ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Ahmet Gürel - ahmetgurel50@gmail.com
TÜRK – İRAN İLİŞKİLERİ
01 Haziran 2014 - 1259 okunma

 

 

           On yıldır yurdumuzun çeşitli yörelerinde öğrenciye yönelik 2000’e yaklaşan Atatürk konulu konferanslar verdim. Konferanslarımda sürekli olarak geçmişi anlattım, öğrenciyi de günümüze dair düşündürdüm. Kasım ayındaki yazımda 1930’lu yıllardaki Türk-Yunan ilişkilerini anlattım. Bu yazımda ise, aynı dönemdeki Türk-İran dostluğunu işledim. Bu günkü Türk-İran ilişkisinin geçmişle kıyaslamasını da sizlere bıraktım.  
         Osmanlıların Safevilerle 16. ve 17. yüzyıllarda bir çok kez savaştıklarını ve toprakların bir çok defa el değiştirdiğini biliyoruz. Hiç bir tarafın kesinlikle bir diğerine üstünlük sağlayamadığını ve ancak iki ülkenin de birbirlerini çok zayıflattıkları yadsınamaz bir gerçektir. 1639 yılında iki ülke arasında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması'yla Türk-İran sınırı belirlenmiştir. Bu sınır günümüzde aynen geçerliliğini sürdürmektedir. 
         Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanından 3 gün önce 26 Ekim 1923 tarihinde Rıza Şah Pehlevi kendini şah ilan etmiş, en son Türk hanedanı olan Kaçarlar'ın egemenliğine son vererek, Pehlevi hanedanını kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra, Türkiye ile İran arasındaki bozuk olan ilişkilerde bir düzelme gözlenmiştir.
         Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. yılını kutladığı günlerde, Türk-İran ilişkilerinde yine sıkıntılı günler yaşanmaya başlanmıştı. Ancak, Orta Doğu’da bir denge unsuru ve barışın öncüsü Atatürk vardı.O’nun veŞehinşah’ıRıza Pehlevi’nin öncülüğünde, 28 Aralık 1933 tarihinde Türk-İran dostluk anlaşması imzalanmış ve TBMM’de onaylanmıştır. Yapılan bu antlaşmayla, Türk-İran ilişkilerinin daha iyiye gideceğinin işaretleri alınmaya başlanmıştır.
         Atatürk, iki ülke arasındaki dostluğun, İran Şehinşah’ının Türkiye yapacağı ziyaretle daha da pekişeceğini düşünmüş ve bu geziyi çok önemsiyordu. Ülkesinde devrimleri yapmayı yıllar yılı kafasına koyan Atatürk, gereksinim olan bir çok devrimi bir bir ardına gerçekleştirmeye başlamıştı. Atatürk, işte o günlerde, ülkesine gelen her konuğa modern Türkiye’yi gezdirmek ve tanıtmak istiyordu. Bu nedenle, Atatürk, 1934  Nisan  ayı  içinde konuğunu götüreceği yerleri bir bir gezerek inceleme yapmıştır.Şehinşah, 10 Haziran 1934 günü Trabzon üzerinden Ankara’ya ulaşmış ve Gazi tarafından törenle karşılanmıştır.
       Dört  günlük  Şehinşah’ın Ankara  ziyareti  sırasında, Türk Hükümeti kutlamaların ve ağırlamaların en aşırısını yapmıştır. Gazi Paşa, Şehinşah’ın onuruna verdiği akşam yemeğinde yaptığı konuşmada; SayınŞehinşah, değerli arkadaşım ve muhteşem kardeşim diye konuşmasına başlayıp, kardeş milletin şöhretli başkanı sayesinde İran’ın büyük işler başardığını överek konuşmasını şöyle sürdürmüştür;İki ülkekarşılıklı dostluktan vazgeçtiğinde her iki tarafın zarar ettiğini, halbuki dost oldukları zaman her iki ülkenin kuvvetli ve refah içinde yaşadıklarını dile getirmiştir. Gazi konuşmasının sonunda; Türkiye bu gerçeği fark ettiği için İran’a karşı samimi ve dostça bir politikayı sürdürdüğünü belirtmiştir.
        Şehinşah yemekte yaptığı konuşmasında; Türkiye Cumhuriyeti’nin Muhteşem Reisi, değerli kardeşim ve büyük arkadaşım diye konuşmasına başlayarak şöyle devam etmiştir;iki ülke arasındaki dostluk hiçbir şekilde sarsılmayacak bir temele oturmuştur dedikten sonra iki milletin dünyaya medeniyeti yaydıklarını ve yeryüzünde barışın gerçekleşmesi için çalıştıklarını söylemiştir.
         O akşam; ilk Türk Milli operası olan Özsoy operası, Türk ve İranlı konuklara ilk defa sahnelenmiştir. Operadan çok etkilenen Şehinşah, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya:
         “Sen Serdar (Başkomutan), ben Leşker (er) ” demiştir.
         20  Haziran 1934 günü, Gazi ve Şehinşah kalabalık heyetle birlikte İzmir’i ziyaret etmek için Ankara’dan ayrılmışlardır. Eskişehir’de Türkiye’de monte edilen bir uçağın hava gösterilerini birlikte izlemişlerdir. Gösteri yapan bu uçak, daha sonra Şehinşah’a hediye edilmiştir. Eskişehir’den İzmir’e giden heyet; Seydiköy’de (Gaziemir’de) hava saldırılarını ve savunma usullerini içeren bir askeri tatbikatı izlemişlerdir. Atatürk, şimdi Atatürk Müzesi olan eski Naim Palas Oteli’ni Şehinşah’ın kalması için tahsis etmiştir. Daha sonra, İzmir’den kara yolu ile Çanakkale’ye giden heyet, oradan da Gülcemal Vapuru ile İstanbul’a geçmişlerdir. Dolmabahçe  Sarayı’nda misafir edilen Şehinşah’ın onuruna Gazi tarafından akşam yemeği verilmiştir. Şehinşah, İstanbul’da kaldığı altı gün içerisinde Kara ve Deniz Akademilerini, müze ve camileri, üniversiteyi ve okulları ziyaret etmiştir. Bu geziler sırasında, Şehinşah ve Gazi birbirlerinden ayrılmayacak kadar samimi gözükmüşlerdir. Öyle ki her biri, açıkça diğerinin eşliğinden gerçekten zevk alıyor havasını estiriyorlardı. Bunun da yapmacık olmadığını, her iki liderin yaşamları sürecinde gösterdikleri yakın ilişkilerden anlıyacağız.
         Şehinşah’ın Türkiye’yi resmi ziyareti 2 Temmuz günü sona ermiştir. Şehinşah, Ankara’dan Samsun’a trenle gitmiştir. Orada bir Türk savaş gemisine binerek Trabzon’a gelen Şehinşah’a iki Türk muhribi ve Türkiye Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Bey ve Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Enis Bey eşlik etmiştir.
         8 Temmuz 1937 tarihinde de Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Sadabat Paktı imzalanmıştır. Türk-İran sınırının kontrolündeki zorluklar nedeniyle her iki ülke arasında sınır sorunları zaman zaman ortaya çıkmıştır. Atatürk’ün istemi, Şehinşah’ıRıza Pehlevi’nin katkısıyla bu sınır sorunu çabucak aşılmıştır. İran ile Irak arasında 10 yıl süren, bir avuç toprak için yapılan ve de bir sonuç alınamayan anlamsız savaşı da üzülerek burada anımsatıyorum.
         Şehinşah’ıRıza Pehlevi, Atatürk Devrimlerini ülkesine örnek almış ve oğlu Muhammed Rıza Pehlevi de babasının izini takip etmiştir. 1950’li yıllarda da, Türkiye-İran ilişkileri olumlu bir düzeyde yürütülmüştür, 3 Kasım 1955 tarihinde, İran Türkiye'nin de üyesi olduğu Bağdat Paktı'na katılmıştır.
         Atatürk ve Şehinşah’ın arasındaki ilişkinin benzerleri diğer Orta Doğu ülkeleriyle de kurulmuştur. Orta Doğu’da Kemalizme  olağanüstü önem verilmesinin başlıca nedenleri arasında, Mustafa Kemal’in Anadolu’da yaptıkları bağımsızlık mücadelesinin, sadece Türkiye’nin değil, tüm doğu dünyasının boyunduruk altındaki uluslarının hakkını savunmaya yönelik olduğunu, vurgulanmış olmasıdır. Nitekim yine o liderler, doğu halklarını, Kemalizm hareketi ile yan yana, ulusal kurtuluş uğrunda en son zaferi elde edinceye değin, beraber direnmeye çağırmıştır. Bu konudaki Atatürk’ün sözünü hepimiz biliyoruz. Yabancı devlet adamları ve tarihçilerinin bu konudaki sözlerini okuyalım.
         7 Temmuz 1922 tarihinde, İran elçisi Mümtaz Devlet İsmail Han’ın Ankara’ya gelişinde şu açıklamada bulunmuştur:
         “Türkiye’nin girişmişolduğu direniş hareketinin sadece kendisine ait olmadığını vurgulamaya gerek görmüyorum. Çünkü Türkiye aynı zamanda, tüm doğu dünyası ile, tüm yabancı baskısı altında kıvranan ulusların davasını savunma yolunda geniş ve önemli çabalar harcamaktadır.”                                                                                                                           
         Tunus Devlet BaşkanıHabib Burgiba ise benzer tespiti şöyle yapmıştır:
         “Mustafa Kemal’in kişiliği, halk kitlelerinin ayaklanması ve halk sorunlarının ölçüsü olmuştur. Bu savaşlar O’nun ölümünden sonra genişlemiş, Doğu ve Batı blokları arasında üçüncü dünyaya da ulaşmış ve onu sömürgeci boyunduruğundan kurtarmıştır.”                                                                                                                                          
         İngiliz Tarihçi Arnold  J. Toynbee’nin güzel ve yerinde tespiti ise şöyledir:
         “Türkulusu kendisi için savaşırken, aynı zamanda kardeş halkaların savaşını da vermiştir. Kendisine karşı kabaran sel sularını Ankara kapılarında durdurarak, İzmir’e, İstanbul’a, Trakya’ya doğru süren Türklerin başlattığı yeni akım, belki de Hindistan’a değin etkisini sürdürecek ve bu ülkeleri kaplayan Batı selini sürükleyip götürecektir. ”                                        
         Yukarıdaki yabancıların Atatürk için söyledikleri, O’nun yaptıklarının bir göstergesidir. Bu ışık altında, 1930’ların Türk-İran ilişkisinin konumunu özetledim. 2000’li yılları hepimiz biliyoruz. Emperyalist ülkeler, petrol için ve milyonların kanı pahasına bozdukları bu barışın bedelini ödeyeceklerdir. 1930’lu yıllardaki Atatürk Türkiye’sinin “Yurt’ta Barış, Dünya’da Barış” başarısını özlüyorum.                                                    
 
Ahmet Gürel
İzmir Özel Türk Koleji
Uşakizade Köşkü Md.
 
 
 
 
 
 
 

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Ahmet Gürel Diğer Yazıları

23 Temmuz 2018 - LOZAN’DAN CUMHURİYET YÜRÜYÜŞÜNE
08 Eylül 2017 - Nif'ten İzmir'e Doğru
07 Haziran 2016 - ERMENİ OLAYINDA ALMAN TANIKLAR
28 Ocak 2016 - ZÜBEYDE HANIM İZMİR’DE
24 Kasım 2015 - KÖY ENSTİTÜLERİ DESTANI
15 Eylül 2015 - TÜRK - YUNAN İLİŞKİLERİNİN DÜNÜ ve BUGÜNÜ
13 Eylül 2015 - İZMİR’İN HEMŞERİSİ ATATÜRK, GÖZTEPE NÜFUSUNA KAYITLI…
23 Temmuz 2015 - LOZAN’DAN CUMHURİYET’E YÜRÜYÜŞ
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 3
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 4
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 5
14 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ-1
14 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ-2
20 Mart 2015 - 18 MART 1915 - ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ
25 Şubat 2015 - MART – NİSAN 2015 AYLARI ETKİNLİĞİ
06 Şubat 2015 - İZMİR KADINLAR KONGRESİ
28 Ocak 2015 - Prof.Dr. Rennan Pekünlü’ye Açık Mektup
12 Kasım 2014 - 10. Kitabım çıktı Cumhuriyet ve Kazanımları
10 Kasım 2014 - ATATÜRK’Ü ANARKEN
31 Ağustos 2014 - Atatürk’ün Manevi Çocukları
21 Temmuz 2014 - 24 NİSAN VE SOYKIRIM İDDİALARI
22 Haziran 2014 - Atatürk’ün Latife Hanım ile Evliliği
14 Haziran 2014 - ATATÜRK VE AZINLIKLAR
05 Haziran 2014 - ATATÜRK VE DİN
27 Mayıs 2014 - Atatürk ve At Sevgisi Gazi Koşusu
GENEL BAŞKAN
Günün Kitabı

9 Eylül 1922 İzmir Hükümet Konağı'ndan
yunan Bayrağını indirip Yerine,
ŞANLI TÜRK BAYRAĞINI DİKEN
Kahraman ŞERAFETTİN YÜZBAŞI'NIN
Kahramanlık Hikayesi
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo




TRT TÜRKÜ




T
TRT NAĞME

Atatürk Siteleri

İşte Atatürk.com



Atatürk İnkilaplari.com



Önerilen Siteler
Atatürk İzmir Kemalpaşa Resimleri
Atatürk
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH