ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Kemal Arı - kemalari55@hotmail.com
MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN ANKARA’YA GELİŞİ
27 Aralık 2014 - 1803 okunma

(-“Millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik! And olsun!”)
Aralık ayının son günleriydi.Kış mevsimine karşın, hava açık ve ılıktı. Bir kaç gündür kar serpiştiriyordu. Tutar diye düşünülen kar, tutmamıştı. Mustafa  Kemal  Paşa’nın  Ankara’ya geleceği  haberi,  kulaktan kulağayayılmıştı…Yurdun kurtuluşu için  gönüllü  kişilerce oluşturulmuş ulusal  örgütler,Paşa’nın  Ankara’ya  geleceğini  günler  öncesinden  Ankaralılar’aduyurmuşlardı…O  tarihlerde  Ankara,  Anadolu’nun  ortasında  çorak  ve  bakımsız  birkasaba gibiydi. Kalesi ve tiftik keçisiyle ünlüydü… Osmanlı Devleti’nde tiftik üretimi ve ticareti  önemli  olduğu için, çokeskilere göre 18. Yüzyıl’dan sonra gözle görülür bir canlanış olmuştu. 19. Yüzyılın sonunda kente demiryolu da gelmişti…Osmanlı ülkesinin hemen her yerinde olduğu gibi burada da etnik vedinsel gruplar iç içe yaşıyorlardı. Çoğunluk Türkler’deydi. Türkler’i Ortodoks Hıristiyanlar ve Museviler izliyordu. İmparatorluğunhemen  her  yanında  olduğu  gibi  ticaret  ağırlıklı  olarak  Türk  olmayankesimlerin elindeydi... Başta kale çevresi ve etekleri olmak üzere; kiremit çatılı yoksul evler,Anadolu kırsalının üzerinde çubuk ovasına doğru uzanıyordu…İşte şimdi bu yoksul kentin yurtsever insanları,  gözlerini dikmiş; karserpintileri  arasında uzanıp giden yolun ufkundan her an Mustafa KemalPaşa’nın gelmesini bekliyorlardı.Çankaya  bağlarının  batısında,  Kırşehir  yolu  boyunca  öbek  öbekinsanlar toplanmışlardı. Seymenler  geleneksel  giysileri  içinde,  atlarının  üzerlerindeydi.Bellerinde mavzerleri, ellerinde kılıçları ve kalkanları bulunuyordu. Çoluk çocuk, yaşlı genç, kadın erkek; pür dikkat, kente uzaktan gelecekkonukları bekliyorlardı. Anlaşıldığı  kadarıyla,  ulusal  örgütlerin  çabaları  halk  üzerinde  etkiliolmuş,  insanlar  işini  gücünü bırakmış,  Paşa’nın karşılanacağı  bu noktayakoşmuşlardı.O güne kadar neler olmamıştı ki?Önce  Mondros  Bırakışması…  Tam  barış  olacak  diye  beklenirken,Anadolu’nun  dört  bir  yanında  başlayan  haksız  işgaller  ve  katliamlar…Sultan-Halife’nin  ve  onun  hükümetlerinin  bezgin  ve  teslimiyetçipolitikaları… Sonra haksız işgallere karşı Anadolu’da göz göz oluşan Kuvay-ı Milliyegrupları… Ardından  Mustafa  Kemal  Paşa’nın  19  Mayıs  1919  günü  Samsun’açıkışı…28 Ocak 1920 tarihli Ulusal And; yani Misak-ı Milli… Ardından kongreler… Bu kongrelerde ulusal birlik ve bütünlük duygusunun vurgulanışı… Tam  bağımsızlık  kavramının  öne  çıkışı  ve  her  türlü  işgallere  karşıdirenileceği kararı… Heyet-i Temsiliye denilen ulusal kurulun oluşturuluşu…  Samsun’dan Amasya, Sivas ve Erzurum’a; oradan da yeniden Sivas veAnkara’ya  yönelen  Mustafa  Kemal’in  şimdi  de  yönü  işte  bu  kırsal  kent,Ankara’ydı…Ancak, niçin Ankara?
Ankara’da ise 20. Kolordu bulunuyordu. Bu kolordunun başında da AliFuat Paşa bulunuyordu. Nazım Hikmet’in de dayısı olan Ali Fuat Paşa, Mustafa Kemal Paşa’nınHarp Okulu günlerinden beri en sevdiği arkadaşlarından biriydi… Ankara’ya  İngilizler  ve  Fransızlar  da  askeri  birlik  çıkarmışlar  vekarargah  kurmuşlardı.  İzmir  kanlı  biçimde  işgal  edildiğinde,  en  önemlitepkilerden birisini Ankara göstermiş ve kentte bu olayı kınayan mitingleryapılmıştı. Ali  Fuat  Paşa  ile  de  temasa  geçen  Mustafa  Kemal  Paşa,  Heyet-iTemsiliye’nin Ankara’da çalışmalarını sürdürmesi konusunda görüş birliğinevarmıştı.  Bu nedenle Ali Fuat Paşa Ankara’da ön hazırlıklar yapmış, Ankara’yagelecek  Mustafa  Kemal  başkanlığındaki  Heyeti  Temsiliye  üyelerininkonaklayacağı yerleri tek tek belirlemişti. Bir kurmay kafasıyla o, kimlerleiletişim ve ilişki kurulacağına dek ayrıntılı bir ön hazırlık yapmıştı. O  günlerde  İstanbul’da  Meclis-i  Mebusan’ın  yeniden  açılmasıgündemdeydi.  Anadolu’dan  da  giden  milletvekilleri,  İstanbul’dakiçalışmaları  sırasında,  işte  Heyet-i  Temsiliye  döneminde  ortaya  çıkankararları, İstanbul’daki mecliste anlatmak gibi bir amaçla çalışacaklardı. Heyeti Temsiliye başkanı olan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları da bugelişmeleri Ankara’dan izleyeceklerdi.18 Aralık günü Sivas’tan yola çıkan kurul, Kayseri, Kırşehir ve Karamanüzerinden ilerleyerek, 27 Aralık 1919 cumartesi günü öğleden sonra AnkaraDikmen sırtarına ulaştı. Yolculuk dokuz gün sürmüştü. Yolculuk  sırasında  Kayseri  ve  Mucur’a  birer  gün  kalınmıştı.  Heyet-iTemsiliye  üç  otomobille  Ankara’ya  gelmişti.  Ankara’ya  gelen  kuruldaMustafa Kemal Paşa’nın yanı sıra Rauf Bey, Ahmet Rüstem, Yaver YüzbaşıCevat  Abbas  (Gürer),  Mazhar  Müfit  (Kansu)  ve  Hakkı  Behiç  Beyler  ileİbrühim Süreyya Bey (Yiğit),  Dr.  Refik (Saydam) ve Hüsrev (Gerede) Beyvardı. Kurulu Gölbaşı’nda Vali Vekili Yahya Galip (Kargı) Bey ile 20. KolorduKomutanı Ali Fuat Paşa karşıladı. Mustafa  Kemal  Paşa’yı  ve  yanındaki  kurulu  getiren  otomobiller,kendilerini  karşılayan  kurulun  önünde  durdu.  Mustafa  Kemal  Paşaotomobilinden indi ve karşılayan kişilerle görüştü. Daha  sonra  yanına  Vali  ve  Ali  Fuat  Paşa’yı  alarak,  otomobiliyle  vekendini izleyen diğer otomobillerle birlikte, kalacağı yer olarak ayarlanmışolan Ziraat Mektebi’ne doğru ilerlemeye başladı. Bu sırada kent Paşa’nın gelişi onuruna adeta kaynıyordu. Bir yandandavullar  ve  zurnalar  çalıyor;  Dikmen tepelerinden  hafızlar  ezan  ve  salâtokuyorlardı.Köylerden birçok atlı ve kağnı arabaları gelmiş, bir şenlik havası içindekentlisi  ve  köylüleriyle  Ankaralılar  Mustafa  Kemal  Paşa’yı  bağırlarınabasıyorlardı. Her tarafa “Geliyor!” diye tellallar çıkarılmıştı. Paşayı  karşılamak  için  seçilen  atlı  alayı  Ulucanlar’dan  HacıbayramCamii’nin önünde toplanmış, dini tören yapılmış,  yedi yüz piyade, üç binatlıdan oluşan bir Seymen alayını, Ankaralı dervişler izlemişti. Sonra esnaf, okul öğrencileri bu yürüyenleri izlemişlerdi. Dikmen  tepelerine  gelindiğinde  ezanlar  ve  salatlar  arasında,Kızılyokuş’ta kurbanlar kesilmeye başlandı…Karşılayanlar iki sıra halinde dizilmişlerdi.Paşa otomobilinden inerek hepsinin tek tek hatırını sordu ve ellerinisıktı. Daha ilerde, yedi yüz kadar zeybek giysisi içinde, ellerinde palalarlagençler vardı. Paşa bunlara yanaştı ve “Merhaba!”diye seslendi. 
Hepsi bir ağızdan “Sağol!” diye yanıt verdiler. Mustafa Kemal Paşa yeniden seslendi: “Arkadaşlar, buraya niçin geldiniz?”... Gençler yeniden yanıt verdiler: “Millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik! And olsun!” Mustafa Kemal gene son kez seslendi: “Var olun!”...Ankara artık, Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nın merkezi olmuştu…Bu gelişmeleri, başkent İstanbul basını nasıl değerlendirdi dersiniz?Bir kere Anadolu’daki bu gelişmeler onlar için bir eşkıyalık hareketiydi.Fitneciler  ve  din  düşmanları  onlara  göre  milletin  arasına  nifaksokuyorlardı… Şimdi;  o  dönemin  aykırı  yazarlarından  Refik  Halit  (Karay)  Bey’in  osıralarda yazdığı şu satırlarına kulak verelim: “Merhaba Sivas kuzuları, Ankara keçileri!... Ağıla mı geldiniz? İttihatsürüsünden yeni çoban başı, Millet Paşası mı sizi seçip ayırdı? Tüylerinizikabartıp,  boynuzlarınızı  varaklayıp,  sırtınızı  kınalayıp  sizi  o  mu  hediyegönderdi?  Boynunuzdaki  tasmayı  da  o  mu  taktı?  Kösemendiniz  kimdir?Sivas’ın şu Karakeçisi mi? Yoksa Karaman “Kahraman” kuzusu mu? Niye koçAnkara’da kaldı? Âdeti uzaktan mı toslamaktır?”Mütareke basını buydu.Refik  Halit  Bey  gibiler,  Mustafa  Kemal  Paşa’ya  “Milletin  Paşası”,Ankara’da  toplanan ulusçulara  da  “Ankara  Keçisi,  Sivas  Kuzusu”  derkenkendince  küçümsüyor  ve  ulusal  hareketi  bir  eşkıyalık  hareketi  olarakgöstermeye çalışıyorlardı.Ancak ulusun nefesi çoktan Ankara’da atmaya başlamıştı… İstanbul,  ünlü  şair  Tevfik  Fikret’in  dediği  gibi  koyu  bir  sis  altındaöbeklenmiş kapkaranlık bir sis altında çırpınıp duruyordu. O an, Ankara’da ortaya çıkan umut ışığı, bütün ulusu sarıp kavrayangür bir güneş gibi bütün yurt topraklarını ısıtmaya başlamıştı.

Kemal Arı, 26.12.2014

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Kemal Arı Diğer Yazıları

20 Ağustos 2014 - ATATÜRK, ÇAĞDAŞLAŞMAK, DEVRİM VE CUMHURİYET
30 Ocak 2014 - GENÇLİK, AH CANIM "TÜRK GENÇLİĞİ"…
06 Ocak 2014 - TÜRKİYE’DE DEVLET KRİZİ Mİ VAR?
23 Kasım 2013 - İZLEDİNİZ Mİ? (-Türk Tarih Kurumu, Vahdettin Filmi Yapmış!”
19 Eylül 2013 - KARANLIKLA AYDINLIĞIN DANSI… (-Ülkemiz Daha Aydınlık Olmalıydı)
14 Mayıs 2013 - YARIN 15 MAYIS: BİNLERCE SAHNEDEN, YALNIZCA BİR TANESİ: (-Levazımcı Sabri Bey’in Oğlu ve Patris Vapuru)
13 Mayıs 2013 - 15 MAYIS 1919: -İzmir’in İşgali ve “Karagün” Prof. Dr. Kemal Arı
09 Mayıs 2013 - BİR RESME ODAKLANDIM; ODAKTA İSMET PAŞA YÜZÜM KIZARDI, UTANDIM…
06 Mayıs 2013 - STATÜTÜZ OLMAZMIŞ: (VAY BEE… NE ÇÖZÜMMÜŞ)
04 Mayıs 2013 - TARİH YAKANIZI BIRAKMAZ Kİ?
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo




TRT TÜRKÜ




T
TRT NAĞME

Atatürk Siteleri

İşte Atatürk.com



Atatürk İnkilaplari.com



Önerilen Siteler
Atatürk İzmir Kemalpaşa Resimleri
Atatürk
Takvim
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Video Galeri
CH