ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Cihan Turgay ALTINIŞIK - cihanturgay@gmail.com
MİLLİ EĞİTİM VE ÇOCUKLARIMIZ
07 Eylül 2017 - 194 okunma

MİLLİ EĞİTİM VE ÇOCUKLARIMIZ

Atatürk “Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister!”diyerek aslında eğitimin sonuçlarından beklentisini ortaya koymuştur.

Peki siz yaşadığımız dönemde böyle bir nesil yetiştiğine inanıyor musunuz? Yada bizi yönetenlerin böyle bir kuşak beklentisi içinde olduğuna. Elbette cevabımız “hayır.” Aynı zihniyeti taşıyan rektörü, aynı kafayı yaşayan bakanı dahi bu ülkenin cahillere ihtiyacı olduğunu söylemedi mi? Bütün istatistikler bu zihniyete oy verenlerin eğitim seviyesindeki düşüklüğü göstermiyor mu?

“Milli Eğitim programımızın, Milli Eğitim siyasetimizin temel taşı, cahilliğin yok edilmesidir. Cahillik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz…Yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor, demektir..” Böyle söylüyordu Atatürk. Ve biz yerimizde saydık, Cumhuriyetin en büyük projesi olan Köy Enstitüleri’ne bile sahip çıkamadık. Ne kadar yenilikçi, devrimci eğitimci ve yönetici varsa birkaç oy fazlası için başını yedik. Öğretmen Okulları’nın kapatılmasına göz yumduk. Öğretmen Sendikalarını tarihinin en güçsüz dönemine soktuk. Her darbede, dini eğitimin önünü açan kurallara boyun eğdik.

Bugün geldiğimiz noktada “Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile sağlanan “Eğitimde tek merkezli ve birleştirici anlayış” Milli Eğitim’in üstünde tutulan Diyanet İşleri Başkanlığı ve Tarikatlar tarafından yerle bir edildi, eğitimde fırsat eşitliği merdiven altlarında bile kurulan özel kurslar ve özel okullarla ortadan kaldırıldı. İhtiyacın ötesinde inançlı nesil söylemleriyle yüzlerce okul açılarak veya dönüştürülerek, bu okullara kayıt yaptıranlara para desteği dahi sağlanarak İmam Hatip’lerdeki dini eğitimle, Milli Eğitim’in önüne geçildi.

“Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.”diyen Atatürk’le ve kurduğu Cumhuriyet’le inatlaşan aklı evvel siyasetçilerin yönetime soyunduğu, vatandaşlarının yarıdan fazlasının yoksulluk sınırı altında olduğu, cehaletin pirim yaptığı, okumanın zihinleri bulandırdığını söyleyen sözde eğitimcilerin olduğu bir ülkede, iktidarın Gençlik Kollarını temsil eden bir kişinin “Dünyanın yuvarlak olduğu, Yahudi uydurmasıdır” demesini normal karşılamamız belki de bundandır.

Günlerdir Orta Öğretim Müfredatı ve bu müfredata ait ders programlarından çıkartılan yada konulan konuları konuşuyoruz. Akıllara durgunluk veren örnekleri bir kere daha tekrarlamanın bir faydası yok. Cumhuriyetin kurucusunu yok sayan, Kurtuluş Savaşı’nın yerine 15 Temmuz’u koymaya çalışan, sorgulamayan, sorgulatmayan bir eğitimden ne bekleyebilirsin ki? İlahiyat Fakülteleri, Üniversitelerin tercih sıralamasında neden ilk üçe girdi? Diyanetin bütçesi Milli Eğitim’i geçerse, devletin her kurumuna diyanetten kadro açılırsa, Üniversiteler, Basın, Komisyonlar, Kayyumlar, Milli Eğitim ve tüm Bakanlıklar, TRT, TUBİTAK bile İlahiyat mezunları ile dolarsa ideolojisini şahsi menfaatleri üzerine kurarak kendine gelecek arayan gençlik elbette bu kısa yolu tercih edecektir.

“Eğer Cumhurbaşkanı olmasam, Eğitim Bakanlığı’nı almak isterdim.” diyen Atatürk’ün şu tespitleri, neden devrim karşıtlarının böyle bir eğitim politikası izlediklerini çok net ortaya koyuyor. Ne demişti Atatürk;

“Milli Eğitim’in gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlâklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir.”

“Okul genç beyinlere; insanlığa hürmeti, millet ve memleket sevgisini, şerefi, bağımsızlığı öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için takip edilecek en uygun, en

güvenli yolu öğretir. Memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer bilgin olmaları lazımdır. Bunu sağlayan okuldur.”

“Türkiye’nin birkaç yıla sığdırdığı askeri, siyasi, idari inkılâplar sizin, sayın öğretmenler, sizin sosyal ve fikri inkılâptaki başarılarınızla pekiştirilecektir. Hiçbir zaman hatırlarınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.”

Aslında başarısızlığımızın sırrı bu son cümlede yatıyor, bugün çağdaş dünyanın örnek gösterilen ülkelerindeki halk, bizim Atatürk sayesinde birkaç yıla sığdırdığımız devrimleri yüzlerce yıllık mücadelelerle kazanmışlardır. Kazandıklarımızın kıymetini bilmiyor olmamız, Cumhuriyetin kazanımlarını bol keseden harcamamız ve her geçen gün birkaçını kurban ederken sesimizi çıkartmayışımız tam da bu sebeptendir. Başka bir ülkede olsa kıyametin kopacağı, halkın ayağa kalkacağı uygulamalar bizde sadece seyrediliyor. Sosyal medyada sabaha kadar atıp tutanlar sabahları okul önlerindeki toplantılara dahi katılamayacak kadar yorgun düşüyorlar.

“Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile olan bağlarımızı kopartamayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş, çağdaş bir millet olarak medeniyet düzeyinin de üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her ulus ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.” İşte Atatürk bu, devrimleri koruyamadığımız taktirde başımıza ne geleceğini çok iyi biliyor ve sürekli uyarıyor. Dini eğitimin gerekli olduğunu, ancak eğitimin “Milli” olması gerektiğini her vesileyle vurguluyor. Bu sebepledir ki, yalnızca Eğitim ve Savunma Bakanlıklarının önüne “Milli” kelimesi getirilmiştir.

Bu erozyona ve nesillerin göstere göstere karanlığa doğru yol almasına dur diyecek tek kesim, Vatansever öğretmenler ile Cumhuriyet eğitimi almış anne ve babalardır. “Ne yapabiliriz?” demeyin, kendi öğretmenlerinizi hatırlayın. Onlara biat ve itaat kültürünü değil, sevgiyi, saygıyı, sorgulamayı, doğru bilgiye ulaşmayı öğretin. Okuma aşkını, doğa ve hayvan sevgisini, demokrat olmayı aşılayın. Sanattan, kültürden zevk almasını gösterin. Parayla satın alınamayacak mutlukları yaşatın. Karşılıksız paylaşmayı, emeğin en yüce değer olduğunu, üretimin kıymetini, arkadaşlığı, dostluğu, yardımlaşmayı anlatın. Bir engelliyi dost edinin, bir şehit ailesini ziyaret edin, kimsesiz bir çocuğun eğitimine çocuğunuzla birlikte destek olun. Bir fidanı beraber dikin, bir duvarı birlikte boyayın. Hastaları, yaşlıları ziyaret edin, sosyal sorumluluk projelerinde görev alın, geri kalmış köy ve mahalle okullarını dolaşın. Kütüphanelerin sessizliğinde kitapların kokusunu çeksinler ciğerlerine, eski bir kitaptan zevk almayı görsünler, ustalarla tanışıp çıraklık yapsınlar ara sıra. Tatillerde bırakın çalışsınlar, emeğin değerine ortak olsunlar.

Ve Atatürk’ü okusunlar, onunla oturup onunla kalksınlar, yaşadığı her yılı onlar da yaşasınlar ve yaşatsınlar. Bize emanet bıraktığı her değeri, ilkelerini, devrimlerini, düşüncelerini, öngörülerini sahiplensinler. Vatanlarına neden sahip çıkmaları gerektiğini öğrensinler. Anne ve babalarının belki de kaybetmemek için mücadele etmekte çok geç kaldıkları Cumhuriyetin değerlerine sahip çıksınlar. Cumhuriyeti korumak istiyorsanız çocuklarınızın da ona sahip çıkmasına, onları korumak adına engel olmamalı, geleceklerini başka ülkelerde aramamalısınız.
Sevgi ve saygılarımla…

Turgay ALTINIŞIK
ADD Gaziemir Şb.Bşk.
(05357035161)


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Cihan Turgay ALTINIŞIK Diğer Yazıları

22 Ocak 2018 - BİR DE KIZIM VAR BENİM
06 Kasım 2017 - NEDEN CUMHURİYET? NE KADAR DEMOKRASİ?
27 Aralık 2016 - KUBİLAY VE YASTIK ALTINDAKİ YÜREKLER
06 Eylül 2016 - KAFASI KARIŞIK VATANSEVERLER
31 Temmuz 2016 - ATATÜRK’ÜN ORDUSUNDA BİR DOLARLIK ASKERLER
23 Ekim 2015 - MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ, HANİ BUNUN İLK SAHİBİ !
21 Eylül 2015 - GÜNDÜZ KANDİLİNİ HAZIRLAMAYAN, GECE KARANLIĞA RAZI DEMEKTİR.
04 Eylül 2015 - DOĞRULUK MU? CESARET Mİ?
14 Temmuz 2015 - GERÇEK KATİLLER VE YIKILAN KÖPRÜLER
19 Mart 2015 - GÖNLÜMÜZDEN GEÇENLER, AKLIMIZDA KALANLAR
19 Mart 2015 - İZMİR BAROSU SALONUNDA İLK BULUŞMA “NEDEN ÇANAKKALE”
23 Şubat 2015 - VATANA iHANETTE SON NOKTA; SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ
23 Şubat 2015 - PUL KOLEKSİYONUMU GÖSTEREYİM Mİ?
23 Şubat 2015 - VATANA iHANETTE SON NOKTA; SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH