLECEK...
30 Nisan 2013 - ÖN-ATALAR’dan ATATÜRK’e
20 Nisan 2013 - GEÇMİŞTE ALDATILMIŞ, GÜNÜMÜZDE ALDATAN ERMENİLER
16 Nisan 2013 - BALÇIKLA SIVANAMAYAN GÜNEŞ!...
08 Nisan 2013 - TEKERLEKSİZ ARABA!
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH