ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Ahmet Gürel - ahmetgurel50@gmail.com
TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 4
15 Nisan 2015 - 825 okunma

   TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 4
 
        Her 24 Nisan geldiğinde, Ermeni diasporasının; “Türkler, Ermeni Soykırımı” yaptılar, diye kulis yaptığını ve 2015 yılında da büyük hazırlıkları olduklarını biliyoruz. Gerçekten de 24 Nisan 1915 tarihinde ne oldu? O tarihte, Osmanlı Hükümeti’nce 2345 Ermeni liderini ve ihtilalcisini Anadolu’da olaylara karıştıkları nedeniyle tutuklanmıştır. Aynı gün, iletişim araçları yeterli olmamasına rağmen, Bütün Ermeniler Katagigosu olanBaşpiskopos Kevork, Amerika Devletleri Birleşik Başkanı’na Türklerin‘Ermeni katliamı’ yaptığını duyurmuştur.
            ‘Soykırım’ kavramını, devletler hukukuna 11 Aralık 1946 tarihinde girmiş ve 12 Ocak 1951’de yürürlüğe girmiştir. ‘Soykırım Sözleşmesi’ni, Türkiye 1950 tarihinde imzalarken; İngiltere 1970’te, ABD 1989’da, Ermenistan ise 1991 yılında kabul etmişlerdir.[1]
         Emperyalist ülkelerin emelleri için kullanılan Ermeniler, bu kez de aynı ülkeler tarafından ‘Soykırım’ adına çıkışı olmayan bir yöne doğru götürmektedirler.
            Sözde Ermeni Soykırımı’nın ilan edildiği günden bu güne, dünyada birçok sahte belgelere dayalı kitap yayınlanmıştır. Ermenilere destek olan başta İngiltere olmak üzere tüm emperyalist güçler, Ermeni katliamı yalanını çeşitli propaganda araçlarıyla kendi kamuoyuna sunmuşlardır. İngiliz İstihbarat Birimi, Türkiye için Mavi Kitap yayımlanmıştır. Arnold J. Toynbee ve James Bryce tarafından Türklerin aleyhine hazırlanmış olan bukitapta, Türklerin, Osmanlı topraklarında 600 bin Ermeni’yi öldürdüğü yazılmıştır.       
         Mavi Kitap’ı takma tanıklara dayanarak yazdığı açıklanan Prof. A. J. Toynbee[2],1960 yılında yapılan bir konferansta, Prof. Türkkaya Ataöv’ün bir sorusu üzerine; 1914–1918 tarihleri arasında yapılan, kendininkiler dâhil tüm İngiliz yayınlarının savaşı ne pahasına olursa olsun kazanma hedefine yönelik tek yanlı ve abartmalı yayınlar olduğunu, bugün böyle değerlendirilmesi gerektiğini söylemiştir.[3]
ABD İstanbul Büyükelçisi Henry Morgenthau, anılarını içeren ‘Büyükelçi Morgenthau’nun Öyküsü’ adlı kitap, sahte Ermeni tezleriyle hazırlanan diğer bir kitap olmuştur.
         ABD Princeton Üniversitesi’nde görevli tarihçi Prof. Health Lowry’nin yaptığı araştırmalar sonucunda; Morgenthau’nun İstanbul’da görev yaptığı döneme ait kendisinin ABD Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği raporlar ile anıların karşılaştırılması sonucunda, anılarda gerçek olmayan verilerin kullanıldığı kanıtlanmıştır. Prof. Lowry, anlatımına şöyle devam etmiştir:
         “Amerikan kamuoyunun belirgin politikası haline gelen ve günümüzde varlığını sürdüren güçlü Türkiye karşıtlığı, kitabın temel taşlarından biri olmuştur. Morgenthau’nun bu kitabı, İttihat ve Terakki Hükümeti’nin I. Dünya savaşını bahane ederek, Ermeni azınlığa karşı planlı bir soykırım uyguladığı inancının ana çıkış noktalarından biridir.[4]
         1920 yılında, Aram Andonyan adında bir Ermeni, Paris’te sahte evraklara dayalı bir kitap yayınlamıştır. Bu kitap, diğerleri gibi düzmece propaganda araçlarından biridir.
         Batılılar ve Ermenilerin gerçeklerle yüzleşmek istemediğini belirten Amerikalı Savcı Sam Weems, ‘Ermeni Hilesi’ adlı bir kitabında görüşünü şöyle açıklamıştır:
         “O tarihlerde ileri sürüldüğü gibi bir soykırım yapılması mümkün olamaz. Ermeniler, hiç utanmadan, sıkılmadan Washington’da milyonlarca dolar verip bir bina satın alıyorlar ve soykırım müzesi kurmaya kalkıyorlar. Bu Hıristiyanlık adına utanç verici bir durumdur. Eğer soykırım müzesi kuracaklarsa, sergileyecekleri arasında Türklere ait hatıralar da olmalıdır. Yoksa kurdukları müze, ırkçı nefret müzesi olmaktan öte bir anlam taşımaz.”[5]
Uzun süre İstanbul’da yaşamış olan Fransız yazarPierre Loti, yaşananlar hakkında bakalım ne yazıyor:
         “İki halk arasında karşılıklı olarak oluşan kin ve nefret, 1890’lı yıllarda Ermenilerin yaptığı katliamı doğurdu”demiştir. Olaylardan Ermenileri suçlayan Loti, bu konuda şunları söylemiştir:
         “Türkler, Ermenilerin rahat durmayacaklarını, barış günlerinde de Türklere karşı kışkırtıcı ve zararlı girişimlerden uzaklaşmayacaklarını çok iyi biliyorlardı.”
Ermenilere karşı ilk suçlama yazılarım daha az katıydı diyen Pierre Loti, şöyle devam etmiştir:
         “Her şeye rağmen, bende her zaman uyandırdıkları bu acıma duygusu çok derindi. Çünkü onları daha az tanıyordum. Savaşın, çok fazla sayıda Avrupalı tanığın ülkelerin içine nüfus etmesine ve kendilerini iş başında görmelerine imkân vermesi,Ermeniler için –Yunanlılar için olduğu gibi- can sıkıcıydı. Böylece birçok efsane yıkıldı. Şimdi, artık onlar katliama uğradıysalar da katliamcı olmaktan asla geri kalmadıkları biliniyor. Pek çok resmi rapor, bunun geçerliliğini gösteriyor. Son olarak ‘Illustration’a, kendi Hıristiyan elleriyle hazırlanmış, Türk ölülerinin doldurulduğu çukurların fotoğraflarını gönderdim. Orada özellikle çocuklar ve kadınlar görünüyordu. Zira bu yeni cinayetler, erkeklerinin savaşa gittiği köylerde işlenmişti. Sadece Türkler onlar gibi aşırı şikâyetleriyle tüm dünyanın kafasını şişirmediler. Zavallı Türkler, Hıristiyan değiller ve Avrupa’nın gözünde yapılan asıl suç işte burada. Ermeniler ve Ortodokslar, ülkemizdeki materyalistleri ve ateistleri bile etkileyen bu Hıristiyan kimliğini yeteri kadar yıpratıp, kötüye kullanmadılar mı? Ermeniler tarafından ortaya atılan ölü sayısına gelince, toplam nüfuslarının iki katını aşıyor; oysaki hala her tarafta yüzlercesi, yüz binlercesi bulunuyor, orada bazı bölgelerin tamamı onlarla nüfuslandırılmıştı. (Avrupa’nın batısını dolduranlar hariç)[6]
         Türkiye’nin, soykırım yaptığı iddia edilen Ermenilerin ülkesi Ermenistan’dan 41 yıl, destekçileri İngiltere’den 20 yıl, ABD’den 39 yıl önce neden‘Soykırım Sözleşmesi’ni imzaladığını iyi düşünmemiz gerekiyor?
         Eğer Türkiye, 1915 yılında soykırım yaptıysa, geriye dönük bir yaptırımla, ‘Soykırım Sözleşmesi’ni imzalamışken niçin yargılanmamıştır? Senelerce yapılmayan bu suçlama, niçin 1980 yıllarından sonra gündeme getirilmiştir? Bunun yanıtı, Türkiye’nin Kemalizm’den uzaklaşması ve uluslararası ilişkide güçsüzleşmesidir. Yeniden Kuvayı Milliye ve komşularıyla dost ve lider Türkiye beklentimle…
Sözde Ermeni soykırımına 5. Yazımla devam edeceğim. 24 Nisan 2015
 
Ahmet Gürel
ADD Eğitim-Bilim Danışma Kurulu Üyesi
 
TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 5
 
“Sözde Soykırım” iddialarına yabancı belgelerle yanıt vermeye devam ediyorum. Fransız Av. Georges de Maleville’nin yazdığı ‘1915 Osmanlı-Rus Ermeni Trajedi’ adlı kitap, Türkiye’yi asılsız iddialarla suçlayanlar için hazırlanmış bir iddianamedir. Av. Georges de Maleville, Ermeni soykırımı’ tezini belgelerle sadece çürütmekle kalmıyor, Fransa’nın diktiği kin anıtlarının boş bir düşüncenin ürünü olduğunu vurgulayarak tarihe bir not düşüyordu:
       “Dünya Savaşın ilanından itibaren, Kilikya ve Maraş yöresindeki Ermeniler ayaklanmıştır. Öylesine önemli bir ayaklanma olmuştur ki, 1915 Şubatı’nda, Rusya’nın Londra Büyükelçisi, Antakya’ya çıkartma yaparak gelen 15 bin asiye erzak sağlamak amacıyla, İngiliz Hükümeti’nden yardım talebinde bulunacaktır. Olayın ciddiyetini belirtmek için, Osmanlı İmparatorluğu’nun aynı dönemde, Çanakkale’yi savunmakta olduğunu belirtelim.”[7]
         ABD’li Prof. Bernard Lewis, ‘Ermeni soykırımının gerçek olmadığı’ konusundaki görüşünü açıklaması nedeniyle, Ermenilerin yoğun tepkisiyle karşılaşmıştır. 16 Kasım 1993 tarihinde, ‘Le Monde’ gazetesinde Bernard Lewis, Ermeni soykırımıyla ilgili olarak makalesinde şunları yazmaktadır:
         “Osmanlı Hükümeti’nin Ermeni ulusuna karşı kitlesel yok etmeyi öngören bir planı olduğunu gösteren geçerli kanıt yoktur. Türklerin ‘tehcire’ başvurmalarının geçerli nedenleri vardır. Çünkü Ermeniler, Osmanlı topraklarını işgal eden Rusya ile birlikte Türklere karşı çarpışıyorlardı.”[8]
         Tehcir sırasında bölgedeki aşiretlerin saldırılarına karşı Ermenilerin korunması, gıda ve diğer ilaçlarının karşılanması için Türk hükümetinin ordusuna emir verdiğini anlatan ABD’li Prof. Dr. Stanford Shaw, göçle ilgili görüşlerini şöyle anlatıyordu:
         “Bölgede Ermeni nüfusu iddia edildiği kadar değildi. Tehcirden önce iki yüz elli bin Ermeni Rus Ordusu’na katılmış, yedi yüz bin Ermeni de Rusya Ermenistan’ına göç etmiştir. Ancak savaş ve tehcir sırasında her iki taraftan da karşılıklı olarak on binlerle ifade edilecek kadar öldürmeler olmuştur. Ancak ölen Ermenilerin sayısı üç yüz bini geçmez. Fakat tepki olarak Ermenilere karşı katliam da olmuştur. Ama hükümet emriyle gerçekleştirilmiş bir Ermeni katliamı kesinlikle söz konusu değildir.”[9]   
         Prof. Dr. Justin Mc Carthy, Yeditepe Üniversitesi’nde ‘Ermeni Soykırımı İddialarında Gerçek Nedir?’ konulu konferansında şunları söylemiştir:
         “Bugün Ermenistan olarak bilinen yerin büyük çoğunluğu, Rusya’nın bu bölgeyi işgali öncesinde Türklere aitti. Ermeniler, Güney Kafkasya’nın hiçbir yerinde çoğunluk olmamıştır. Türk-Rus savaşlarında, Ermeniler, Ruslara katılmış ve Türkiye’ye karşı düşmanla işbirliği yapmışlardır.
         Ruslar, geri çekilirken beraberinde Ermenileri de götürmüşlerdir. Ve sonradan bunları Türklerin topraklarına tekrar yerleştirmişlerdir. Ölümleri, öldürmeleri başlatan Ermenilerdir. Türkler Ermenilere saldırmadılar. Ermeniler Türklere saldırdılar. Türkler Ermenilerin saldırılarına cevap verdi. Kan dökülmesini Türkler başlatmadı.”[10]
         Taşnak lideri ve Ermenistan’ın 1918–1920tarihleri arasında ilk Başbakanı olanOvanes Kaçaznuni, Ermeni gerçeğinin yanlışlarını o yıllarda görmüştür. ‘Büyük Ermenistan’ hayalinin gerçekçi olmadığını saptayan bu lider, Kaçaznuni’nin tehcir konusundaki tespiti çok ilginçtir, okuyalım:    
         “1915 yaz ve sonbahar döneminde, Türkiye Ermenileri zorunlu tehcire tabi tutuldu, kitlesel sürgünler ve baskınlar gerçekleştirildi. Bütün bunlar, Ermeni sorununa ölümcül bir darbe vurdu.
          Tarihsel Ermenistan’ın, bize devreden gelenekleri ve Avrupa diplomasisinin vaatleri doğrultusunda, bağımsızlığımızın temelini oluşturması gereken bölgeler boşaltıldı; Ermeni illeri, Ermenisiz kaldı.         
         Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir konu bulunmamaktadır. Sonradan da anlaşılacağı üzere, Türkiye’de Ermeni meselesinin temelli çözümü açısından bu yöntem, en keskin ve en uygun bir yöntemdi.”[11]     
‘Türk Ermeni İlişkileri’ (Yabancı Belgeler Işığında, Dünü Bugünü) adlı kitabımda yer alan 524 yabancı belgeden sadece 10 adedini bu makaleme aldım. 1906–1922 yılları arasında Ermeniler tarafından 518.105 Türk’ün katledildiğinin belgesini bile dünyaya duyuramazken, onlar haksız oldukları bu konuda her ülkeyi soykırım anıtlarıyla doldurmak başarısını göstermektedir.
Tarihi gerçekleri saptıranlara, Değerli Hukukçu Emin Değer ‘Tarihe Not Düşürmek’ başlıklı yazısıyla cevap verelim: 
         “Soykırım yapmamış bir ulusun bireylerinin bilgisizliğinden, bilenlerin de ilgisizliğinden yararlanarak yerel karşılıklı öldürme olaylarını soykırım olarak yansıtan kimi aydınların yol açtığı suçluluk psikozuyla hareket etmeyen her sağduyulu insanın, savunma değil hesap sorma konumunda olması gereken günlerdeyiz.” 24 Nisan 2015
 
 
Ahmet Gürel
ADD Eğitim-Bilim Danışma Kurulu Üyesi


[1] Ali Eşref Uzundere,İnsanlık Suçu; Iğdır ve Çevresinde Ermenilerin Türk Kırımı, T.C. Kültür Bakanlığı Yayını, Ankara 2002, s. 52–55.
[2] SBF Profesörler Kurulu Salonunda yapılan bir konferans.
[3] Türkkaya Ataöv, Ermeniler, Mavi Kitap ve Toynbee, Cumhuriyet, 12 Mart 2005.
[4] Şükrü Elekdağ, ‘Tarihsel Gerçekler Işığında Ermeni Soykırım Savı’ adlı makalesi, Cumhuriyet, 25 Nisan 2005, sayı: 3. 
[5]Mürsel Köse, İşgalden Kurtuluşa, Kuban Yayıncılık, Ankara 2003, s. 144.
 
6. Ersal Yavi, 1856–1923 Emperyalizm Kıskacında Türkler Ermeniler Kürtler, Yazıcı Yayınevi, İzmir 2003, s. 213–214. 
 
[7] Georges de Maleville, 1915 Osmanlı-Rus Ermeni Trajedisi, Toplumsal Dönüşüm Yayınları,  İstanbul 1998, s. 72–73..
[8] Ali Eşref Uzundere,İnsanlık Suçu; Iğdır ve Çevresinde Ermenilerin Türk Kırımı, T.C. Kültür Bakanlığı Yayını, Ankara 2002, s. 308.
[9] Köse, a.g.e., s. 134.
[10] Prof. Dr. Justin Mc Carthy ile yapılan röportaj, Hürriyet, 22 Mart 2001.
[11]Ovanes Kaçaznuni, Taşnak Partisi’nin Yapacağı Bir Şey Yok, Kaynak Yayınları, İstanbul 2005, s. 32–33.
 

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Ahmet Gürel Diğer Yazıları

08 Eylül 2017 - Nif'ten İzmir'e Doğru
07 Haziran 2016 - ERMENİ OLAYINDA ALMAN TANIKLAR
28 Ocak 2016 - ZÜBEYDE HANIM İZMİR’DE
24 Kasım 2015 - KÖY ENSTİTÜLERİ DESTANI
15 Eylül 2015 - TÜRK - YUNAN İLİŞKİLERİNİN DÜNÜ ve BUGÜNÜ
13 Eylül 2015 - İZMİR’İN HEMŞERİSİ ATATÜRK, GÖZTEPE NÜFUSUNA KAYITLI…
23 Temmuz 2015 - LOZAN’DAN CUMHURİYET’E YÜRÜYÜŞ
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 3
15 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ - 5
14 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ-1
14 Nisan 2015 - TÜRK–ERMENİ İLİŞKİSİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ-2
20 Mart 2015 - 18 MART 1915 - ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ
25 Şubat 2015 - MART – NİSAN 2015 AYLARI ETKİNLİĞİ
06 Şubat 2015 - İZMİR KADINLAR KONGRESİ
28 Ocak 2015 - Prof.Dr. Rennan Pekünlü’ye Açık Mektup
12 Kasım 2014 - 10. Kitabım çıktı Cumhuriyet ve Kazanımları
10 Kasım 2014 - ATATÜRK’Ü ANARKEN
31 Ağustos 2014 - Atatürk’ün Manevi Çocukları
21 Temmuz 2014 - 24 NİSAN VE SOYKIRIM İDDİALARI
22 Haziran 2014 - Atatürk’ün Latife Hanım ile Evliliği
14 Haziran 2014 - ATATÜRK VE AZINLIKLAR
05 Haziran 2014 - ATATÜRK VE DİN
01 Haziran 2014 - TÜRK – İRAN İLİŞKİLERİ
27 Mayıs 2014 - Atatürk ve At Sevgisi Gazi Koşusu
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH