ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Ahmet Gürel - ahmetgurel50@gmail.com
TÜRK - YUNAN İLİŞKİLERİNİN DÜNÜ ve BUGÜNÜ
15 Eylül 2015 - 896 okunma

TÜRK - YUNAN İLİŞKİLERİNİN DÜNÜ ve BUGÜNÜ
 
 Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi dünyasında İzmir’in çok önemli bir yeri olduğu bilinir. En başta İzmir’i, doğup büyüdüğü kent olan Selanik’e benzetmiştir. İzmir’in 15 Mayıs 1919 günü kanlı biçimde işgal edilişi, pek çok Türk yurtseverin yüreğini yakmıştır. Atatürk de aynı acıyı yüreğinde duymuş, İzmir’e ulaşmayı bir ülkü haline getirmiştir.
İzmir’den başlayarak Ankara’ya kadar birçok köy, kasaba ve şehir Yunan işgaline uğramıştır. Yunanistan işgal ettiği bu bölgede, Türklere yönelik büyük bir katliam ve mezalim uygulamıştır.
“Hücum haberini alınca hesap ediniz. On beşinci gün İzmir’deyiz” diyen Gazi Mustafa Kemal Paşa, İzmir’e on dört günde kavuşmuştur. Tahmininde bir gün yanılan Gazi, İzmir özlemini 18 numaralı not defterine şöyle yansıtmıştır:
15 Mayıs 1919, İzmir’in işgali… Ben aynı günde İstanbul’u terk ettim. O kara günde Karadeniz’deydim. 3 sene ve 4 ay sonra da bugün Akdeniz’deyim.”
Savaş meydanlarını gezenGazi,etrafta binlerce asker ve birbiri üzerine yığılmış topçu arabalarına ait hayvanların cesetleriyle, cephane artıklarını görünce, şöyle söylenir:
         “Bu manzara insanlığı utandırabilir. Fakat haklı vatan savunmamız için buna mecbur olduk. Türkler başka milletlerin vatanında böyle bir harekete kalkışmazlar.”
         Savaş artıkları arasında da, yırtılmış ve yere terk edilmiş Yunan bayrağını gören Gazi, eliyle bayrağın yerden kaldırılmasını işaret etmiş:
         “Bir milletin bağımsızlık işaretidir. Düşman da olsa hürmet etmek gerekir. Kaldırıp topun üzerine koyunuz” demiştir.
01 Eylül 1922 günü, Dumlupınar’da Yunan ordusuna kesin darbeyi indirdikten sonra,Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Türk ordusuna tarihler boyu unutulmayacak emri şöyle vermiştir:
“…Ordular, İlk Hedefiniz Akdeniz’dir, İleri!”
Kurmaylarıyla beraber İzmir’e doğru ilerlerken Gazi, yanında bulunan İsmet Paşa’ya şunları söylemiştir:
“İzmir’e gelince ilk işin olarak büyükçe bir bina hazırla! Yunanlılarla işimiz bitti artık! Düşmanlığa yer yok! İki milletin ve dünyanın selâmeti bakımından Türk-Yunan dostluğu şarttır…”
Gazi, Temsilciler Heyeti Başkanı Rauf Bey’e Alaşehir’den aynı gün şu telgrafı çekmiştir:
“İzmir’de hiçbir sebep ve nedenle yabancı müdahalesine izin verilmeyeceği ve azınlıkların hukukunu Türk Ordusunun en iyi koruyacağını dostlarımızdan… Yunan ordusunun yaptığı gibi İzmir’de ve diğer yerlerde yangın çıkartmaktan ve adam öldürmekten kaçınmalarını… Bu hususları gerektiği tebliğ edilmesi uygundur.”
10 Eylül 1922 günü Gazi, arabasıyla İzmir içinde ilerlerken; “Bir rüya görmüş gibiyim” diye mırıldanmış ve İzmirliler tarafından büyük bir sevinç ve coşkuyla karşılanmıştır. Hükümet Konağı ile Konak Vapur İskelesi arasında büyük bir kalabalık oluşmuş, meydan hıncahınç dolmuştur. Alkışlar ve “Yaşa Mustafa Kemal Paşa” sesleri göklere yükselirken, Gazi, bir ara Hükümet Konağı’nın balkonundan kendisine çılgınca sevgi gösterisinde bulunan İzmirlileri selamlayarak, konuşmasını şöyle sonlandırmıştır; “Başarı benim değil, sizin, milletindir.”
O gün İzmir Valiliği’nin önünde atının kuyruğuna bağladığı Yunan bayrağını yerlerde sürükleyen Süvari Çolak İbrahim’i gören Gazi, emir çavuşu Ali Metin’le, ona şu haberi yollamıştır:
         “Bayrağı yerde sürümesinler. Bu bizim adaletimize yakışmaz.” Bunun üzerine Yunan bayrağı atın kuyruğundan çözülmüştür. Aynı gün, Karşıyaka’daki İplikçizade Köşkü merdivenlerine serilen bayrağını kaldıran da yine kendisidir.
İzmir’i işgal ederek Anadolu’da unutulmaz acılara neden olan ve ülkesini de bir felakete sürükleyen Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos,  27-31 Ekim 1930 tarihleri arasında, Türkiye’yi ziyaret etmiştir. Bu resmi ziyaretle Türk-Yunan dostluğunun temelleri atılmıştır. Venizelos’un Türkiye’ye yaptığı bu ziyaret sırasında, iki devlet arasında siyasi, askeri ve ekonomik konular ile ilgili üç antlaşma imzalanmıştır. Bu antlaşmalar imzalandıktan sonra, Venizelos’un değerlendirmesi şöyle olmuştur: “Türk-Yunan dostluğu bir arzu değil, artık bir gerçektir. Bugün, her iki halk nezdinde bu dostluk artık gerçekleşmiş ve perçinlenmiştir. Siyasetim, Türkiye ile her zaman dostluk olacaktır.”
Gazi Mustafa Kemal Paşa,  Venizelos’un da katıldığı Cumhuriyet Balosu’nda şu açıklamayı yapmıştır: “…İki millet arasında ortak çalışılacak birçok alan vardır. Ben şahsen, iki millet arasındaki bu çalışmaya tamamen taraftarım.”
1931 yılında, Başbakan İsmet Paşa, Yunanistan’a yaptığı ziyarette Yunan halkınca stadyumlarda karşılanmıştır.                                    
12 Ocak 1934 günü, Yunanistan Eski Başbakanı Elefterios Venizelos, Türkiye Cumhurbaşkanı Atatürk’ü ‘Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermiştir. Yunan Başbakanı Venizelos’un Nobel Ödül Merkezi’ne yazdığı adaylık teklifi şöyledir:
“…Mustafa Kemal Paşa’nın ulusal hareketi ve düşmanlara karşı 1922 yılındaki zaferinden sonra, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, gelecekteki barış için yeni ve korkulu tehlikeler ortaya çıkaracak bu hoşgörüden yoksun ve yerleşmemiş duruma kesin biçimde son vermiştir.
 …Yakın Doğu’da barış yolunda yeni bir çağ açan Yunan-Türk anlaşmasının imzalandığı dönemde, 1930 yılındaki Yunan Hükümetinin başkanı sıfatıyla, şimdi Nobel Barış Ödülü Komitesinin seçkin üyeleri önünde, Mustafa Kemal Paşa’nın adaylığını, bu onur ödülüne layık olarak önermekten şeref duymaktayım.”
Zaman zaman Yunanistan’a yaptığım seyahatlerde, Yunan halkının Türk halkına çok sıcak davrandığına ve adeta kardeş saydığına defalarca şahit olmuşumdur. Türk-Yunan yazarlara yani bizlere düşen görev, halkın sesi ve sağduyusuna kalemimizle sahip çıkarak, Türk-Yunan dostluğunu Atatürk ve Venizelos’un getirdiği eski seviyede tutmaya çalışmak olmalıdır. 
 
Ahmet Gürel
Uşakizade Köşkü Md.
 
 


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Ahmet Gürel Diğer Yazıları

08 Eylül 2017 - Nif'ten İzmir'e Doğru
07 Haziran 2016 - ERMENİ OLAYINDA ALMAN TANIKLAR
28 Ocak 2016 - ZÜBEYDE HANIM İZMİR’DE
24 Kasım 2015 - KÖY ENSTİTÜLERİ DESTANI
13 Eylül 2015 - İZMİR’İN HEMŞERİSİ ATATÜRK, GÖZTEPE NÜFUSUNA KAYITLI…
23 Temmuz 2015 - LOZAN’DAN CUMHURİYET’E YÜRÜYÜŞ
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 3
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 4
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 5
14 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ-1
14 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ-2
20 Mart 2015 - 18 MART 1915 - ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ
25 Şubat 2015 - MART – NİSAN 2015 AYLARI ETKİNLİĞİ
06 Şubat 2015 - İZMİR KADINLAR KONGRESİ
28 Ocak 2015 - Prof.Dr. Rennan Pekünlü’ye Açık Mektup
12 Kasım 2014 - 10. Kitabım çıktı Cumhuriyet ve Kazanımları
10 Kasım 2014 - ATATÜRK’Ü ANARKEN
31 Ağustos 2014 - Atatürk’ün Manevi Çocukları
21 Temmuz 2014 - 24 NİSAN VE SOYKIRIM İDDİALARI
22 Haziran 2014 - Atatürk’ün Latife Hanım ile Evliliği
14 Haziran 2014 - ATATÜRK VE AZINLIKLAR
05 Haziran 2014 - ATATÜRK VE DİN
01 Haziran 2014 - TÜRK – İRAN İLİŞKİLERİ
27 Mayıs 2014 - Atatürk ve At Sevgisi Gazi Koşusu
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH