ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ      ETKİNLİKLER      GÜNCEL HABERLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Kemal Arı - kemalari55@hotmail.com
YARIN 15 MAYIS: BİNLERCE SAHNEDEN, YALNIZCA BİR TANESİ: (-Levazımcı Sabri Bey’in Oğlu ve Patris Vapuru)
14 Mayıs 2013 - 1409 okunma


15 Mayıs gününün öğle saatlerinde İzmir artık işgalin kanlı kollarında çırpınıyordu. Pasaport’tan Konak’a doğru uzanan rıhtım, cadde ve sokaklar sanki birer kan çanağına dönmüştü. 
Sabri Bey, Sarıkışla’da Levazım Bölümü’nde çalışıyordu. O gün, küçük oğlunu da yanında işe getirmişti. 
Onca mermi yağmuru altında, saatlerce ateş altında kalan kışlanın demir kapısı sonunda açılmış; en başta Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa dışarı çıkmış; bir Yunanlı yüzbaşı, koskoca paşayı tokatlayarak kalpağını başından almış; ayakları altında çiğnemiş; sonra da itip kakarak yere yuvarlamıştı. Dışarı çıkarılanlar guruplar halinde toplanıyor her türlü hakarete uğruyor; dipçik darbeleri altında dövülüyor; kime, kimin neresine denk geliyor diye düşünülmeden süngülenen bedenler, sağa sola ekin başakları gibi düşüyorlardı. Süleyman Fethi Bey ve daha niceleri…
Bu süngülerden biri de kafile halinde, Punto (Alsancak) tarafına doğru yürütülen kafile içinde; Sabri Bey’in küçük oğlunun kalçasına tam Yunan Bankası’nın önünden geçilirken denk geldi. Kalçasına yediği süngü darbesi ile çığlıklar içinde yere yuvarlanan küçük yavrucağını babası derhal kucaklamış; Punto’ya kadar kah kucağında, kah sırtında taşımıştı. Küçük çocuk, ağır yaralıydı. 
Yüreği yaralı babası Sabri Bey, oğluyla birlikte hala acımasız demir, kırbaç ve dipçik darbelerine maruz kalıyor; yüreği oğlunun haline mi yansın; yoksa elindeki çaresizliğe bilmeden; zavallı adam, grup içinde ötekilerle aynı kaderi paylaşarak ta Punto’ya kadar yürümüştü. Sonunda Punto’ya varıldı. Yürütülen grupta yaralanan başkaları da vardı. Gruplar halinde Punto’ya getirilen Türkler, burada bekleyen gemilere bir hayvana bile yapılmayacak ağır hakaretlerle gemiye tıkılıyorlardı. Sabri Bey’in içinde bulunduğu grup; Patris adlı Yunan vapuruna tıkılacaklardı. O, gemiye geldiğinde, kucağındaki yavrucağını güç bela güverteye çıkardı. 
Oğlunu geminin baş güvertesine uzatarak, azıcık olsun istirahat etmesini sağlamaya çalışırken, vapurun ötesinde berisinde vurulan süngü, dipçik, zincir ve ağır demir parçalarıyla yüz kadar başka yaralılar daha inleyip duruyorlardı. Şimdi gemiye tıkılan Türk tutuklular, sanki üst üste, birbirlerine yapıştırılırcasına Patris’in güvertesine yığılmışlardı. Gemi kaptanı; tutukluların üzerinde sanki zararlı bir madde bulmak istiyormuş gibi üstlerini başlarını arıyor; bu bahane ile eline geçen para, pul; sigara tablası; çakmak; ne bulursa soyup soğana çeviriyordu. Gemiye bindirilenler tepeden tırnağa aranırlarken her türlü tehdide, aşağılanmaya, itilip kakılmaya ve tekmelenmeye uğruyorlardı. 
Üstlerinden paraları pulları ve taşınabilecek diğer değerli eşyaları alınanların bu kez sıra çizmelerine, ayakkabılarına, kol ve cep saatlerine, pelerinlerine ve kaputlarına sıra geldi. Üstündeki giyeceklerini vermek isteyenler, akıl almaz küfür ve hakarete uğruyor; ardından da iyi bir dayaktan geçiriliyorlardı. Ortalıkta küçük kümeler halinde mendiller, teşbihler, tabakalar, sigara ağızlığı gibi eşyalar toparlanmıştı. Bir arama bitti derken, ardından yeni bir arama başladı. Koskoca Kolordu Kumandanı Ali Nadir Paşa’dan başlayarak, kışlanın dümen neferine, kışlanın yakınlarında görülüp tutuklanan Müslüman arabacı ve hamallara kadar ayakta tutulan bu insanlar; ardından büyük bir küme içinde, içi hayvan pislikleri ve pis su dolu bulunan ambarlara tıkıştırıldılar. 
Bu kez de soygunculuk sırası, Yunan erlerine gelmişti. Onlar da kol düğmelerine, çizme mahfuzlarına ve sıradan gözlüklere gözlerini dikmişlerdi. Tek tek bunlar sökülüp koparılarak, tutukluların üzerinden alındılar. Hayvan pisliğiyle iyice dayanılmaz biçimde bulunan ambarlar, bu kez üst üste yığılan tutuklular nedeniyle iyice dayanılmaz bir duruma gelmişti.
Bu yetmedi, bir süre sonra, 200 kadar Müslüman lise öğrencisi ve izciler de zaten birbirine yapışmış durumdaki insanların arasına tekmelerle tıkıştırılırcasına içeri basıldılar. Onların içinde de yaralılar, kollarında bacaklarında saplanıp çıkmamış kurşun bulunanlar vardı…
O gün; Sabri Efendi’nin oğlu, hakka yürüyüp şehit olduğunda, aynı kaderi paylaşmak üzere diğer Türk çocukları da hayvan pislikleri arasında inildeyip duruyorlardı…
Bu zulmü yapanlar kimlerdi?
Padişah efendimizin, konukları… Uygarlık getirmek için İzmir’e çıktığını söyleyen insanlık sevdalıları…
15 Mayıs 1919’ günü, İzmir’de İşgalin acı yüzü!
Bugün çevremizde işgal altında bulunan yerlerde yaşananları görüyor musunuz, biz tam yüz on yıl önce yaşamışız… Bu yaşananlar Ebu Garip’te yaşananlardan farklı mı?

Kemal Arı, 14.05.2013

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Kemal Arı Diğer Yazıları

27 Aralık 2014 - MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN ANKARA’YA GELİŞİ
20 Ağustos 2014 - ATATÜRK, ÇAĞDAŞLAŞMAK, DEVRİM VE CUMHURİYET
30 Ocak 2014 - GENÇLİK, AH CANIM "TÜRK GENÇLİĞİ"…
06 Ocak 2014 - TÜRKİYE’DE DEVLET KRİZİ Mİ VAR?
23 Kasım 2013 - İZLEDİNİZ Mİ? (-Türk Tarih Kurumu, Vahdettin Filmi Yapmış!”
19 Eylül 2013 - KARANLIKLA AYDINLIĞIN DANSI… (-Ülkemiz Daha Aydınlık Olmalıydı)
13 Mayıs 2013 - 15 MAYIS 1919: -İzmir’in İşgali ve “Karagün” Prof. Dr. Kemal Arı
09 Mayıs 2013 - BİR RESME ODAKLANDIM; ODAKTA İSMET PAŞA YÜZÜM KIZARDI, UTANDIM…
06 Mayıs 2013 - STATÜTÜZ OLMAZMIŞ: (VAY BEE… NE ÇÖZÜMMÜŞ)
04 Mayıs 2013 - TARİH YAKANIZI BIRAKMAZ Kİ?
GENEL BAŞKAN
Günün Kitabı

9 Eylül 1922 İzmir Hükümet Konağı'ndan
yunan Bayrağını indirip Yerine,
ŞANLI TÜRK BAYRAĞINI DİKEN
Kahraman ŞERAFETTİN YÜZBAŞI'NIN
Kahramanlık Hikayesi
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo




TRT TÜRKÜ




T
TRT NAĞME

Atatürk Siteleri

İşte Atatürk.com



Atatürk İnkilaplari.com



Önerilen Siteler
Atatürk İzmir Kemalpaşa Resimleri
Atatürk
Anasayfa | İletişim | G.Başkanlarımız | Demokrasi Şehitleri | Tüzük | Atatürk | İlkeleri | Hakkında Söylenen | Kurduğu Kurumlar | Kurtuluş Savaşları | Kadın Kahramlar | Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
CH